Airbnb İle Henüz Tanışmadınız Mı?

airbnb-a8707ed9_originalSiz hala Airbnb ile tanışmadınız mı? Bir ülkeyi, kültürü en iyi tanımanın yolu otelde değil, ev de kalmak. Güvenilir ev bulmak, çok alternatifli fiyat seçeneklerinde ve bir odadan şatoya kadar farklı evler de mi kalmak istiyorsunuz? O zaman  aşağıdaki bilgileri röportajları okumalısınız. Aynı zamanda işe şişme yatakla başlayan  üç genç girişimcinin muhteşem yükselişini aşağıda bulacaksınız. Biz de evlerimizi buradan beğendik kiraladık. Evlerimizi ve yaşadıklarımızı ileride paylaşacağım,iyi okumalar, sevgiler…

airbnb-kuruculari

Joe Gebbia, Nathan Blecharczyk ve Brian Chesky

Ağustos 2008 yılında kurulan San Francisco, California merkezli Airbnb, insanların çevrimiçi olarak veya cep telefonundan ya da tabletten dünya çapındaki benzersiz konaklama yerlerini kaydetmesi, keşfetmesi ve rezerve etmesine yönelik güvenilir bir topluluk pazar yeridir.

İstediğiniz ister bir gece için bir daire, ister bir hafta için şato, isterseniz de bir ay için villa olsun, Airbnb insanları 34.000 şehir ve 190 ülkeden fazla yerde her fiyat noktasında benzersiz seyahat deneyimleriyle bağlar. Ayrıca, birinci sınıf müşteri hizmetleri ve büyüyen bir kullanıcı topluluğuyla, Airbnb insanların yerlerinden fazladan para kazanmalarının ve yerlerini milyonlarca kişiden oluşan bir kitleye sergilemelerinin en kolay yoludur.

Aşağıda egoistokur.com da Gülay Börekçi’nin Airbnb şiketinin iletişim direktörü Christopher Lukezic ile yaptığı röportaj var.

http://egoistokur.com/hayalinizdeki-evde-hatta-bir-ortacag-satosunda-yasamanin-en-ucuz-yolu/

 Şimdi de bir aibnb kullanıcısının çok faydalı yazısı ve araştırmaları, gerisini de sizin keşiflerinize bırakıyorum….
 http://dunyabenimevim.net/tag/airbnb-kuruculari/

Hayat Altüst Olursa…

Her dönem restoran, kafe açmak, yemek işi yapmak çok popüler. Birileri  biraz güzel bir şeyler pişiriyorsa hemen bu işe başlamak girişimci olmak istiyor. Ama bu da en zor işlerden biri…Bu konuda çok beğendiğim, çok iyi bir örnek girişimci var. Nasıl başarlı olmuş, tekrar paylaşayım, istedim. Gözünüzü korkutmayayım, girişmek kolay da, ama başarı kolay değil… Sizin  de bildiğiniz tanıdığınız Big Chefs işletmelerinin sahibi Gamze Cizreli’nin girişim öyküsünü eski yazılarımın içinden paylaştım. Gamze’nin girişimcilik öyküsü baştan sona çok özel. En çok beğendiğim bölümü ise, daha işe başlamadan yaptıkları… Gamze ODTÜ den mezun oluyor,çok iyi bir işe başlıyor, maddi olarak da iyi kazanıyor, ama aklı acaba bir kafe restoran açsam mı ? da. Ne yapıyor biliyor musunuz? Gündüzleri işine devam ederken geceleri Ankara’da beğenilen iyi bir restoran da  çalışmaya başlıyor. Bu iş nasıl yapılır, ben yapabilir miyim? diye öğrenmek için. Hem de geceleri çalıştığını ailesi öğrenmesin diye Ankara dışında yaşayan ailesinden saklayarak…Hatta iş çevresinden de saklayarak, restoran da sıradan bir çalışan olarak çok özel bir mücadele veriyor.Hem de sekiz ay gibi uzun bir zaman.Ta ki ben bu işi yaparım diyene kadar…Sevgili Gamze o günlerden bu günlere sürekli yeni gayretler, başarılar, ödüller, ve yeni yerler ile devam ediyor. Bu yaz  Bodrum’da açtılar…Bir  ay sonra Erenköy’de yeni yerlerini açıyorlar, kolay gelsin Gamze’cim…  Hep gururumsun, sevgiler…

