Renklerle Maçahel 1

Canım Ayşe’m (Sakar) kelebeğim, kalbi ölçüsüz  sevgi dolu, neşe dolu,aşk dolu arkadaşım, Temmuz ortasında kırk günlüğüne  canı aşkı,her şeyi,huzur bulduğu,neşe mutluluk doldurduğu,doğa harikası bölge, Artvin, Maçahel’e gitti.  Kiraladığı çok güzel bir evde ramazanı geçirdi,  bayramı geçirdi.Oradan harika resim ve mesajlarla sevdiklerine ulaştı. Her gün yolladığı resim, mesaj ve videolara gün be gün bakamadım, bakmak için  özel bir zamanda olmak istedim, sadece kendimle olmak istedim, ve sonunda, o anı yakalayıp bakınca, ben de onunla yine  oralardaymış gibi hissettim, hatta çok keyifli,  daha da derinler de Maçahel’den Ayşe’min açtığı gönül  penceresinden çok daha etkili güzelliklerde kayboldum.Belki sizi de bu güzelliklere götürürüm, dileğiyle Maçahel’i farklı renklerle paylaşıyorum. Bugün yeşillerle, sonra  sarı ve turuncularla,  sonra mavilerle sonrada lila penbe morlarla…

YEŞİLLERLE

Ayşe 11 yıldır 52 kez  geldiği Maçahel’de her seferinde  bir hafta on gün kalırken, bu sefer 40 gün kaldı, müthiş  manzaralı, harika bahçeli bir ev kiraladı.Her gün cennet bahçeden ya da sabah yürüyüşü yaparken bizlere günaydın dedi.Yolda karşılaştıklarını, komşularını, misafirlerini,bizlerle paylaştı.Bende Ayşe’nin resimlerini kendi anlatımıyla koyu renkli sizlerle paylaşıyorum.

Cennet bahçeli harika yuvamdan Maçahel manzarası…))

Sabah yürüyüşlerinde yol arkadaşım   Bulut hep  eşlik etti…))

Borcka’da Karagöl’ de kahvaltıda….))

Çevrede dostlarla buluştu,sevdiklerine konuk oldu. Arkadaşları ziyaretine geldi.Harika sofralarda iftara davet edildi.Komşular ona hoşgeldine geldiler.Köprülerden çağlayanlardan, derelerden, geçti, şelalere günaydın dedi.

Cennette bereket sınırsız..Bu armutların bir kısmı yenecek.Bir kısmı da pekmez yapılacak.Organik sözü çok az çok az…))

Meyvalar topladı,yolda koparıp yedikleri oldu, her seferinde bambaşka dostlara rastladı.

Görmüyorsunuz ama yürüyen Süleyman abi,ineklerine ot kesmiş.Maçahel’de dağda bayırda çalışan, ot odun toplayan,erkektir.Kadın kıymetli…))Sabah yürüşünde zarif yol arkadaşları…))

Her işinizin de su gibi yumuşak,  kolay akan , ve hayrınıza olduğu bir gündiliyorum…)) 

Yol boyu kelebekler  Sabah Yürüyüşü   Cennette….))

Yayla emektarları   Çok cefakarlar, çoook..))Köprüleeer! İlle köprüler…Birleştirici,kaynaştırıcı,ortak yoldur köprüler…))

Günaydın can dostlar,sevgiye neşeye günaydın…))

Kandilli de Davet

Dün akşam Sevgili Fisun’un  (Usta) evindeki davette Kagider grup birarada idik.Fisün’un davet mailinde bile kendini hissetiren zerafet,  konukseverlik, samimiyet baştan sona aynen devam etti . Kandilli iskelesinin tam karşısındaki muhteşem manzaralı, kırmızı evin çok büyük bahçesinde, en büyük katılımlı davetlerden biri gerçekleşti.Son derece iyi organize edilmiş, telaşsız,kusursuz, süper bir yemek davetinde herşey çok bol, yerli yerinde ve zamanında yapıldı. Servis eksiksiz idi.Kat kat bahçede kimse bir şey aranmadı, her şey yanıbaşında ve istediği anda geldi. Tüm grup yazın  göreşememenin özlemi içinde  birbirini kucakladı.Yaz öncesi belirlenen davete Adana’dan Antalya’dan Konya’dan katılanlar gerçekten çok değer kattılar.

İlk gelenler,hava henüz aydınlık, Ayşe Işıl, Saime Yardımcı, Handan Ercengiz,Altın Mimir

Nur Ger gelince çok sevindik, çok beğendik,uzun zamandır göremediğimiz sevgili Nur, çok zayıflamışdı, çok hoştu.

