Emirgan’da Davette

Eylül de sosyal yaşam çok hareketli başladı. Hepsi birbirinden değerli, keyifli çok özel davetler arka arkaya geldi. Cuma akşamı Emirgan’da çok özel bir evde Fatoş Kayacan Hataylı‘nın davetindeydik.Hem de tüm Kagider grup birarada. Fatoş hanım, davet tarihinin herkese uyması için, bu çok özel  daveti iki kere tekrarladı. Ben de ilk davete katılamamıştım. Neyse ki ikinci davete gidebilen şanslılardan oldum. Fatoş hanım, şahane bahçeli evinin havuz başında Antakya mutfagından çok lezzetli seçimlerle harika bir davet organize etti. Çok güzel bir sonbahar akşamında çok büyük bir grup elli kişi kadar Kagider’li iş hanımı biraraya geldi.Saat 19.00 daki davete biz yine Kadıköy yakasından iki arkadaş, Şenda ile  buluşarak beraber gittik.Keyifli sohbetlerle, anlaşılamayacak şekilde trafik de açık olduğu için çok da erken davet yerindeydik. Biz de bu vakti yine aynı mahallede bir üst sokakta oturan Şenda’nın kuzenine uğryarak değerlendirdik.Bölgenin, mahallenin bütün evleri ağaçlar, havuzlu bahçeler, geniş alanlar içinde hepsi birbirinden güzel, şık  malikaneler. Bana kendimi sanki Beverly Hills’deymişim gibi hissettirdi.Fatoş hanımın evi de çok hoş büyük bir bahçe içinde çok şık beyaz sutünlarla girilen ihtişamlı olduğu kadar da  sade görüntüsü ile hemen dikkat çeken bir ev. Fatoş hanım bizi kapıda her zamanki zerafeti ve şıklığı ile karşıladı, bahçede herkesin göreceği yerlerdeki ekranlarda Antakya Mozaik müzesinin tanıtımları dönüyordu, çok keyifli müzik de bahçenin her tarafında bizi bu çok güzel Eylül akşamında,mutlu hayaller alemine götürüyordu.Davetliler 19.00 dan itibaren gelmeye başladılar.Saat sekizbuçukdan sonra hazırlanan uzun masada Antakya mutfağının en güzel yemekleri yerini aldı.

Fatoş hanım misafirlerini girişte ,karşılıyor, çok güzel bahçesinde mutlulukla ağarlıyor.Sohbetler de çok keyifli tabi. 

Kendimi Beverly Hills’de de gibi hissetmemin en önemli nedenlerinden biri de Hollwood artisleri kadar şık güzel ev sahibimiz Fatoş hanım, ve yine çok şık ve güzel konuklardı, bence.Fatoş Kayacan,Handan Ercengiz, Zuhal Mansfıeld.Hava yeni yeni kararmaya başlaıyor.Harika hafif bir müzik, Belma Satır, Fatoş Kayacan, Handan Ercengiz, Fisun Usta ve Ferda Boyar.Hoşgeldin içkileri ikram edilmiş. Benim tercihim karadutlu votka oldu.Tüm davetliler birbirinden şık, hoş, keyifli. Nurdan Tekelioğlu, Serpil Koyuncu, Ferda Boyar, Handan Ercengiz,Zeynep Rüstemoğlu,Münteha Adalı,Güzin İlker, Refiye Erişçi, Özlem Cansü,Dilara Koçak, Şenda TüfekçioğluAntakya mutfağının usta elleri, harika yemekleri hem anlatıyorlar, hem ikram ediyorlar,herşey çok lezzetli. Esra, Şenda,Handan,Ferda, Nuran, Emine ile. 

