İstanbul’da Bahçe ve Çiçek

Sevgili Nihat Gökyiğit‘in çok değerli projelerinden biri olan İstanbul’da Bahçe ve Çiçek Sergisini Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde gezme imkanını yeni buldum. Bu sergi yapıldığından beri çok yer gezdi, çok ilgi gördü, yurtdışına da gitti. Şimdi Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde  gezilebiliyor. İstanbul fethinden bu yana Osmanlı Tarihi çiçeklerin diliyle bu kadar mı? güzel anlatılır. İstanbul’da Bahçe ve Çiçek sergisine gösterilen büyük ilgi ayrıca  aynı isimli kataloğun hazırlanmasına yol açmış.Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesin’de şu ara sakuraların zamanı.11011521_10153441976069311_7537423353906751538_nAyrıca harika sünbüller, süs kirazları ve mevsimin en güzel ağaçları ve çiçekleri arasında bu muhteşem sergiyi gezmek çok güzel. Mutlaka vakit ayırın ve ziyaret edin derim, sevgiler, sevgiler…Aşağıda sergi ve katologla  ile ilgili Nihat Gökyiğit’in yazısını paylaştım.

ueno-sakura

” İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti” etkinlikleri arasında yer alan bu sergiyi hazırlayabilmek için 17 müze, 10 kütüphane dahil, çeşitli kaynaklardan ve başta çok değerli sanat tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy olmak üzere danışmanlarımız ve sanat severlerden yararlandık. Bu çalışmalar bize İstanbul’un zengin bahçe ve çiçek kültürünün çok az bilindiğini ve tanıtılmaya muhtaç olduğunu gösterdi.

Birbirine kanşan kuş ve su seslerini, zarif çiçeklerin renk ve desenleri ile buluşturmaya özen gösteren ve bunları keyifle seyretmek için birbirinden güzel köşklere yer veren Osmanlı bahçelerinin tasviri, hayret ve hayranlık yaratmaktadır.10436685_10153441977344311_2429334324920448585_n

İstanbul’da çiçek yetiştirme ve çeşitlerini elde etme sanatı, şiir ve müzik gibi tutkulu, ince bir sanat olmuştu. Örneğin lalede 1585, gülde 1018 çeşidin isimleri ve yetiştirenleri kayıtlara geçmişti. Evliya Çelebi 17.yy’da İstanbul’da birkaç bin bahçe, bostan ve sur içerisinde seksen kadar çiçekçi dükkanı olduğunu belirterek, dönemin çiçek sevgisini dite getirmiştir.

11134061_10153441976784311_1495743024025252273_n

1870 Pascal Sebah’ın fotoğrafı İstanbul’da seyyar çiçekçi

” Bahçıvan ” ve yeni bir çiçek çeşidi geliştirenlere verilen ” Sahib-i tohum” unvanlarını almak hükümdarlar için bile iftihar vesilesi oluyordu. 1641 yılında” Bahçe Düzenleme ve Ağaç Geliştirme” adlı cemiyetin kurulması ve” Çiçekçibaşı” makamının oluşturulması, konuya verilen önemi ve kurumsallaşma çabasını göstermektedir.

19828_10153441976874311_4878799814203151596_n

İstanbul’u çiçekler ordusu ile açıp, Gül-zar (gül bahçesi) yapan Fatih Sultan Mehmed’in eşlerinden birinin adı Gülşah,birinin adı Gülbahar,diğerinin ise Çiçek’miş.Gülşah Hatun “Sultanım üzerime gül kokluyor.” diye kıskanırmış

Kısa bir zaman sonra bu cemiyet, adeta bir akademi gibi çalışan” Çiçek Meclisi” unvanın» almış ve yeni çeşitlerin kabulü ve isim alabilmesi için tespit ettiği şartları uygulamaya başlamıştı. Bu kriterlerin sayısı, örneğin lale için 20, nergis için 22’ye ulaşmıştı.

10421637_10153441976514311_5263853095510896718_nManevi değerler de taşıyan gül ve lale, çiçek tahtına oturmak için hep rekabet içinde oldular. Ulaştığı her yeri fetheden lale için:” Haşa, gülü de severim, fakat açmış gülü değil, henüz gonca halindeki gülü. Çünkü gonca halindeki gülde ufak lalenin hali vardır” denecek kadar, lale herkesin gözdesi olmuştu. Avrupa’ya da gitmeye başlayan lale, 17.yy başlarında Hollanda’da” Tulipomania” (lale çılgınlığı) dönemine yol açmıştı.