Yavaş yavaş herkes gelmeye başlamış.Fisun aramızda,sevgili Handan, kankası, Fisun’un davetinde  her zamanki gibi neşeli, mutlu hepimizi ayrı ayrı kucakladı. DJ liğimizi  Fisun’un oğlu yaptı ve herkesi meshetti.Çaldığı parçaların seçimi hepimizin ruhuna, mooduna, çok iyi geldi.Davetlilerin çok hoş renkleri ile köprümüzde ışıl ışıl, renkten renge, bürünerek  yarıştı sanki. Zeynep Rüstemoğlu, Ayşe Işıl, Handan Ercengiz,Meltem Tepeler Nuran Evrensel, Firdevs Uzun ile

Hava yeni yeni kararmaya başlamış, sevgili Ayşe Bilge, Galia ve Lerzan ile

Manzara her kattan çok güzel, boğaza köprüye hakim, İstanbul’un en güzel, en değerli nokatalarından birinde harika bir kırmızı ev ve kat kat bahçede her köşeşede, masalar,kamelyalar, davetlileri bekliyor.

Sevgili Ayşe Köroğlu geç gelenlerden, artık merak etmeye başlamıştık.

Nihayet sevgili Gülden Türktan’da geldi,  her zamanbki farklı şıklığı ve hoşluğu içinde.Ferda Boyar ve Fisun Usta ile birlikte

Roza Hatem, Ayla Sevand çok özlemişim,çok  özlemişiz.

Zehra Güngör ve Şule Yüksel ‘de geç gelenlerden. Geç gelenlerin çoğu trafik kurbanı, dört saatte gelenler bile vardı.

Yemekler yenmiş, sohbetler yapılmış, menti Çiğdem’den bebekler alınmış artık son kare resimler çekmeye sıra gelmiş.Herkes resimlerde yok, bazı arkadaşlarımız katılamadı, ama çok keyifli hoş bir davetti.

Fisun girişte, yukarda her yerde,her  yeni geleni aynı samimi, sıcak,her zamanki doğal sadeliği ve güzelliği ile karşıladığı gibi giderken tek tek yolcu etti.Harika bir ev, harika bir manzara, harika bir davet ellerine,ayaklarına,gönlüne  sağlık, tekrar tekrar teşekkürler.

Ben davete  giderken sevgili komşum Saime Yardımcı ile buluşup,beraberce Kandilli’ye gittik. Yolda ki sohbetimiz de, biz de son ay yaşadıklarımızı konuştuk.Ülkemiz içindeki üzücü olaylar,hepimizi çok etkilerken nasıl neşeli mutlu olabilirdik derken cevap yine Saime Hanım’dan geldi. Acılar beraberken azalıyor,sevinçler beraberken çoğalıyor, gerçeği ile.Sevgiler herkese.

Başak’la San Francisco, Napa,Carmel….

California bölgesini, kızım orada yaşadığı ve  uzun senelerdir gittiğim, geldiğim, yaşadığım bir yer olduğu  için, dünyanın bir çok güzel yerinden daha çok seviyorum ve kendimi oradaki yaşama çok yakın hissediyorum. Bölgeyi,iklimi, yaşam tarzı, insanları, kuralları,doğası, alışveriş merkezleri,kafeleri, restorantları, renkleri,evleri,okulları, yaşayanları ile beğeniyorum,  özlüyorum. Orada ki güzel dostlarla, buluşmak,onlarla hoşça vakit geçirmek,eski özlenen yerlere uğramak, yeni yerler keşfetmek, ve tabi en  güzeli,  kızımla olabilmek.Bölgenin farklı yerlerinde çok güzel anılar var. Anlatıp paylaşmaya çalışacağım. Bugün, San Francisco, Napa Valley, Carmel,ve çevresini anlattım.