Çok lezzeli Antakya yemeklerinden seçilenler,  Oruk, Yeşil Zeytin Salatası, Zahter Salatası, Muhammara, Babagannuş, Mutebbel, Kısır, Humus, Tuzlu Yoğurt, Kaytaz Böreği,Tuzda Kuzu ve Hatay Usulü Künefe, İncir Tatlısı, Kabak Tatlısı  idi.                                       

Davet yazılarımdaki yemekleri,özelliklerini, organizasyon şirketlerini, sunumlarını favorilerim yazılarımda ayrıca sizlerle paylaşacağım. Hepsi denenmiş ve çok beğenilmiş, olduğu için faydalı olacağını düşünüyorum.

Şenda Tüfekçioğlu ve Ferda Boyar ile
Hiçkimse  bu güzel, keyifli  ortamda defalarca poz vermeye itiraz etmiyor. Her şey mutluluk veriyor. Belma Satır, Münteha Adalı, Fisun Usta ve Handan Ercengiz ileBen çok şanslıyım, Nilüfer Köylüoğlu , Tina Christa Sezer, Miyase Bülbül ve Dilek Sayan ile bir masadayım. Konuşacak o kadar güzel şeyler var ki. Nilüfer iş anılarını anlatırken, eğitim verdikleri çocuklarla ilgili yerlerde, ağlayacak kadar duygulanıyor.Sevgili Tina işi ve torununun başarılarını bizi kırmıyor, keyifle paylaşıyor. Miyase’den ise  her zaman öğreneceğimiz çok şey var. Dilek ile ben yanından ayrılamıyoruz.

Yukarıda solda Miyase Bülbül ve Dilek SayanHer masada farklı sohbetler, farklı hikayeler var. Aylin Yalçın, Ayşegül Demirağ,Nilgün Keleş, Münteha Adalı, Sema Turaçoğlu,Handan Ercengiz, Dilara Koçak, Güzin İlkerDeveci Tuzda Kuzu Etinin kırılması müthiş bir görsel şölene dönüştü, arkadaşlar sıraya girip şanslarını denediler. Ferda bu işi  özel  maharet ve espri ile yaptı.Sevgili Nuran’ın bıçağı tutuşundan nasıl başarılı bir mimar olduğu hemen farkediliyor.Yemek sonrası sohbetleri ve son kare resimler, kimsenin gidesi yok.Çok keyifli başladı, çok keyifli bitiyor. Uğurlamalar da çok şık hediye paketleriyle yapıldı.Valeler arabalarımızı hazırlamış, Fatoş hanım kapıda uğurluyor….Harika bir gönül zengini davet daha bitmek üzere, defalarca teşekkürler sevgili Fatoş Kayacan, sizin gibi çok zarif çok şık bir davetti.Hepimizi biraraya getirdi, keyiflendirdi. Enerji, mutluluk depolattı. Sevgiler

Prens’imin Üçüncü Yaş Partisi

Evet o gün geldi. Dün  prens’imin üçüncü yaş günü partisindeydik. Aslan uzun zamandır, doğum günü partilerine katılıyor, ama neler oluyor, tam anlamıyordu.Kendi doğum gününde de  ilk defa bu sene bilinçli oldu. Katıldığı doğum günlerin de, doğum günü sahibine hediyeler geliyor,  mumlar söndürülüyor, pastalar kesiliyor, mutlu yıllar şarkıları çalınıyordu. Bütün bunların  onun doğum gününde de onun için yapılacağı anlatılıyordu.

                                   Sonunda o gün geldi. Her kapı çalındığında, her gelen Aslan’a bir hediye getirdi. Aslan heyacanla paketleri açtı, ve herkese doğum günüm için mi diye sordu.  Annesi ona bu doğum gününde Miki kıyafeti almış babası da yaş günü panosunu Miki ile yapmıştı. Birde Miki Abi vardı, Aslan ile oyunlar oynayan, danslar eden, Miki abi. Annesi çok hoş yemeklerle harika bir sofra hazırlamışdı.  Ferrari pastası, sarı kırmızı renklerde ve  34ASL1905 plakalı idi. Ayrıca çok lezzetli ve çekici şekerlemeler,  bir kovada sehpada minik  misafirleri bekliyordu. Her şey çok şık, çekici, iştah açıcı, keyifli ve neşeli idi.Konuklar Aslan’ın en sevdikleri ve Aslan’ı en çok sevenlerdi.Bu mükemmel günden aktarabildiklerimi resimlerle paylaşıyorum.