Meral Varuy adlı kullanıcının avatarıyaz-gi

Onu  ilk kez 2010 Yılı  Garanti Bankası ve Ekonomist dergisinin işbirliğinde, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) katkılarıyla  dördüncüsü düzenlenen ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda birincilik ödülünü aldığı gün gördüm ve dinledim, kısacık ama çok etkileyici hiç aklımdan çıkmayan anlatımıyla onu tanıdım. O günden sonra da Gamze Cizreli’nin  her gün yeni başarı  haberleri gelmeye devam etti. Hayranlıkla takip ettiğim sevgili Gamze Cizreli‘yi  ben de sizlerle son günlerde okuduğum, haberleri ile  paylaşmak istedim.

fft5_mf428923

Yarışmada suni deri üreten Perihan Çöçelli ikinci, Bonny Food Lezzet Çiçekçisi Didem Güney Alsoy da üçüncü olmuştu.Anikya İznik Çini ve Seramik’in kurucusu Nejla Anıl ise sosyal girişimcilik ödülünün sahibi oldu.

Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmadığını ?

Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmayacağını?

3 bin 600 girişimci arasından birinci  seçilen Gamze Cizreli“Şems-i Tebrizi”nin 

View original post 1.533 kelime daha

Bodrum’dan Sevgiler İle Midyeci Şehmus…

Yaz bu sene zor ısınıyor, çoğu yer hala soğuk ve yağışlı .Ama Bodrum çok güzel, çok sıcak değil, kalabalık hiç değil, hafif rüzgarlı. Çok keyifli, huzurlu…Deniz çok güzel, yüzdükçe yüzmek istiyorsunuz. En azından benim için öyle. makarnaYaz, sıcak günler de gündüzler zor geçer, özellikle Bodrum’un içi çok sıcak olur. O güzelim semt pazarlarına gitmek çok zordur, sabah çok erken saatlerde gitmek gerekir. Şimdi her yer de tatlı  hoşa giden bir sıcaklık var. Ilık rüzgarlı bir hava, hatta gölgede, evlerde, akşamları oldukça serin. Yani muhteşem Bodrum günleri yaşıyoruz, sevdiklerimiz, dostlarımız bizlerle. Çok sıcak ve kalabalık olmadan keyif yapılacak günler…Buradan sizlere Bodrum’un güzel mekanlarını başarılı girişimcileri yazmak istiyorum. Bir de her yaz yaptığım gibi daha önce yazdığım yazıları tekrar paylaşmak istiyorum. Yeni yerler yeni keşifler, başarı hikayeleri beni çok mutlu ediyor, umut veriyor. 11410455_1463169993997746_365436353_aBu sene Gündoğan’da açılan yerleri ile Midyeci Şehmus benim için ilk keşiflerim içinde  bunlardan en güzeli oldu. Şehmus 1981 den beri bizlerle, özel sepetleri  içinde midye dolma yapıp satan güzel aile. Anne Elvan ve ablalar yapıyor, baba ve erkekler satıyor, şimdi de bir restoran açmışlar. Bayıldık desem az olur. Nedir, nasıldır derken tabağımıza konan her şeyi piranalar gibi anında yedik. Hepsi çok lezzetli. Menülerinde neler var derseniz, midye dolma, midyeli pilav, midye çorba, midyeli pilav, Napoliten soslu midye, midye tava, kalamar, karides güveç, levrek marine, harika salatalar, tatlılar… Gerisini siz tadarak keşfedin. Hepsi mükemmel..15

Senelerdir, plajımıza, özel kutusu , beyaz giysileri ile gelen Yasin Özay,  8 yaşından beri Bodrum’da ailesi ile  midyecilik yapıyor. Midye baba mesleği. Babası Şehmus Usta Bodrum’un ilk midyecisi. Aile aslen Mardinli. Ama artık ailece İzmir’de yaşıyorlar. “Midyeleri annemle kız kardeşlerim hazırlıyor, babam ben ve erkek kardeşlerim satıyoruz” diyordu. Bizim için de tam bir Bodrum ve Gündoğan klasiği idi. Şimdi restoran açtıklarını duyunca mutlulukla arkadaşlarımızla gittik, ve hayran olduk. Makarnası, çorbası, pilavı, karides güveci, ızgara kalamarı ve özel ev açması baklavalarını yedik. Çok başarılı, çok lezzetli idi. Ayrıca söylemem gerekir, ben de arkadaşlarım midyeyi çok sevdiğimizi söyleyemeyeceğim. Çocuklarımız ve arkadaşlarım tutkunu iken biz çok nadir yeriz. Ama yediklerimizi çok sevdik, restoran fikri ve çeşitler harika. . Her gün saat 13.00’ten akşam geç saatlere kadar plajları ve sahili dolaşıp satarlarken şimdi yine gündüz sahilde, akşam restorandalar. Tüm aile harika bir işbirliği ile koşuşturuyor.Biz aile işbirliğine, lezzetlerine, güler yüzlü hizmetlerine bayıldık… Sizlere yazacağım çok şey var ama Midyeci Şehmus Usta ilk sırayı kolaylıkla aldı.