Los Angeles’ dan San Fransisco‘ya gitmeyi, ne zamandır planlıyorduk. Bu çok hoş yolculuğu, 2009 Eylülde gerçekleştirdik.Hemde inanılmaz spontane, bir şekilde, ama sonuç süperdi.Böyle rahat söylüyorum,çünkü tüm programı Başak yaptı, yolu konaklamaları, restorantları, gezilecek yerleri saat saat tespit etmişti.Başak,1994 den beri önce Orange County sonra L.A de yaşadığı için bu turu defalarca yaptı.Giderken Los Angeles’dan arabamızla PCH Pasific Coast Highway yoluyla direkt San Fransico’ya gittik.Sekiz satte şehir merkezine ulaştık. Otelimiz Union Square‘de şirin güzel bir oteldi. Akşam yemeği için Little Italy North Beach de karar kıldık.Bölgeyi ve restorantları çok beğendik.Hepsi çok çekici duruyordu.Biz  Trattoria Pinocchio da yemeğe karar verdik. Çok  lezzetli italyan yemekleri yedik.Yemek, ortam, sohbet öyle keyifli idi ki, gece hiç bitmesin istedik.

Harika lezzetler, sıcak samimi servis, ilgi, çok hoş barıyla Trattoria Pinocchio

Her yer, renkli, çalışanlar samimi sıcak,  ve yemekler çok iyiydi. Ertesi sabah Napa için program yapmışdık .Ünlü bağlar bölgesi, şarap cenneti,Napa Valley. Onun için makul bir saatte otelimize döndük.Sabah farklı bir başlangıç için Başak’ın önerileri ile bir  Cafe’de klasik Amerikan kahvaltı çeşitleri ile  kahvaltı ettik.Ama mutlu olduğumuzu söyleyemiyeceğim. Sonra yola koyulduk,daha önceden kararlaştırdığımız, bölgenin en büyük bağları ve şarap tesislerinden biri olan  Sterling Winyards‘ a gittik .Bölgeyi tramle,boydan boya geçerken,tüm vadiyi uçsuz bucaksız bağları,  tepeden görme şansımız oldu.Vadideki bağları,çevreyi hayranlıkla seyrettik.Tesisleri özel rehberlerle gezdik ,gezi boyunca da  şaraplar tadarak, çok hoş saatler geçirdik.

 Sterling Winyards a Tram’dan kuş bakışı

Ama tadarken sarhoş olmamak için,  hepimiz  temkinli ve kontrollü idik. Bölgeyi tesisleri gezdikten sonra iyi bir yemeği hakettiğimizi düşünüp, St Helana‘a gittik,caddeyi  dükkanları dolaştık, alışveriş yaptık. Aslında  piknik için alışveriş yapıp, o çok güzel doğada, kırlarda  yemek  istemiştik.

St Helana’da dolaştığımız, alışveriş yaptığımız, yemek yediğimiz cadde.

Ama ilk gelişimiz olduğu için heyacanlıydık, daha çok yer görmek için, kafamızdaki gibi piknik alışverişi yapılan şık bir şarküteri restorant da çok özel sandviçler yaptırıp, yedik. Kırlarda yemeği, bir daha gelişimize bıraktık.Şehre dönünce Necil otele dönüp,dinlenmek istedi, biz Başak’la biraz alışverişe takıldık.

Otelimize döndüğümüzde akşam yemeği için üçümüzde bir önceki  gecenin keyfiyle, tekrar North Beach  Little Italy de yemek yemek istedik. Bu sefer ki tercihimiz Calzone‘du.Yine çok lezzetli İtalyan mutfağı yemekleriyle  şarapta tercihimiz de Pinot Noir oldu.

Üçüncü günümüzde sıra San Francisco’yu gezmeye geldi.Arabamızı almadık,klasik tranway turu ile şehri gezdik.Öğleden sonrayı da Fisherman’s Wharf’da geçirdik.

Tüm günün çok güzel geçtiğini söylememe gerek yok. San Francisco çok güzel bir şehir.Her köşesi başka güzel, samimi sıcak duygular verdi bana.Keyifle yaşanılabilir bir şehir.

Painted Ladies’de görülecek güzel noktalardan

Dördüncü gün önce Lombard Street, Painted Ladies,Golden Gate Bridge, Sausolito‘ya gittik. .Hepsi ayrı ayrı hoş San Francisco’ya özgü yerler. Turistik gezi için görülesi noktalar.

Ertesi sabah sahilden  Monterey yolculuğu başladı.Gece  konaklamak için Başak bölgeyi çok güzel yansıtan eski bir evden otele  dönüştürülen,  Victory Inn‘de kaldık. Kendimizi, otelde değil, konuk olduğumuz ev de gibi hissettik .Akşam yemeği için Başak’ın seçimi Cannery Row‘da (John Stenbeck’in ünlü romanın da ki Sardalya sokağı)  Bubba Gump Shrimp oldu. Forest Gump filminin konusundan esinlenerek, yapılmış, hoş farklı  bir yer.