En güzel resim İrem ablası ile çıkmış, ikisine de bayıldım.

Miki abi aninası Meral teyzesi ve harika şekerlemeler ile

Merve kırmızı benekli Mini kulakları ile çok hoştu,Can abisi,Hande, Şayan hepsi partide idi.Cem bebek ve babası Mois,Tutu abisi, Alegra,Atilla dayısı,Zehra teyzesi tüm sevdikleri

Yemekler, Ezgi’nin seçimi, mahereti ve sunumuyla hem çok lezzetli hem çok iştah açıcı ve şık görüntülü idi. Favori sayfalarında detaylarını anlatacağım.

Meral teyze parti için Bodrum’dan dönmüştü, hem de Aslan’ı çok özlemiş tabi.

Daha parti başlamamış, birazdan Aslan kıyafetini giyecek. Dedişkosu, kaykayını monte ediyor.

Miki kıyafeti çok hoş, Aslan  pantalon askılarını takmamakta ısrarlı. Annesi ile  keyfi süper, ona çok beğendiği şekerlemelerden tattırıyor.

Üç erkek, bir arada,dedişko, babası ve minik prens 

Burada dedişko ve benim için poz veriyor, tam yemelik.

Burada baba oğul, karedeler…..

Herkes masaya sıra pastaya geldi.Müthiş Ferrari pasta, hem de sarı kırmızı tam Aslan’ın seveceği cinsten, sıra kesmeğe gelmiş. Numani dedesi, güzel kız arkadaşı Alegra, babası izliyorlar annesi de kesmeye başlamış.Nice mutlu senelere minik prens, sağlıkla neşeyle, mutlulukla…

Maçahel Renklerle 4

Ayşe (Şakar) ile  geçen sene Haziran’da ben de Maçahel yolcusu oldum. Kendimi Ayşe’nin rehberliğine teslim ettim, ve harika bir grupla altı Gürcü köyünde konaklayarak, yaşadık.Batum üzerinden Hopa ve sonra Maçahel’e geldik.İlk konaklama Cumali köyündeydi, ve sonra rüya gibi, cennette gibi geçen günler.Grupta yazar, fotoğrafçılar, sanatçılar,her dinden her ırktan dünyanın çeşitli yerlerinden çok özel güzel insanlar vardı.Hepsi Ayşe’nin dostları. Hepimiz bölgeye hayran olduk, hepimiz ayrı ayrı fotoğraflar çektik, hikayeler yazdık.Hepsi çok güzel oldu. Ama ben sizlere Maçahel’i anlatırken Ayşe’nin son resimleri ve yazılarınla paylaşmak istedim.Daha özeller, daha özler, çünkü.O kadar çok güzel anlatım tarif resim vardı ki ben birazını seçtim, renklere göre gruplandırdım, şimdide paylaşıyorum. .Bugün lila penbe ve morlarla…

LİLA PENBE VE MORLA                                                                                                           Ayşe 11 yıldır 52 kez  geldiği Macahel’de her seferinde  bir hafta on gün kalırken, bu sefer 40 gün kaldı, müthiş  manzaralı, harika bahçeli bir ev kiraladı.Her gün cennet bahçeden ya da sabah yürüyüşü yaparken bizlere günaydın dedi.Yolda karşılaştıklarını, komşularını, misafirlerini,bizlerle paylaştı.                                                                                                 Çevrede dostlarla buluştu,sevdiklerine konuk oldu. Arkadaşları ziyaretine geldi.Harika sofralarda iftara davet edildi.Komşular ona hoşgeldine geldiler.Köprülerden çağlayanlardan, derelerden, geçti, şelalere, çiçeklere, güzel dostalara  günaydın dedi.Ayşe’nin, yaşadıklarını  gördüklerini, kendi anlatımından kalın yazılarla aktardım.