11981 yılından günümüze Bodrum Gündoğan’da Midye Dolma denince ilk akla gelen, beyaz önlüğü ve hijyen kurallarına gösterdiği titizlik ile yerli-yabancı, ünlü-ünsüz müşterilerinin beğenisini kazanan Şehmus Usta’ya uğramadan Bodrum’dan ayrılmayın..

Can Oba İle Harika Yemek ve Sohbet

Can Oba‘ya uzun zamandır gitmek istiyordum, sonunda arkadaşım rezervasyon yaptı, üç arkadaş  beraber gittik. Harika bir hava, ılık yarı bulutlu yarı güneşli bir İstanbul günü… 1972323_542892792492690_973501786_nŞimdiye kadar gitmediğim ama Sirkeci’de ünlü bir sokak Hocapaşa’dayız. Esnaf lokantaları çoğu kendi alanlarında ünlü, ortada Hocapaşa camii var. Öğle yemeği için gidiyoruz. Camiye namaz için girenler, masamızdan gözüküyor, çok hoş mini bir meydana açılan sokaklar, ve esnaf lokantaları arasında Can Oba’nın yeri. Üstünde adı yazmasa  bulmak zor.can-oba-restaurant Mekan eskiden ıslama köfteciymiş.Değiştirilmemiş, masalar, örtüler, diğer esnaf lokantaları gibi. Merakla bekliyoruz. Sonra zarif bir hanım geliyor. Bizi masamıza yerleştiriyor. Biz hazır olunca da günün menüsünü tüm detayları ile anlatıyor. 10377007_678608592254442_8282868676381814351_nMenü gününe göre değişiyormuş. Her şey günlük Can Oba tarafından, üçocak bir mikrodalga fırını olan minicik mutfakta herkesin önünde yapılıyor. İçeride beş masa, dışarıda biraz daha fazla…Biz hava güzel olduğu için dışarıdayız. Şaşkınlıkla çevreyi izliyor ve o çevrede,  sunumu ve lezzeti görmek tatmak için sabırsızlanıyoruz.10390352_719210261527608_3022682138810373716_n Ama mutlaka baharda bir akşam yemeğinde içeride oturup Can Oba’yı seyrederek yemeliyiz. İçerde yer bulmak çok daha zor tabii. Çok fazla yiyen bir grup olmadığımız için üçümüz de birbirimizden tatmak niyetiyle üç ana yemek istiyoruz.IMG_20130920_193215 Başlangıç olarak da balık çorbası istiyoruz, tadımlık. Çorba da da ana yemeklerde de sunumlar da lezzetler de mükemmel şaşırtıcı. Diyecek kelime bulamıyoruz, seyredelim mi? yiyelim mi? Üçümüz de ortaya yerleştirilen  yemeklerimizden merakla tadıyoruz.11430122_10153617866269311_6059741969159545433_n Anlatılırken bile heyecanlandıran bu muhteşem yemeklerin keyfini çıkarıyoruz.  Portakal soslu levrek, cevizli ahtapotlu risotto, ve ayva ve elma ile yapılmış kuzu ciğer…Yemeklerde meyvelere  çiçeklere çok yer verilmiş, hem lezzet, hem sunuma güzellikler katmış…. Üçümüz de neden risotta istedik bilemiyoruz. Çünkü genel de çok yediğimiz bir çeşit değil. Ama burada risotto başka güzel, favorimiz, oluyor….images (1)Can Oba, Almanya’da Michelin yıldızlı şef Alfons Schuhbeck’in yanında çalışırken ailevi nedenlerden Türkiye’ye dönmeye karar vermiş. Parası ancak Sirkeci’de, kebapçıların arasında beş masalık bir mekana yetmiş. Evini ipotek edip, 40.000.-TL ile işe başlamış. Bu durum onu yıldırmak bir yana dahada kamçılamış. Bütün imkansızlıklara rağmen çok sevdiği işi, inandığı prensiplere göre hayata geçirmiş.thumb_600 Şimdi Türkiye’nin en çok konuşulan şeflerinden biri. Vedat Milor onun için “Paris’te olsa adı Michelin Rehberi’nde geçerdi” diyor. Bugünlerde bir de televizyon programı hazırlığında olan Can Oba, aynı zamanda sohbeti çok keyifli bir şef. Mutlaka masalara uğrayıp hem yemekleriyle ilgili, hem farklı konularda sohbet etmeyi seviyor. Son derece mütevazi, kendini, işini, nasıl yola çıktığını çok keyifle anlatıyor.