Çiçek kadar ağaç da özellikle servi, çınar ve meyve ağaçları İstanbul bahçeleri ve yaşamında önemli yer almıştı. Meyve ve çiçekler ise Osmanlı mutfağını zenginleştirmede sebzeler ile yarış etmişlerdi.830183

Çiçek yetiştirenler kadar, bunların motiflerini değişik sanat uygulamaları ile çok çeşitli yer ve malzemelerde, süsleme unsuru olarak nakşeden mahir sanatçılar yetişti. Çiçek ve meyve motifleri, Türklerin hayatına giren bütün eşyaları ve yaşam alanlarını süsler oldu.

Bu katalogla birlikte serginin, İstanbul’un çok az bilinen ama çok yücelmiş bahçe ve çiçek kültürünü tanıtma fırsatı yaratmasını diliyoruz.

A.Nihat Gökyiğit

Haldun Taner 100.Yılnda…

Bazen  çok gitmek istediğiniz bir yere, bir aksilik çıkar ve  gidemeyebilirsiniz, Haldun Taner’in doğumunun 100.yılını anma gecesi böyle oldu. Biz çok değerli sanatçı Haldun Taner’in son yıllarında yaşadığı, şimdi de eşi Demet hanımın oturduğu apartmanda oturuyoruz. Demet hanım da apartmana taşındığımızda tanıştığımız ilk ve çok sevdiğimiz  komşumuz. Çok olmak istediğimiz bu gece de bulunamadık ama, çıkan haberleri okuyunca sizlerle paylaşayım istedim. Haldun Taner’in en sevdiğim sanatçılar tarafından yapılan kutlamalarının çok güzel olduğu kesin. Sizler de katılmadıysanız, beğenerek okuyacağınızdan eminim. Sevgiler, sevgiler…Aşağıda Kadıköy Belediyesinin ilgili haberi….

Tiyatro ve edebiyat dünyasının usta isimlerinden Haldun Taner doğumunun 100. Yılında Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikle anıldı. Gecenin en güzel süprizlerinden biri uzun süre sonra ilk kez birlikte sahneye çıkan Zeki Alasya ve Metin Akpınar oldu.

DSC_4533

16 Mart Pazartesi Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi’nde düzenlenen anma etkinliğine sanat ve edebiyat dünyasının usta isimleri ve çok sayıda Kadıköylü katıldı.

Kurgusunu ve metnini Gazeteci yazar Zeynep Oral‘ın hazırladığı gecenin sunumunu yazar tiyatro sanatçısı Orhan Alkaya ile birlikte yaptı.

Haldun Taner’in anılarından kurgulanarak hazırlanan gecede yazarın doğumu, ilk gençliği edebiyata merakı kendi anlatımlarından Orhan Alkaya ve Zeynep Oral tarafından seslendirildi.

İlk olarak Cüneyt Türel‘in sesinden Haldun Taner’in anlatıldığı video gösterimiyle başlayan gecede yazarın edebiyatçı kişiliği Doğan Hızlan, Selçuk Erez, Emre Kongar ve Üstün Akmen tarafından anlatıldı.

Doğan Hızlan’ın başka bir program dolayısıyla katılamadığı gecede, Haldun Taner ile ilgili mesajı okundu. Hızlan mesajında Taner’i şu sözlerle anlattı: Gülünçle ince mizah arasındaki kıvamı bulan kişiydi. İyi yazarlar sık sık okunmalı hem edebiyat bilincimizi geliştirirler hem de insanlığımızı”

“HALDUN TANER EYLEMCİYDİ”

Hızlan’ın mesajının ardından sahneye çıkan Selçuk Erez, Taner aynı zamanda iyi bir eylemciydi. Gezi hadiselerinde genç aktivistler gibi devran dönecek AKP halka hesap verecek deyip Recep Tayyip Erdoğan’ı kızdıran aktivistlerden değildi ama kendi zamanındaki Erdoğan’ları kızdıran aktivistlerdendi.” dedi.

Üstün Akmen ise usta yazarın tiyatro oyunlarını hatırlatarak, Haldun Taner’in toplumcu bir yazar olduğuna, eserleriyle toplumun sorunlarına dikkat çektiğini ifade etti.

Taner’i anlatan bir başka isimse Emre Kongar’dı. Kongar Taner’le ilgili anılarını anlatarak ulusalla evrenseli birleştiren sanatsal kişiliği önünde saygıyla eğiliyorum dedi.

Gecenin devamında oyuncu Levent Üzümcü’nün yazarın “Konçinalar” öyküsünden okuduğu bölüm büyük beğeni topladı.

Üzümcü’nün ardından Serap Yağız ve Taner Öngür, Çiğdem Erken’in piyanosu eşliğinde Taner’in unutulmaz eseri Keşanlı Ali Destanı’nından Sinekli Dağ’ı seslendirdi.

