Gisele Bündchen Gibi Olmak….

Gisele-Bundchen-17Bu gün çok  güzel bir hikaye anlatacağım. Masal gibi ama masal değil, gerçek…İki gündür, Life-Co ve detoks anlatıyorum, daha da çok anlatmaya niyetliyim.Şimdi de Life-Co ile zayıflayan arkadaşımın hikayesi….Çok sevdiğim  arkadaşım, zayıflamaya karar veriyor.İşe Life-Co nun bir haftalık detoks programı ile  başlıyor. Sadece içerek, tüm uygulamaları yerine getiriyor.O hafta 2.5  kilo veriyor. Çok mutlu, morali yükseliyor, ve de devam diyor.15 kilo daha verene kadar.Life-Co ‘nun önerilerini ve sistemini devam ettirerek. Life-Co daki koçu  bir hedef  ve bir de idol belirlemen lazım diyor. Arkadaşım, 4 ay sonra nikah şahidi olacağı günü 15 kilo vermek kaydiyle hedef, Gisele Bündchen’i de idol seçiyor.Sonra adım adım denilenleri yapıyor. Sabah kocaman bir dilim kepek ve beyaz olmayan bir ekmekle, otlar peynirler, domatesler, salatalıklar kahvaltı. Öğlen olmak istediği kilo kadar gr protein, 60 gr veya 70 gr gibi, yanına sebze, ya da salata. Arada acıkırsa ceviz, kuruyemiş, incir. Ama hepsi diyetlerde yaptığımız gibi makul ölçüde. Sonra akşama yaklaşırken, hava kararmadan yeme işlemi bırakılıyor. Sadece katı sebze meyva sıkacağı ile sıkılmış, sebze  suyu içiyor.Kocaman bardakla….

10417645_10152945414158530_5381476324477060885_nSonuç mükemmel 4 ay sonra harika bir fiziğe kavuşuyor.Hem de çok sağlıklı, fit ve de enerjik. Gisele’e benziyor mu? Evet çok benziyor. Hatta, gülüşü sıcaklığı ile ondan çok daha çekici ve hoş geliyor bize. Hepimiz kendisinin dört ay sonraki halini  çok beğendik, bayıldık. 251466_10150207114343530_35929_nHikayesini çok sevdik. Ama hadi yap deyince o kadar kolay değil.Başlamak karar vermek, uygulamak, en önemlisi sonuna kadar vazgeçmemek. Hedefden sonra da geri adım  atmamak.Tabii arkadaşım bütün bu süreç ve sonrası sürekli sabah yürüyüşlerini ve ve toparlayıcı, sıklaştırıcı , jimnastiklerini yapmayı da ihmal etmiyor.

20100210_sandra-bullock-oscar-in-favorisi_kŞimdi sıra ben de;  hikayeyi duyduğum günden beri başlamak istedim ama olmadı, başlayamadım. Şimdi 1 Şubat itibari ile başlayıp 1 Haziran’a kadar 6-8 kilo vermeye kararlıyım. Ayda 1.5-2  kilo haftada yarım kilo vermek istiyorum. İdolumu bulmakta çok zorluk çektim. Hem çok güzel olsun hem de biraz beni andırsın istedim. Sonunda Sandra Bullock’ta karar kıldım. Bir zamanlar benzetirlerdi, şimdi zayıflarsam belki yine biraz, bu çok güzel kadını andırırım.

IMG_6608

İsteğim onun gibi, olabildiğince  incecik olmak, ama idolum olunca biraz yüzü de benzesin istedim. Sonra da  önüme çok sevdiğim,filmi Proposal’daki fotoğrafını koydum. Şimdi evet kolay gelsin bana diyorum ve başlıyorum. Sizinle de paylaşarak ciddiyetimi,kararlılığımı sınamak istedim  galiba.

Sandra Bullock On Film Set for "The Proposal" Lower Manhattan,  NYC 06/06/08Bu gün yürüyüşle güne başladım, bir saat sahilde yürüdüm.Sonra kara buğday ekmeği keçi peyniri ve taze biber salatalık maydanozla kahvaltımı yaptım. Öğlen iki kaşık mercimek yemeği, yanında buharda pişmiş brüksel lahanası, kırmızı biber ve havuç ile yedim. Bol tarçınlı çay içtim, saat beş gibi, otlu lor peynirli minik bir enginar,  yemeği planladım. Akşama da sebze suyu yapacağım. Pancar, lahana, brokoli, maydanoz, zencefil,sıkıp  limon ekleyeceğim. Daha sonra gece hoşluğu canım isterse; bir elma sıkıp tarçınla ve limonla shot yapayım diyorum.Şimdi çok oturdum, hemen kalkıp hareket edeyim istiyorum. Gidilecek, görülecek, uğranacak, alınacak çok şey var. Marş, marş sevgiler, sevgiler….