Carmel  sahil

Carmel’in güzel caddelerinde

Sabah Carmel‘e yola çıkış.Carmel’de  sahilde yürüyüş,sonra şehirde yürüyüş ,dükkan gezisi,ve  devam.

Santa Barbara’nın güzel caddelerinden State Street’ de

Carmelden sonra duragımız Big Sur oldu.

Big Sur daki konaklamayı Necil’in maç saatine denk getirdiğimiz için önceden ayarladığımız gibi Necil, İstanbul’daki maçı internetten seyrederken biz Başak’la restorantın içinde bulunduğu, çok güzel geniş alanda, dinlendik, deniz kenarına indik, yürüyüş yaptık ve hep beraber yemek yedik.

Maçtan sonra Pismo Beach, ve Santa Barbara . Santa Barbara’da hafif yemek, akşamüstü  molası,sonra yola devam ve gece Los Angeles’da  evdeydik.Başak’ın harika organizasyonu ile hepimiz çok  keyifli bir yolculuğu bitirmenin mutluluğu ile bir sonraki seyahati düşünmeye başlamışdık bile. Defalarca teşekkürler Başak’cım, hiç unutmayacağımız çok güzel bir seyahatti.

Biz Kafayı Yeşile Fena Taktık

Her geçen gün farkındalığım arttıkça heryerde harika yeşil haberler okuyorum, rastlıyorum, görüyorum. Neticesinde de kendimi daha da konunun içinde, yapıcı ve aktif olmalıyım, motivasyonu içinde hissediyorum. Artık restorantlarda servisimi sürekli değiştirsinler istemiyorum. Ev de çok meraklıyım, sürekli servis değiştirmeye çok detay kullanmaya kendimi zorluyorum, basit ve sade ol, az kirlet,diye hep kendimi uyarıyorum.Ona göre şıklıklar menüler hazırlıyorum.Ütü konusunda da çok takıntılıyım, her şey kış yaz ütülenecek, mum gibi olacak. Biraz biraz yumuşamaya  gayret gösteriyorum. Bir giyilen, bir kullanılan, bir daha giyilmez,bir daha kullanılmaz,hemen çıkar yıka adetimden de vazgeçmek için büyük emek sarfediyorum. Düzgün kullanıp kirletmeden hiç olmazsa birkaç kere kullanmaya  özen gösteriyorum.
Bugün de size yine çok beğendiğim bir iki haberi aktarmak istiyorum.Borusan grup, çevre konusunda hep çok duyarlı çok hassas, aşağıda çok hoşuma giden Borusan Lojistik haberlerini paylaştım, sizlerinde beğeneceğinizden eminim.
Borusan Lojistik Çevre Dostu Çalışmalarında kullandığı slogan bu.
BORUSAN LOJİSTİK 2015 YILI SONUNA KADAR 1 MİLYON AĞAÇ DİKECEK
Borusan Lojistik, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) ile imzaladığı protokol kapsamında 2015 yılı sonuna kadar 1.000.000 ağaçlık bir orman oluşturacak. ÇEKÜL Vakfı’nın 1991 yılından beri yürüttüğü ‘7 Ağaç Ormanları’ programına katılan Borusan Lojistik, İzmir Ödemiş ve Mardin Kızıltepe’de ÇEKÜL’ün belirlediği iki farklı alanı ağaçlandıracak. Eylül ayında başlayan çalışma kapsamında Borusan Lojistik 5 yıl boyunca ağaçların bakımını da üstlenecek.
Şirket, her yıl her çalışanı için 7 ağaç dikmesinin yanı sıra çalışanlarının doğum günlerini, yeni doğan bebeklerini ve evlilik törenlerini de birer ağaçla kutlayacak. Müşterilerinin de kampanyaya katılımını sağlayan Borusan Lojistik, gerçekleştirilen her 10 taşıma ve her 10 konteyner elleçlemesi için de birer ağaç dikecek.
Borusan Lojistik, tüm faaliyetlerini Çevre Yönetim Sistemi’ne uygun bir şekilde sürdürüyor. Çalışmalarını Kurumsal Risk Yönetimi çerçevesinde değerlendiren şirket, çevreyi önemli bir kriter olarak belirledi ve gerekli durumlarda Yalın 6 Sigma felsefesinden yardım alarak geliştirme ve iyileştirme çalışmaları yapıyor.
2004 yılında ISO 14001 Çevre Yönetim Standardı çalışmaları SGS tarafından belgelendirilen Borusan Lojistik, 2009 yılından bu yana Karbon Ayak İzi çalışmalarını yürütüyor. Borusan Lojistik, Uluslararası Kıyı ve Deniz Temizliği Günü gibi etkinliklere katılırken, bir yandan da çevre bilincini arttırmaya yönelik faaliyetleri hayata geçiriyor. ISO 14064 Sera Gazı Emisyonları’na yönelik çalışmalarını da sürdürüyor.