Kocamaaan bir  gülümsüyoruz,kendimize, hayata, herşeye.Yüz yaşını geçtim ben..Aklım başım yerinde…Şakayı çok severim.Doktor moktor bilmem…))
Yuvamın bahçesinden, Caparet.. Maçahel. Gözümün nuru!

Sizin için…sabah yürüyüşümden  yol kenarı böğürtlen…

2.misafirim Nurten hanım Zerafet, aselet başka birşey Yoğurt,süt,peynir getirmiş hoşgeldine geldi…))Ahşap harika renklerdeki tarihi camimizin kapısı…

Maçahel Gürcü Yaşlılar..Guiness rekorlar  kitabındalar. Ama hepsi 15 lik…))

Yaylanın en yakışıklı kayası .Sarılmam mı?…))

N e denir ki! Sessuzluk…))Yaylada cafe…))Şükürler olsun

Renklerle Maçahel 3

Canım Ayşe’m (Şakar) kelebeğim, kalbi ölçüsüz  sevgi dolu, neşe dolu,aşk dolu arkadaşım, Temmuz ortasında kırk günlüğüne  canı aşkı,herşeyi  Maçahel’e gitti. Kiraladığı çok güzel bir evde ramazanı geçirdi,  bayramı geçirdi.Oradan harika resim ve mesajlarla sevdiklerine ulaştı. Her gün yolladığı resim, mesaj ve videolarla gün be gün bakamadım, bakmak için kendime özel bir zamanda olmak istedim, sadece kendimle olmak istedim, ve sonunda, o anı yakalayıp bakınca, ben de onunla yine  oralardaymış gibi hissettim, hatta çok keyifli,  daha da derinlere Maçahel’den Ayşe’min açtığı gönül  penceresinden çok daha etkili güzelliklerde kayboldum.Belki sizi de bu güzelliklere götürmek dileğiyle paylaşıyorum. Bugün mavilerle, sonra penbe lila morla…

MAVİLERLE

Ayşe 11 yıldır 52 kez  geldiği Macahel’de her seferinde  bir hafta on gün kalırken, bu sefer 40 gün kaldı, müthiş  manzaralı, harika bahçeli bir ev kiraladı.Her gün cennet bahçeden ya da sabah yürüyüşü yaparken bizlere günaydın dedi.Yolda karşılaştıklarını, komşularını, misafirlerini,bizlerle paylaştı.

Harika evim…Maçahel.. Sabah yürüyüşü…Cennette..))

Bugün Camili köyünde kızkardeşim Menşurgillere iftara davetliyiz…)) Hacer ve Halit ve ….

Maçahel!  Gözümün nuru   Gönlümün neşesi   Canımın canı…))

Çevrede dostlarla buluştu,sevdiklerine konuk oldu. Arkadaşları ziyaretine geldi.Harika sofralarda iftara davet edildi.Komşular ona hoşgeldine geldiler.Köprülerden çağlayanlardan, derelerden, geçti, şelalere, çiçeklere, güzel dostalara  günaydın dedi.Ayşe’nin, yaşadıklarını  gördüklerini, kendi anlatımından kalın yazılarla aktardım.

Sürprizlere bayılırım! Çat kapı geldiler yaaa!  Burası Maçahel! Karşımda bir anda görünce bayılacaktım.  Aşk dostlarım, başımın taçları……)) 

Şimdi Haca’lcığımın yanında Fındıklıdayım…))

Mavi kelebeklr..  Sanırsınız ki kelebek ormanına daldınız  Meredet yaylasının sembolü onlar. Çok ama çok zarifler…))

Bir melekle tanıştım Maçahel’de. Gerçek bir melek. Sadece benim fikrim değil, gelinleri torunları hep aynı şeyi söylüyor. Hep melekti, hep melek…Zahide teyze….))