Detoks Deyince Life-Co

10409200_1044150062266107_8926300208463643579_nGeçen ay detoks ile ilgili deneyimlerimi yazacağım, demiştim. Detoks hakkında  6 sene önce Life-Co ile tanışana kadar ben de kulaktan dolma bilgilere sahiptim.Sonra Bodrum Life-Co ya gitmeye karar verdik. Detoksa ilk başlayanlar için önerilen minumum süre 4-7 gün, iyisi bir hafta. Biz bunun 4 gününü Bodrum Life-Co da 3 gününü de İstanbul’da tamamladık.Kolay bir süreç değil, Dış dünya ile tüm bağlarını kesiyorsun. Telefon, gazete, televizyon,  yok.Tam bir arınma; ve sadece içiyorsun. Çiğneme bile yok. Günde 2 kere kolema (Bireysel Kolon Temizliği) terapiler, aydınlanma ve bilgilendirmeler ile bambaşka iki insan olduk. Fiziken yapılan kontrollerde, detoks sonrası , kocaman aşkımın bütün bozuk  kan değerleri (kolestrol, şeker, vb.) düzelmişti. Kendimizi çok enerjik hafiflemiş, sağlıklı hissediyorduk. Tüm beslenme düzenimiz tamamen değişti.Markete girince et, tavuk reyonlarını, paketlenmiş gıda reyonlarını hemen transit geçip; sadece taze sebze, meyva, reyonlarından alışveriş yapar oldum. Bodrum’a gitmeyi özellikle ben çok isteyip programlamama rağmen, süreçin ilk günlerinden itibaren perişan oldum. Orada herkes zaten bornozlar içinde dolaşıyor, ya da bir yerlerde uzanmış perişan yatıyordu.İlk gelenler alışana kadar deneyimliler hemen yardımcı oluyor. Vücudun bu yeni düzene alışması kolay olmuyor. Sonra yavaş yavaş toparlanıyorsunuz. İlk gün sabah 8.00 de doktor kontrolleri ve genel bilgilendirme güne başlanıyor.Sıvı sebze meyva karışımı içeceklerimiz, iki saat arayla getiriliyor.Yanında destekleyiciler de var. Her zaman içebileceğimiz bir sebze çorbası da hep hazır bizi bekliyordu.

1535084_1016706068343840_3756794158097507534_nGün içinde sauna, masaj,yoga programlarına katıldık.Doğru beslenme ve yaşam için yol gösterici filmler izledik, kitaplar okuduk. Akşamları da yorulduğumuz için erkenden uyuyup, erkenden uyanıyorduk. Programa katılan herkes birbirine destek oluyordu, tecrübeleri olanlar deneyimlerini anlatıyorlardı. Evet kolay değil ama faydalı bir dört günden sonra işimize döndük. İstanbulda ki merkezden de faydalanarak, hayatın için de de detoks ve kolema  yaptık, sonuç çok iyi,ve kalıcı etkileri oldu. Ben bir hafta içinde 1.5 kilo, kocaman aşkım 7 kilo verdi. Gidiş amacımız, sadece kilo vermek değil, sağlıklı yaşama merhaba demek, anlamaktı. 10 sene geri gittik mi? Bence gittik.Oraya gittiğimizden beri, beslenme düzenimiz tamamen değişti. Doğal şartlarda büyümeyen hiç bir tavuk ve tavuk  ürünü  yemiyoruz. İşlenmiş gıda yemiyoruz. Meşrubat asla içmiyoruz.Taze ve çiğ yediklerimizi çok daha arttırdık.Yine Life-Co da anlatılanlara göre yeni başlayanlar, önce senede 2 kere, sonra 1 kere ve daha sonra ihtiyaca göre 2 senede bir yaptırmalı,  ve tamamen toksinlerden temizlenmeli, ve arınmalı deniyor.Sistemi devam ettirdiğiniz süreçte ise, % 75- %25 felsefesini uyguluyorsunuz, yani % 75 doğru formülle yaşam; % 25 yanlış yaşamı telafi edebiliyor.Bir sürü yararlı, sihirli otu, bitkiyi orada öğrendim. Sonrasında Alkali Yaşam ve Raw Food’u öğrenmem anlamam çok kolay oldu.Konuyla ilgili sitelerine girerseniz çok faydalı bilgiler bulmanız mümkün. Ben de özet bilgileri paylaştım. Sonra bu fikir nasıl doğdu, Life-Co ları kim nasıl kurdu, gelecek hedefleri neler; onu anlatacağım. Sonra da son dönem çok sevdiğim arkadaşım Life-Co ile nasıl 15 kilo verdi, hayallerinin kadını nasıl olduğunun hikayesi var.Sevgiler, sevgiler…

 

1551780_1012696015411512_1280389478681809304_nTHE LIFECO

The LifeCo, Türkiye’de well-being/ well-aging, sağlıklı yaşama destek, hastalıklardan korunma & destek alanlarında hizmet veren ilk ve tek organizasyondur.

Aynı zamanda, her geçen gün önemi artan, bireylerin modern hayatın getirdiği hastalıklardan korunma ihtiyaçlarına karşılık veren, dünya çapında adı geçen bir merkezdir.

Şirketimiz:

  • TheLifeCo Istanbul (Akatlar)- Bodrum and Antalya olarak üç adet Sağlıklı Yaşam Merkezi’ni; .
  • İstanbul’da Saf Box ve Saf Express ürünlerinin üretimini ve dağıtımını gerçekleştiren ve aynı zamanda merkezlerdeki beslenme programlarının geliştirilmesini üstlenen Saf Mutfak’ı
  • Londra’da Saf Express ürünleri üretimi ve dağıtımını üstlenen Saf Mutfak’ı
  • Türkiye’de İzmir’de DÜAG tesisinde üretilen The LifeCo markalı BesinThe LifeCo’nun hikayesi, kurucumuzun detoksu keşfederek, bu keşifle beklemediği faydalar elde etmesi ve bu deneyimlerini herkesle paylaşmak istemesiyle başladı.Kurucumuz Ersin Pamuksüzer, hızlı adımlarla ilerlediği iş hayatında başarılı ancak bir o kadar da hızlı ve aşırı yoğun tempolu bir 20 yıl geçirdi. 50 yaşına geldiğinde hayatında ilk kez bir detoks programına katıldı. Bu programın ardından kendisini eskiye göre çok daha iyi hissettiğini fark etti.Öncelikle çok daha iyi görünüyordu. Enerjisi artmış, fazla kilolarını vermişti. Gözleri daha canlı, cildi daha parlaktı. Sindirim sistemi ve uykuları düzene girmişti. Zihni açıktı ve çok daha olumlu bir ruh haline sahip olmuştu. Bunun üzerine dünyadaki alternatif tedaviler ve bunların üzerine kurulduğu felsefe üzerine daha fazla araştırma yapmaya başladı. Vipassana meditasyonu yaptı, bir çok ‘wellness’ merkezini ziyaret etti, alternatif tedavinin farklı konular üzerinde çalıştı.Tüm bunları yaparken kendisini ailesinden, arkadaşlarından ve toplumdan izole etmeden ve yaşam tarzını daha sağlıklı seçeneklerle buluşturacak bir yol arıyordu.Günlük hayatında, yeme ve egzersiz alışkanlıklarında ufak ayarlamalar yaparak gözle görülür değişimler yakalayabileceğini ve daha sağlıklı olabileceğini fark etti. Bu değişimi ailesi ve arkadaşlarıyla paylaştı, onlar da kendi aileleri ve arkadaşlarına anlattılar. Böylece bu yeni yaşam tarzı fikri hızla benimsenmeye başladı. Sonunda, daha sağlıklı bir hayatı keşfetmekle ilgilenen herkesle bu deneyimlerini ve bilgilerini paylaşmak için bir kurumsal yapı oluşturmaya karar verdi. ve ithal edilen diğer Sağlıklı Yaşam ürünlerini kapsamaktadır.

 

DETOKS NEDİR?10931386_1041205509227229_4042515292524863076_n

Detoks Nedir?

Modern yaşam içerisinde farkında olarak ya da olmayarak bedenimize aşırı yükleniriz, soluduğumuz hava, içtiğimiz su, yediğimiz işlenmiş gıdalar, yaşadığımız stres vücudumuzda pek kolay atamayacağımız toksik birikim oluşturur. Hastalıklardan korunmak, gençlik enerjimizi ve görünümümüzü uzun yıllar devam ettirebilmek için bedenimizdeki bu toksik birikimi dışarı atmamız gerekiyor.

The LifeCo olarak merkezlerimizde uzmanlar eşliğinde hazırlanıp uygulanan detoks programları en kısa sürede en etkili arınmayı sağlamak üzere tasarlanmıştır. Programın en az 4 gün süreyle uygulanması gerekir fakat etkili arınma için 7 gün tavsiye edilir.

Neden Detoks?

Toksinlerden en etkili biçimde arınabilmek adına düzenli bir şekilde detoks programlarını uygulamanız gerekir. Uzmanlar eşliğinde hazırlanan detoks programı yalnız bedeniniz üzerinde değil bütünsel bir yaklaşım ile zihnin ve ruh üzerinde de yoğunlaşır.
Hangi durumlarda yapılır?

  •  Vücut bakımı ve temizliği
  • Enerji düşüklüğü,yorgunluk
  • Kabızlık, gaz ve şişkinlik gibi sindirim sorunları
  • Kilo alma, aşırı yeme, iştah açıklığı
  • Bağışıklık sistemi zayıflığı, sık hastalanma

1472755_1043651158982664_6098247833473733954_nSonuçları ne olur?

  • Kanın temizlenmesi ve temiz kanın organ, hücre ve dokuları beslenmesi ve onarması
  • Daha canlı ve parlak bir cilt
  • Enerjinin yükselmesi
  • Bağırsakların hareketlerini ve sindirimin düzene girmesi
  • Kilo kaybı ( 7 günlük programda kadınlar 2-4, erkekler 4-6 kg)
  • Ödem atma
  • Pozitif düşünme

Kimler yapamaz:

  • Hamileler
  • Son 6 ay içinde ciddi bir iç organ ameliyatı geçirdiyseniz, lütfen önce doktorumuza / detoks uzmanlarımıza danışın.

Gençliğinizdeki gibi enerjik olmak ya da 10 yıl daha genç görünmek ister misiniz? Bir detoks programı, modern yaşam sonucu bedeninizde biriken sayısız toksinden sizi arındırıp, sağlıklı alışkanlıklar edinmeniz için gerekli zemini hazırlar. Detoks bedeninizin temizliğidir!

Toksin kaynakları

  • Besinler ve İçecekler: İşlemden geçmiş hazır yiyecekler, kafeinli içecekler ve atıştırmalık şekerli gıdalar
  • Hava Kirliliği: Egzoz dumanı, sigara dumanı, yakılan kömür ve sanayi dumanlarından oluşan sis
  • Radyasyon: Bilgisayar, televizyon ve cep telefonları
  • Stres: Bedenin besin emme kapasitesini, dinlenmesini ve kendini onarmasını engeller

Bedenimiz bilgedir

Bedenimiz öncelikle yaşamsal önemi yüksek organları toksinlerden temizler ve temizleyemediği toksinleri onlardan uzak bölgelere depolar. Bedendeki toksin seviyesi yükseldikçe sağlığımız zarar görür. Bu toksinler sindirim sistemimiz ve enerji üretimimize zarar verir, bağışıklık sistemimizi zayıf düşürür ve kanser gibi bedenin kendi yapısında dejenerasyondan kaynaklanan hastalıklara neden olurlar.