Çünkü mutlu olduğu işi yapıyor. Sabah çok erken kalkıyor, kendi anlatımıyla akbili basıyorum, geliyorum diyor. Amacı gençlere iyi bir örnek olmak…ve burada tutunmak… Gerçek bir hayatta kalma mücadelesi. 10383891_719210368194264_471659914397325304_n Gelecek hedeflerinde 40-45 kişilik bir yere taşınmak var… Hayalindeki yerini “Ben salaş mekan seviyorum. Deniz kenarında, ağaçlar altında, ışıklı, tahta masa-sandalyeli bir yer mesela… O tahta masa çürük olabilir. Önemli değil. Bana gelen iyi yemek yemeye gelsin.” diye anlatıyor. Yakında bir televizyon programı başlayacakmış, programı hakkında; “Her bölümde özel bir reçete vereceğim. Herkesin ulaşabileceği, ucuz malzemelerle yapılan yemekler olacak. Konuklar olabilir. Organik mutfağın  üstüne biraz eğileceğiz. Bilgilendirici bir program olacak.” diyor, ve devam ediyor. 10292510_616711955110773_8543285331669668924_n     “Mutfak 1.5 metrekare. Bir mikrodalgam, bir de üç göz ocağım…” Açıldığında ikiye böldüm restoranı. Bir kebap ustası aldım işe. Kirayı çıkarmak için onun yaptığı döneri sattım. Öbür bölümde de kendi menümü yaptım. İlk zamanlar hem garsonluk hem bulaşıkçılık hem de aşçılık yapıyordum. Şimdi üç kişiyiz. Biri iş bulamıyordu, geldi, aldım işe. Bulaşıkçı bir kız vardı, onu da aldım, eğittim. Şu anda rizotto yapıyor, tatlı yapıyor. Bir de çırak var… İlla okullu olmasına gerek yok birinin benimle çalışması için. İstersen her şeyi yaparsın. Onları seviyorum ben. Yemeklerin hepsini ben yapıyorum ama. Onlar eşlik ediyor. Dondurmamı, mayonezimi, ketçabımı, ekmeğimi, çikolatamı kendim yapıyorum bu imkansızlıklarla. Meydan okumak budur; üç kişiyle bütün Türkiye gastronomisine meydan okuyorum. “Masalar boş aslında ama strateji yapıyor, doluyum deyip kabul etmiyor” diye eleştiriyorlar. Yok öyle bir şey. Benim bir kapasitem var. Masa boş diye oraya seni alırsam akşam gelen adama ne yedireceğim? Buraya gelenlerin çoğu Michelin yıldızlı restoranlarda yemek yemiş, kıyaslama yapabilecek insanlar. Beş kıtada yemek yemiş adama “Abi bugün böyle çıktı malzeme” diyemezsin. Onları memnun etmek zor. Bir ayda beş masa negatif düşüncelerle ayrılsın, işiniz biter. O yüzden hiç kaytarma lüksüm yok. Hayat prensibimdir; kendi önüme gelecekmiş gibi yaparım her yemeği. Gençlere şunu söylemek lazım; çok seviyorlarsa yapsınlar bu işi. Çünkü hem iş olarak ağır hemde sorumluluğu çok ağır. Özel hayatınızdan feragat etmeniz lazım. Ben bekar kaldım bu iş yüzünden.” 11426178_10153617866154311_2810142521038539907_nCan Oba’nın yemekleri harika, sohbeti harika… Gençlere, girişimcilere verdiği mesajlar çok değerli…Biz çok keyif aldık. Tekrar gitmek üzere ortak karar aldık.Anlattığım herkes de aman biz de gidelim diyor. Bu çok özel mekanda, muhteşem yemekler, harika sohbet, çok özel bir girişimci hikayesi ve kalitesi lezzeti ile hiç uyuşmayan  makul  fiyatlar var. Hala gitmediyseniz, bir an önce rezervasyon yapın, çok beklemeye sabrınız yoksa, akşamlardan özellikle Cumartesi akşamından vazgeçip bir öğle yemeğini deneyin. Nasıl olsa sonra yine gitmek bütün yemeklerden tatmak isteyeceksiniz. 10277005_563159277132708_7710343305714680066_n Biz yemeği peynir tatlısı ile bitirdik. Bu güzel günü, sohbeti de tatlıyla bitirmekte yarar var.Sevgiler, sevgiler…

Gelin, Görümce Girişimci Olunca….