Çağlayan köyüm  Heep hep mi çağlar?…))

Camili’de bir pencere  Ve köylüsü  Halit…))

Yol boyu arkadaşlık ettiklerim…))

Renklerle Maçahel 2

Ayşe (Şakar) ile  geçen sene Haziran’da ben de Maçahel yolcusu oldum. Kendimi Ayşe’nin rehberliğine teslim ettim, ve harika bir grupla altı Gürcü köyünde konaklayarak, yaşadık.Batum üzerinden Hopa ve sonra Maçahel’e geldik.İlk konaklama Cumali köyündeydi, ve sonra rüya gibi, cennette gibi geçen günler.Grupta yazar, fotoğrafçılar, sanatçılar,her dinden her ırktan dünyanın çeşitli yerlerinden çok özel dostlar vardı.Hepsi Ayşe’nin dostları. Hepimiz bölgeye hayran olduk, hepimiz ayrı ayrı fotoğraflar çektik, hikayeler yazdık.Hepsi çok güzel oldu. Ama ben sizlere Maçahel’i anlatırken Ayşe’nin son resimleri ve yazılarınla paylaşmak istedim.Daha özeller, daha özler, çünkü.O kadar çok güzel anlatım tarif resim vardı ki ben birazını seçtim, renklere göre gruplandırdım, şimdide paylaşıyorum. Bugün sarı ve turuncularla sonra mavilerle, sonra penbe lila morla…

SARI VE TURUNCULARLA

Günaydın,Hayat! Günaydın eeen en kıymetlim! Günaydın eeen  en özelim! Günaydın canumm babamm!                                                                                                                        

Ayşe 11 yıldır 52 kez  geldiği Macahel’de her seferinde  bir hafta on gün kalırken, bu sefer 40 gün kaldı, müthiş  manzaralı, harika bahçeli bir ev kiraladı.Her gün cennet bahçeden ya da sabah yürüyüşü yaparken bizlere günaydın dedi.Yolda karşılaştıklarını, komşularını, misafirlerini,bizlerle paylaştı. Ayşe’nin resimlerini altlarında, kalın yazılarıyla, kendi deyişleriyle aktardım.

Yuvam da yuvam….)) Bahçem de bahçem….)) Caparet.. Maçahel….))

Yuvama çiçeklerden arta kalan yerden giriş yapıyorum   Çok şahane ….))

Bu fıstık 200 yaşına yakın  Ceviz ağacından  Masif  Zerafete ne dersiniz?…))

En yeni ancak milyon yıl öteden tanıdığım gencecik dost..Dünyalar güzeli. Sanki başka gezegenden..Şeffaf gibi ruhunun bütün zerafeti gözlerindeydi..))

Altın çilek!  İçinde…   Her yerde.. Sizin için topladım….))

Çevrede dostlarla buluştu,sevdiklerine konuk oldu. Arkadaşları ziyaretine geldi.Harika sofralarda iftara davet edildi.Komşular ona hoşgeldine geldiler.Köprülerden çağlayanlardan, derelerden, geçti, şelalere, çiçeklere, güzel dostalara  günaydın dedi.

Ayşe’nin resimlerini kalın yazılarla kendi deyişleriyle aktardım.

Ve rengarenk   Yol arkadaşlarım  Yürümem mi hiç?  Bana böylesi eşlik eden yerler…))

Maçahel’de gönüller çok zengin,  Haliyle sofralarına yansıyor   Dün akşam ki iftar sofrası Kemalİmden … Ne çok özen emek ihtimam..Daha türkçesi var mı bir sözün?…))

Yaylada çiçekler…))

Bayram kahvaltımız..Yok yok…  Hamdolsun..))

Bu kadar yakışıklı bir bahçe misafiri gördünüz mü hiç?…)

Cennette aksam yürüyüsünden  Benide yanında götür diyenleri kıramadım.  Altın çilek, fındık ve armut . Komşunun bahçesinden değil    Tabiatın bahçesinden….)