1901238_1040242535990193_8673833581631370810_nBedenimiz kendini altı farklı yolla temizler:

Karaciğerimiz toksinlerden arınma işleminin ‘kontrol merkezi’dir. toksinleri işlemden geçirerek bedenden atılmaları için farklı kanallara yollar.

  • Lenf sistemi: Hücrelerdeki atıkları toplar ve gereken yerlere ulaştırır.
  • Bağırsaklar: Katı atıkları dışkı haline getirerek bedenden atar.
  • Böbrekler: İdrardaki asitli atıkları filtre eder ve atar.
  • Karaciğer: Detoks işleminin kontrol merkezidir. Atıklar burada işlemden geçer ve vücuttan atılmak üzere farklı kanallara doğru ayrıştırılır.
  • Akciğerler: Soluduğumuz havayı filtre edip temizler.
  • Sinüsler: Balgamın atılmasını sağlayan başlıca kanaldır.
  • Deri: Beden ısısını düzenler ve diğer kanallar dolu olduğunda asitli atıkların ve diğerlerinin bedenden atılmasına yardımcı olur.

Mide – son çaremiz

Et, süt ürünleri ve işlenmiş gıdaların çok tüketildiği diyetlerin bir yan ürünü olan asitli atıklar detoks sürecinde hücrelerden temizlenir. Midemiz, bedenimizde yüksek asite dayanıklı tek organ olduğundan bu atıkların biriktiği bir asit çöpü haline dönüşür. Ağır bir yemekten sonra veya içkili bir geceden sonra hissettiğimiz mide bulantısının nedeni işte bu aşırı asit birikimidir.

Detoks sırasında bedenimize nasıl yardım edebiliriz?10897075_1037104122970701_8357566351660155122_n

  • Detoks bedenimiz için zor bir süreçtir ve ona ne kadar yardım edersek bu süreci o kadar rahat atlatır.
  • Taze meyve ve sebzeler açısından zengin bir beslenme, hem ihtiyacımız olan enerji ve besinleri temin eder hem de az atık üretir.
  • Böbreklerdeki fazladan asitin atılmasına bol bol iyi su içerek yardımcı oluruz.
  • Egzersiz yaparken alınan derin nefesler ve harekete geçen dolaşım sistemi hücrelere daha fazla oksijen ve besin gitmesini sağlar.
  • Terleme sırasında gözenekler açılır ve temizlenir.
  • Derin nefes almak akciğerler yoluyla asitli atıkların temizlenmesini sağlar. – Adalelerimizi hareket ettirmek lenf sistemin,n yabancı maddelerden kurtulmasını destekler. Ayrıca dışkının bağırsaklarda ilerlemesine yardımcı olur. Hareketsiz bir yaşam atıkların atılmasını yavaşlatarak sağlığa zarar verir.
  • Gerektiği gibi desteklendiğinde bedenimiz toksinlerden kurtulup, dinlenebilir, kendini onarıp daha enerjik ve sağlıklı bir yaşama, zihin açıklığı ve duygusal dengeye ulaşmamızı sağlar. Yılda bir iki kez uygulayacağınız detoks programı, daha sağlıklı, üretken ve keyifli bir yaşam kurmanız için gerekli zemini hazırlamanıza yardımcı olur.

Yeni Yıla Detoksla Girmek….

Sizlere sağlıkla yaşam için detoks nasıl yapalım, neler kazanıyoruz, nerede, nasıl  yapabiliriz, diye yazmayı planlarken sevgili, tatlı Blog’çum Eda çok pratik bir detoks ürünü anlatmış, önce onu paylaşayım, sonra benim deneyimlerimle devam dedim.
İşte Eda’nın kafambionline‘deki yazısı.  Ben biraz alıntı yaptım, ama oradan okumak daha keyifli ve açıklamalı. Yeni yıla başlarken çok iyi olur diyorum, sevgiler, sevgiler…
IMG_3581-1
Yurt dışında Bİ çok insanın yaşamının çoktan Bİ parçası haline gelmiş olan
RAW FOOD (Ham Yiyecek) tüketiminin, Türkiye’deki öncüsü JUICO.
Şipşirin, siparişinizden, arınma sürecinize kadar her an ulaşabildiğiniz ilgili bir takım!
Kısaca JUICO‘dan bahsedecek olursak;
Yaşam tarzımızda çok da büyük değişiklikler yapmadan sağlığımızı korumanın mümkün olabileceği anlayışı ile ortaya çıkmış bir “juice cleanse”, yani taze meyve – sebze suyu karışımlarıyla detoks markası.
IMG_3588-1
Peki “juice cleanse” nedir?
Juice cleanse ile amacımız, belli bir süre boyunca katı yiyecek tüketmeyerek sindirim sistemimizi dinlendirmek ve vücudumuzun bu sayede toksinlerden arınmaya ve yeniden yapılanmaya odaklanmasını sağlamak. Program süresince, hayvansal proteinlerden, kafein ve işlenmiş gıdalardan uzak durarak, vücudun alkali dengesinin düzenlenmesine de yardımcı oluyoruz.
(Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.)
Daha önce benzer tecrübeleri olanlar rahatlıkla kendilerine uygun programı seçeceklerdir.
Lakin hedefimiz geri kalanları tanıştırabilmek!
Yapabilir miyim?
Acıkırım ben.
Şekerim düşer.
İmkansız!
Yorumlarının sahiplerine sesleniyorum!
IMG_3582-1
YA-PA-Bİ-LİR-Sİ-NİZ !