Handan’dan her dinlediğimde, hep  heyecanlarak çok etkilendiğim çok özel bir girişimci hikayesi ve hayat hikayesi var.Gelin gittiği aile de, kayınpederin işinin, nasıl markaya dönüştüğü, bu günlere geldiği; tüm ailenin nasıl el birliği ile tüm zorlukları aştıkları, ve gelin görümcenin nasıl güzel bir sevgi saygı içinde iş birliği yaptıkları, kayınpederin baba, gelinin abla yerine konduğu bu muhteşem beraberlik ve başarı hikayesinden etkilenmemek mümkün değil…Handan’ın girişimcilik hikayesin de tüm ailenin fertleri  birinci derecede rol sahibi. Ama kimse kimsenin önüne geçmiyor, rol çalmıyor.Herkes büyük bir sevgiyle işin bir ucundan tutup beraberce bir bütün olmanın, başarının anahtarı olduğunun farkında. magicform_cafe_handan_ercengiz_gamze_civelekoglu-1024x735

Gelin Görümce Handan Ercengiz ve Gamze Civelekoğlu Nişantaşı Mağazalarının Kafesinde…

Aile iş birliği ve sevgiyle çalışırken 3. nesil çocukları da iş yerinde anneleri ile  büyümüş. Azimle, sevgiyle, işlerine, ailelerine sarılmışlar. Bu muhteşem beraberlik çalışanların da kendilerini bu ailenin ferdi gibi görmelerini sağlıyor. Nasıl başladıkları, nasıl devam ettikleri,hepsi müthiş hikayeler, bir yazı değil bir roman olacak nitelikte. İşin kurucusu sevgili kayınpeder, Çetin Ercengiz  anılarını yazmak  istiyor. En kısa zamanda çıkacaktır umarım. Çetin bey’in işe başlama , kadın çamaşırları imal etme, destekli sütyenleri yapma  hikayeleri çok meşhur….Ayrıca Çetin bey harika makaronlar yapıyor. Çok özel, çok neşeli, yerinde duramayan çalışkan, yaratıcı bir iş adamı. Nişantaşındaki mağazaya uğrarsanız, tatma şansınız var…

__etin

Magicform’un temelleri Çetin Ercengiz tarafından 1952 yılında Adapazarı’da atılmış.İlkokuldan sonra ailesini geçindirmek için tuhafiyecide çalışan Ercengiz’in iç giyimle tanışması da böyle olmuş. Bu sektörde uzun yıllar çalışan Ercengiz, oğlu Gürsel Ercengiz, Kızı Gamze Civelekoğlu ve gelini Handan Ercengiz, Magicform markasını kurmuş.

Şimdi Türkiye genelinde 200’e yakın bayisi bulunan şirketin Nişantaşı’nda da konsept mağazası var. Boyner ve
Debenhams gibi çok katlı mağazalarda korner’ları ve Mekke’de franchise mağazası bulunan Magicform, yıllık 400 bin adetlik üretim kapasitesine sahip..Daha önce de anlatmıştım ama;(buradan ulaşabilirsiniz)  bu gün ben sizlere TRT Haber’in Girişimci Kadınlar programının hazırladığı filmi seyretmenizi istiyorum. Hikayenin bir kısmını, kahramanlardan Handan ve Gamze’nin ağzından dinleyebilirsiniz. Ben defalarca Handan’dan dinlememe rağmen programı da soluksuz izledim. TRT Haber de çok güzel bir program yapmış,Şenay Akın’da çok güzel sunuyor, cevaplarda çok özel püf noktalar anlatılıyor.İşini sevince çalışmanın eğlenceye dönüştüğü, rekabet için farklı olmanın nasıl işe yaradığı hep bu film’de hem de canlı, canlı… İş yerinde gerçekleştirilen çekimlere ayrıca geçmiş günlerden  çok özel fotoğraflar, ve aile ile, çalışanlar ile yapılmış  konuşmalar da  eklemiş.Tam bir kısa metrajlı film gibi…Bu harika aileyle tanışmış olduğum için çok şanslıyım. Mutluluklarını  ve başarılarının devamını hep anlatmak dileğimle… sevgiler…