BORUSAN LOJİSTİK’TEN TÜRKİYE – AVRUPA ARASINDA TARİFELİ MULTİMODAL TREN TAŞIMACILIĞI! Yenilikçi ve öncü çözümleriyle lojistik sektöründe fark yaratmayı sürdüren Borusan Lojistik, bir yeniliğe daha imza attı ve tüm Avrupa ülkelerine “Tarifeli Multimodal Tren Taşımacılığı”nı başlattı. Bu çevre dostu projeyi gerçekleştirebilmek için Avrupa’da özel bir alt yapı kuran şirket, Edirne’de de bir Gümrüklü Terminal ve Aktarma Sahası kurdu.05 Nisan 2012, İstanbul… Borusan Lojistik, Avrupa’ya yönelik lojistik hizmetlerinde yeni bir dönem açıyor ve sektörde vagon ve konteyner sahibi olarak Tarifeli Multimodal Tren Taşımacılığı hizmetini başlatıyor. Bu sayede, Borusan Lojistik hem Türkiye ekonomisine ve sanayisine önemli bir rekabet avantajı sunacak, hem de sürdürülebilirlik ve çevre koruma duyarlılığı açısından fark yaratacak.Daha az karayolu kullanılacak olması nedeniyle Borusan Lojistik’in çevre duyarlılığının iyi bir örneğini oluşturan bu yenilikçi uygulama, 6 Nisan 2012 tarihinde Viyana’dan kalkacak ilk blok tren ile başlayacak. Türkiye-Avrupa arasında gerçekleştirilen Tarifeli Multimodal Tren Taşımacılığı başlangıç aşamasında her hafta karşılıklı iki blok tren olarak başlayacak. Borusan Lojistik, bu servisin müşteri talepleri ve ihtiyaçları doğrultusunda haftada beş sefere kadar çıkabileceğini açıkladı. Avrupa’da özel olarak oluşturulan altyapı ile kapıdan kapıya tek elden entegre olarak verilecek bu hizmet için Edirne’de de bir Gümrüklü Terminal ve Aktarma Sahası kuruldu.Borusan Lojistik Liman İşletme ve Uluslararası Taşımacılık Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Dölen, öncelikle Avusturya – Viyana, Almanya-Duisburg, Duisburg üzerinden Almanya- Buna ve Almanya- Schweisheide ve Hollanda-Rotterdam’a düzenli ithalat ve ihracat taşımalarının hayata geçirileceğini belirterek şöyle konuştu:”Multimodal Taşımacılıkta Greenovative Çözüm” adını verdiğimiz ve çok önemsediğimiz bu uygulamamızı sektörümüzün en önemli buluşmalarından biri olan HR Dergi tarafından bu yıl 14.’sü düzenlenen Lojistik Yönetimi Zirvesi’nde açıklamayı anlamlı gördük. Borusan Lojistik olarak rekabetçi, çevreci, hızlı ve dakik Multimodal Tren Taşımacılığı hizmetini tasarlarken, iş ortaklarımız TCDD, İsviçre menşeli Hupag Ag ve Alpha Ag ile beraber ülkemizin sürdürülebilir büyümesi yönünde önemli bir adım attığımızı düşünüyoruz. 6 Nisan Viyana çıkışlı trenimiz ithalat yükleri ile Edirne’ye 9 Nisan’da ulaşacak ve 10 Nisan tarihinde Edirne’den ihracat yüklerimiz ile Viyana’ya hareket edecek. Takip eden her üç günde bir, 36 adet 45 feetlik konteyner ile bir trenimiz hizmete devam edecek. Yarınlarımızın daha yeşil ve daha güzel olması için bundan sonra da çalışmaya, sektöre bu tür çevre dostu alternatifler kazandırmaya devam edeceğiz.”

Her nerede olursanız olun elinize çevre dostu yayınlar dergiler alırsanız, ya da artık tüm dergilerde, gazelerde , mağazalarda, caddelerde çevreye çok katkı sağlayan, özen gösteren, projeler çalışmalar görmek mümkün.Biz de bir ucundan neden tutmayalım.