Peki ama NASIL ?
İlk sefer için naçizane KafamBiOnline tavsiyesi Bİ günlük ‘JUICO CLEANSE’ lerden birini tercih etmeniz.
Bİ sonraki sefer 3 günlük ya da 6 günlük kürler ile daha derin Bİ arınma yaşamak için giriş yapmış olursunuz 🙂
1 güne bile cesaret etmekten çekiniyor musunuz?
ya da
sadece bazı öğünlerimi hafifletmek istiyorum mu diyorsunuz?
O zaman ‘TEKLİ JUICO’lardan da tercih edebiliyorsunuz 🙂
‘Emin olamadım?! Kafamda deli sorular…!’ durumu hakim ise de mail ya da telefon aracılığı ile birebir görüşerek size uygun yöntemi belirleyebiliyorsunuz!
IMG_3579-1
Kaçış yok! Sonra teşekkür edeceğinize eminim.
İkna oldunuz mu?
Evet yanıtını duyduğuma inanarak sipariş ve detaylarına doğru ilerliyorum. 🙂
Öncelikle, başlamak istediğinizden 1 gün önce sipariş vermeniz gerekiyor.
Buradaki listede göreceğiniz yerlere teslimat yapabiliyorlar.
Dilerseniz, indirimli olarak:), Kağıthane’deki yerlerinden kendiniz de teslim alabiliyorsunuz.
1-2 gün öncesini hafif yiyecekler, alkol ve kahve tüketmek yerine bitki çaylarıyla da geçirirseniz etkisi çok daha artıyor!
Siparişiniz esnasında yapmanızın ya da yapmamanızın iyi olacağı şeylerle ilgili detaylı bir e-mail paylaşıyorlar. Ezberlemeye gerek kalmıyor. 🙂IMG_3607-1

 

Osman Müftüoğlu İle Yeni Yıl’a Girerken

Osman Müftüoğlu çok keyifle okuduğum, söylediklerini uygulamaya çalıştığım,  takip ettiğim köşe yazarı ve doktor. Yeni yıla girmeden onu,  29.12.2014 yazısı ile paylaşmak istedim. O da benim gibi, 2015’e umutla girenlerden. Osman Müftüoğlu’nun çok da güzel kitapları var. Son kitabı da Hayatı Uzatmanın Sırları. Bence kendinize, ya da sevdiklerinize  harika bir yılbaşı hediyesi.  Ben her sabah Hürriyet Gazetesinde ki yazısını okurken bana verilmiş bir hediye gibi algılıyorum. Teşekkürler Osman Bey, hem ruhumuza , hem bedenimize sağlıkla mutlu yıllar…

Ruhu güzelleştiren reçetelerin hepsi bu kitapta…

hayati-uzatm-165702B5

“Geliştirdiğim integratif (bütüncül) sağlık yaklaşımı Türk halkının genetik hafızasına yani fıtratına uygun. Çünkü onun hem bedensel hem de duygusal ihtiyaçlarını dikkate alıyor.

Bu ‘yeni’ yaklaşımda önce negatiflerden kurtulun diyorum. Yılların biriktirdiği toksinlerden, fazla kilolardan, yalan yanlış reçetelerden… Manevi boşluklardan, küskünlüklerden, dargınlıklardan, stres kaynaklarından, sevgisizlikten… Ve sonra bu toprakların güzellikleriyle, pozitiflikleriyle doldurun diyorum hayatınızı. Yani kötülükleri iyiliklerle kovun! Barışın, huzura odaklanın, inanın. Doğru beslenin, doğru takviyeleri alın. Güzelliğinize önem verin.

Tecrübenin getirdiği ‘bilgelikle’ sizler için seçtim, yanlışları ayıkladım, ince işçilik yaptım. Ortaya, sağlıklı yaşam, kaliteli yaşlanma ve koruyucu hekimlikle ilgili bir başucu kitabı çıktı. Hayatı kaliteli uzatmanın kitabı. Genç yaşlı, kadın erkek herkesin yararlanacağı bütünsel sağlık kılavuzu. Acele etmeden sindire sindire okursanız, yeni bir hayatın ipuçlarını bulacaksınız. ‘Yaşasın hayat’ diyeceksiniz.”

(Prof. Dr. Osman Müftüoğlu)

Kitapla ilgili yazacak çok şey var,ben Osman Müftüoğlu’nun kendi kısa tanıtım yazısını ekledim. Aşağıda da dün tarihli Hürriyet gazetesi yazısını paylaştım. Göreceksiniz, okuyunca sizde bu gün acaba ne yazdı diye takipçisi olacaksınız. Sevgiler, en çoğundan…

ÇÖZÜM ORTAĞIMIZ OLUN

Her yıl gibi 2015’e de farklı ve yeni umutlarla giriyoruz. Ben kendi adıma daha güzel, daha keyifli ve daha huzurlu bir yıl beklentisi içindeyim. Daha önce de “ensemi hiç karartmadım” ama nedendir bilmiyorum 2015’e bundan önceki yıllardan daha iyi umutlar yükledim. Önümüzdeki yıl daha iyi sosyal ve ekonomik şartlar içinde, daha huzurlu bir yıl geçireceğimize inanıyorum, inşallah yanılmam…

 

İşin beklenti yanı bu ama her yeni yıl aslında bir yıl daha yaşlanmak anlamına da geliyor. Bu nedenle yeni yıl planlarımızı yaparken işin sağlık yanını da ihmal etmememiz lazım, bana sorarsanız önceliği de kronik hastalıklara vermemizde fayda var. Nedeni şu…

 

Yaşımız ilerledikçe başımızı ağrıtabilecek sorunların çoğu, topluca “kronik hastalıklar” adını verdiğimiz sağlık sorunlarıdır: Şeker hastalığı, hipertansiyon, kilo fazlalığı, romatizmal sorunlar, bellek problemleri/Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı, kanserler, damar sertliği ve bununla ilişkili beyin ve kalp damar bozuklukları ve bunların neticesi olan kalp krizleri, felçler…

 

Listeyi daha da fazla uzatıp canınızı sıkmak istemem. Hatta size iyi bir haber bile verebilirim: Her gün bir yenisi tamamlanan binlerce bilimsel çalışma gösteriyor ki eğer bazı temel noktalara dikkat edebilirsek kronik hastalıkların ortaya çıkışını geciktirmek de, mevcutların hızını kesmek veya yavaşlatmak da bizim elimizdedir. İsterseniz önce şu kronik hastalıklar konusunu biraz daha açıklayalım, sonra da onları önlemenin nasıl olacağını özetlemeye çalışalım.

 

YIPRANIYORUZ

 

Yaşımız ilerledikçe beden ve ruh organizasyonlarımız geçip giden zamandan daha fazla etkileniyor, yıpranıp eskiyor. İşin kötüsü bu etkilenme yaşımız ne kadar ileriyse o kadar şiddetli oluyor. Ayrıca biz ne yaparsak yapalım, ne kadar dikkat edersek edelim zaman hükmünü mutlaka ve bir şekilde icra ediyor. Neticede yetmiş yaşındaki bir kalp, bir akciğer, bir beyin ellili yaşlardakine göre daha fazla ve hızla eskiyor. Damarlar sertleşmeye, eklemler koflaşmaya, cilt kırışmaya, saçlar dökülüp kırlaşmaya, ruh yorulmaya mahkûm hale geliyor. Özetle yaşlanmanın etkilerinden kurtulmamız olanaksız. Hepimiz erken ya da geç, az ya da çok ama bir şekilde yaşlanma ile yüzleşeceğiz ama burada gözden kaçan küçük bir ayrıntı var, o da şu…

 

Zamanın yıpratıcı etkisinin sürati ve yoğunluğunun ne olacağına şansımız ve genetik mirasımızdan çok kendimiz, biz karar veriyoruz. Şansın ve genetik mirasın etkisi toplamda %30’u geçmiyor. Yaşlanınca nasıl biri olacağımıza, ne ölçüde hasta ya da sağlıklı kalacağımıza kendimize nasıl baktığımız, nasıl beslendiğimiz, ne kadar aktif olduğumuz, nasıl uyuduğumuz, stres-huzur dengesini nasıl sürdürdüğümüz karar veriyor. Neticeye, içtiğimiz su, soluduğumuz hava, yediğimiz gıdalar kadar birlikte yaşadığımız insanlar/toplumsal yapı, bizim o yapıyla kurduğumuz aidiyet ilişkileri, inanç gücümüz ve manevi zenginliğimiz de etki ediyor.

 

YAŞAM TARZI TIBBI

 

İşte bu nedenle son yıllarda “yaşam tarzı tıbbı/lifestyle medicine” diye yeni bir kavram geliştirildi. Biz doktorlar sadece hastalık tedavi etmenin yeterli olmadığını, hastalıkları önlemenin, hızlarını kesip etkilerini hafifletmenin de mühim bir konu olduğunu yeniden fark ettik. Ayrıca yaşam tarzının da ne kadar önemli bir belirleyici olduğunu da öğrendik. Bu biraz da mecburiyetten kaynaklandı. Çünkü öğrendik ki yukarıda saydığımız kronik hastalıkların hemen hepsi nasıl yaşadığımızla da birebir ilişkilidir. Neredeyse tamamı önlenebilen, en kötü olasılıkla geciktirile geciktirilebilen, bilemediniz etkileri hafifletilebilen sağlık sorunlarıdır.

 

Anlatmak istediğim şey şu: Nasıl yaşadığımız, hayatı nasıl yorumladığımız, onunla nasıl ve ne gibi ilişkiler kurduğumuz, hangi seçimleri yaptığımız zannettiğimizden çok daha önemli bir konudur.

 

Birkaç gün sonra yeni bir yıla merhaba diyeceğiz. Çoğu alanda yeni başlangıçlar yapmaya çalışacağız. Geçmiş yılın muhasebesini çıkarıp yanlışlardan vazgeçeceğiz, yeni ve faydalı modeller geliştireceğiz. İşte bu planları yaparken işin içine biraz da “SAĞLIK” eklemenizi istiyorum.

 

Yeni bir yıl “geçmişi geçmişte bırakıp yeni şeyler söylemek” için en uygun zamandır. Aynı zamanda “yeni şeyler düşünmek, yeni ve iyi alışkanlıklar edinmek” için de mükemmel bir fırsattır. Lütfen unutmayın: Önümüzdeki yıllar kronik hastalıklarla daha çok boğuşacağımız bir dönem olacak. Eskisinden çok daha fazla sayıda insan yaşlılıkla ilgili hastalıkların –kronik hastalıklar- pençesine düşüp bunlarla uğraşacak. İsteseniz de istemeseniz de bu böyle.

 

Daha uzun yaşıyoruz ama daha çok da yaşlanıyoruz. Yaşımız ilerledikçe hipertansiyon, diyabet, kilo problemi, damar sertliği, romatizma, kanser, depresyon, Parkinson, Alzheimer gibi sağlık sorunlarına aday kişiler haline geliyoruz. Bunların hemen hepsi korkutucu, üzücü sağlık sorunları ama unutmayalım ki çoğu yaşam tarzı yanlışlarımızla yakından ilişkili. Doğru yaşam alışkanlıkları geliştirebilirsek eğer önlenebileceğimiz, diyelim ki önleyemedik başımıza gelmelerini engelleyebileceğimiz, farz edelim ki başımıza geldiler etkileri hafifletilebileceğimiz problemler. Yeter ki biz aynı yanlışları ısrarla tekrarlayıp durmayalım. Yeter ki biz, çözümü sadece doktorlara, onların yazacağı haplara, şuruplara, yapacakları ameliyatlara emanet etmek yerine sorunların “ÇÖZÜM ORTAĞI” haline de gelebilelim. Emin olunuz ki o zaman her şey daha güzel ve daha kolay olacak, hayat daha keyifli ve huzurlu hale gelecek.

 

Hepinize kendinize daha iyi baktığınız, daha sağlıklı, huzurlu, keyifli, renkli ve anlayışlı güzel bir yıl diliyorum.

 

BİR NOT

 

BEYNİNİZE GÜVENİN

 

Yaşlanmadan en çok hangi organımız etkileniyor? Bu sorunun net bir cevabı yok ama bana sorarsanız en az etkilenen organların başında beyin geliyor. Nedeni bu mükemmel organın zannettiğimizden çok daha üstün bir organizasyona sahip olması. Sayıları yüz milyarları geçen hücreler ve bu hücreleri birbirine bağlayan bağlantılar, inanılmaz bir yapısal bütünlük, bölgesel hatta hücresel özgürlük içinde hiç aksamadan tıkır tıkır çalışıyor. Beyindeki her bir hücre saniyede yüzden fazla elektriksel sinyali diğer hücrelere gönderirken bu sinyalleri iletebilmek için diğer hücrelerle yaklaşık on bin civarında farklı bağlantı kurabiliyor. “İncognito/Beynin Gizli Hayatı” isimli eserin yazarı David Eagleman bu mükemmeliyeti şu cümlelerde özetlemiş: “Beyinde milyarlarca nöron bulunduğunu düşünecek olursak, beyin dokusunun tek bir santimetreküpünde, Samanyolu gök adasındaki yıldızların sayısı kadar bağlantı olduğunu söyleyebiliriz. Kafatasınızın içindeki pembe jöle kıvamlı, ortalama bin dört yüz gramlık organ aslında alışık olmadığımız türden bilgi sayımsal malzemedir. Kendi kendini yapılandırabilen minyatür ölçekli parçalardan oluşan bu malzeme, inşa etmeyi düşlediğimiz ya da düşleyebileceğimiz her şeyi geride bırakacak özelliktedir. Bu nedenle kendinizi tembel ya da kalın kafalı hissettiğiniz zamanlarda, aslında gezegendeki en çalışkan ve en parlak nesne olduğunuzu düşünüp moralinizi yükseltebilirsiniz. İnanılmaz bir hikâyedir bizimkisi. Bildiğimiz kadarıyla gezegende kendi programlama dilini çözme oyununa bodoslama dalacak kadar karmaşık tek sistemi –biz- oluşturuyoruz. Farz edin ki bilgisayarınız kendi donanımını denetlemeye başladı, kasasını söktü ve kamerasını kendi devrelerine yönlendirdi. İşte biz buyuz!”  (İncognito/David Eagleman/Domingo Yayıncılık/2014/İstanbul) Eğer bu kadar mükemmel bir organa sahipsek ve hepimiz birer mucizeysek, hele hele David Eagleman gibi dünya çapında bir nörobilimcinin söylediği gibi “inanılmaz bir hikâyenin sahibiysek” hangi yaşta olursak olalım kendi hikâyemizi kendimiz yeniden yazabilir, kötü bir hikâyeyi iyi bir hikâyeye çevirebiliriz. Yaşam tarzı seçimlerimizi değiştirmek, yeni ve iyi seçimler yapıp geliştirmek işte bu nedenle zannettiğimizden daha kolay olmalıdır.

 

BİR BİLGİ

 

KRONİK SORUNLAR HANGİLERİ?

 

Kırklı yaşlardan sonra yavaş yavaş ortaya çıkan, varlıkları altmışlı yaşlarda belirginleşip yetmişli yaşlarda neredeyse çiçek açan bir grup yaşlılık probleminin ortak bir adı var: Kronik hastalıklar. Bu grupta yer alan başlıca sağlık sorunları ise şunlar…

 

  • İnsülin direnci, gizli ya da açık şeker hastalığı
  • Hipertansiyon
  • Damar sertliği
  • Parkinson hastalığı
  • Alzheimer hastalığı
  • Osteoporoz
  • Osteoartrit
  • Kanserler
  • Kilo sorunu/Obezite

 

KESİP SAKLAYIN

 

2015 İÇİN BAZI TAVSİYELERİ

 

  1. Sağlık sorunlarınızın çözüm ortağı olun, çözümü sadece doktorların sırtına yüklemeyin.
  2. Hastalanmamaya, hastalıklardan korunmaya daha çok ağırlık verin. Sağlığı bozabilen temel hataların öncelikle beslenme yanlışları ile ilişkili olduğunu unutmayın. Özellikle şeker, un, tuz yüklü besinlerden, içinde trans yağ, fruktoz şurubu, koruyucu, renklendirici, tatlandırıcı, hidrolize protein, mono sodyum glutamat bulunan besinlerden uzak durun. Gazlı, kolalı, fosforik asit içeriği yüksek içeceklere elinizi bile sürmeyin.
  3. Yürüyün. Günde en az 5000 adım atmanın bir yolunu bulun.
  4. Sağlığınızı izleyin. Sağlıksızlık işaretlerinin nedenlerini araştırmakta geç kalmayın.
  5. Uykunuzdan taviz vermeyin.
  6. Alkolü abartmayın, sigaraya elinizi sürmeyin.
  7. Kilonuzu takip edin.
  8. Gereksiz yere ilaç kullanmayın. Her sorunu ilaçla çözmeye de kalkmayın. Doğal destekleri, bitkisel hapları, vitamin ve mineralleri rastgele yutmayın.
  9. Kronik bir sağlık sorununuz varsa (hipertansiyon, şeker hastalığı) dikkatle izleyin.
  10. Yıllık sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin. Kendinize zaman ayırın. Gezin, dinlenin, eğlenin.
  11. Gülümseyin, pozitif olun.
  12. Öfke, endişe ve benzeri duygulardan uzak kalın.
  13. Balık yiyin. Yoğurdu ve kefiri unutmayın. Yumurta ve bulgura yer ayırın.
  14. Kahvaltıyı ihmal etmeyin.
  15. Sosyal gruplara katılın.
  16. Esneme egzersizlerini ihmal etmeyin.
  17. İnanç dünyanızı zenginleştirin. Manevi yaşamı genişletin.
  18. Ailenizle daha sık bir arada olun.
  19. Yanlış diyetlerden, çakma detokslardan uzak kalın.
  20. Öğrendiğiniz, duyduğunuz sağlık önerilerini uygulamadan önce araştırın.
  21. Tamamlayıcı/geleneksel tıptan faydalanın ama bu işi yaparken dikkatli olun. Şarlatanların, cambazların, üçkâğıtçıların ve maneviyat ticareti yapanların ellerine düşmeyin. Faydalanmayı düşündüğünüz her türlü geleneksel yöntemi dikkatle araştırın. Mümkünse doktorunuzla da bu konuları tartışın. Tamamlayıcı amaçla kullandığınız doğal desteklerin reçeteli ilaçlarınızla etkileşebileceğini unutmayın.
  22. Fırsat buldukça güneşlenin.
  23. B 12, D vitamini, demir ve benzeri mikro unsurların seviyelerini izlemeye çalışın.
  24. Dişlerinizi kontrol ettirmeyi ihmal etmeyin.
  25. Görme ve işitmenizi dikkatle izleyin.

Kaynar İçmiş miydiniz?

Picture 908İki gündür hava birden çok soğudu,insanı acıtan  bir soğuk. Ya da normalin üstünde sıcak günlerin arkasından aniden geldiği için bizi birden hazırlıksız yakaladı.Dün akşam,  güzel gecelerden biriydi. Kadıköy Süreyya Operasında Afife Jale’yi seyretmeye gittik. Afife Jale’yi de hemen yazacağım. Muhteşemdi çünkü.Gösteri öncesi de Çiya ‘da buluşup bir şeyler yedik. Çiya Kadıköy’ün muhteşem yöresel yemekler yapan restorantı.Çiya’da her seferinde yeni lezzetler denemek, yeni heyacanlar , yeni mutluluklar veriyor.Dün akşam ki keşif hepimizi çok mutlu etti, çok keyif verdi. SDC11158Neydi  derseniz, sürpriz bir içecek, insanın içini ısıtan, sıcak şarap gibi, muhteşem kokulu ve lezzette.Kahve fincanında ikram ediliyor.İçenin içini hemen sıcacık yapıyor. Ama yazın da buzla da içilirse serinletirmiş. Adana yöresinden bir içecekmiş. Özellikle yeni doğum yapmış kadınlara yapılıp içirilirmiş. Çünkü çok güzel enerji veren koruyucu özelliği olan bir içecekmiş. Grip olunca veya yakalanmamak için çok fayadalı imiş.Yedi baharatdan yapılıyormuş.Bu karışımlar Adana da Kaynar karışımı diye hazır da satılıyormuş. Burada ki baharatçılar da da hazır satılıyor mu bilmiyorum. En kısa zamanda evde yapmak için internette araştırınca Refika Birgül’ün Mucize Lezzetler de ki tarifini kullanmaya karar verdim.Sizlerle de paylaşıyorum. Diğer tariflerde pekmez yerine şeker koymuşlar, size nasıl uyarsa… Yapıldıktan sonra da kavonoza koyup saklıyorsunuz, içeceğiniz zaman ısıtıp içebiliyor muşsunuz.http://www.mucizelezzetler.com/tarif-detay/1/videolu-tarifler/pekmezli-icecek-kaynar

Henüz keşfetmediyseniz, hemen ya yapın, ya da Çiya’ya veya yöresel mutfak yemekleri yapan bir yere uğrayın diyorum. Sevgiler, sevgiler…