“MERTLİKTEN SÖVER İNSAN”

Yazar’ın Üç Ağalar eserinin de seslendirildiği gecede Keşanlı Ali Destanı’nın en sevilen bölümlerinden “Mertlik Belası” da Kıvanç Uğraşbul yorumuyla seslendirildi.

“Nota olsa Do, renk olsa Nar rengi” diye anlattığı Keşanlı Ali Destanı’nın Zarife’si Gülriz Sururi “Şamama” videosu ardından Zilli Zarife’den “Biz Dünyaya Lazımız” şarkısı ile gecenin konuğu oldu.

Orhan Alkaya‘nın Taner’in müziğe olan ilgisi ve sevgisini ifade ettiği gecede Cihat Aşkın‘ın kemanı ve Mehru Ensari‘nin piyanosu eşliğinde ezgiler gecenin konuğu oldu.

Keşanlı Ali Destanı’ndan sonra Haldun Taner’in 1966 yılında kaleme ve halen güncelliğini koruyan “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” oyunundan bir bölüm Ali Erdoğan tarafından sahnelendi.

Gecenin bir başka sürprizi ise uzun süredir aynı sahnede görülmeye. Zeki Alasya ve Metin Akpınar ikilisi oldu. Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nun eşsiz ikilisi Zeki Alasya ve Metin Akpınar Türkiye’de kabare tiyatrosunun kurucusu, ilk yazarı, ilk uygulayıcısı Haldun Taner için sahneye çıktı.“HALDUN BEY BİZİ SİZE HEDİYE ETTİ”

Kendilerine başarılarının sırrının sorulduğunu anlatan Zeki Alasya “biz şans diyoruz Haldun Taner gibi bir anıt adamla tiyatro yapıyorsanız başarınızın nedeni şans değil de nedir” dedi.

Muhsin Ertuğrul’un Haldun Taner için “Türk Tiyatrosu ne zaman tık nefes olsa Haldun Taner oksijen yetiştirir” sözlerini hatırlatan Metin Akpınar Haldun bey bizi size hediye etti dedi.

ALASYA: BUGÜN BİR YAZSA DÖRT BEŞ GÜN SONRA YASAKLANIR

Haldun Taner’in mizahı, kişiliği ve eserleriyle örnek olduğunu anlatan ikiliden Metin Akpınar onun ileri görüşlülüğüyle ilgili espiler yaptı. Dönemin Kültür bakanının heykellere peştemal giydirmeye çalıştığını anlatan Akpınar “Bugün kadavraya don giydiriyorlar” dedi.

Devekuşu kaberesinden anıların anlatıldığı Zeki Alasya şöyle devam etti: “Öylesine özlüyorum ki Haldun Taner’i yeniden bir arada olsak bir oyun yazsa biz de oynasak tahmin ediyorum dört ya da beş gün sonra yasaklanır”

Haldun Taner’in eşi Demet Taner’in “Demokrasi” yazısından bir bölüm okuduğu gecede yazarın “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” oyunundan Selçuk Yöntem’de bir bölüm okudu.

Gecenin sonunda tüm sanatçılar ve Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu sahneye çıkarak Haldun Taner için 100. Yıl pastasını kesti.

Dakikalarca ayakta alkışlanan sanatçılar, Haldun Taner’i hep birlikte selamladı.

Trenle Eskişehir…

Sevgili Fatoş Kayacan Hataylı geçen ay trenle Eskişehir turu yapacağız deyince hemen ben de gelirim. dedim. Zaman ayırması çok da zor bir dönem olmasına rağmen gitmeyi çok arzu ettim. Daha önce de Eskişehir’e gittim, ama hep kısıtlı zaman içinde gittiğim için son halini, özellikle Eskişehir Belediye Başkanı  Yılmaz Büyükerşen‘in  adını devleştiren yenilikleri görmemiştim.Sonunda iki gün önce çok keyifli bir grup Hatsail organizasyonu ile Pendik YHT (Yüksek Hızlı Tren) garında buluştuk.Fatoş Kayacan ile şirket görevlileri, tatlı genç kızımız, Özlem Çam ve rehberimiz İlhan Öztürk de bizimleydi.İstanbul’dan Eskişehir, sadece 2.5 saat sürdü. Konforlu koltuklarımız da bütün grup heyacanla yola koyulduk. Eskişehir’e indiğimiz de ilk uğradığımız yer Devrim Arabaları filminden de

11082669_10153405588774311_416568113106046481_nhatırlayacağınız,Türkiye’de  1961 yılında, dönemin Cumhurbaşkanı  Cemal Gürsel‘in talimatıyla, Eskişehir Demiryolu Fabrikası’nda  129 günde tasarlanan ve üretilen ilk otomobilimizi  görmeye Tülomsaş‘a gittik.Benim Hatsail ve rehberimiz İlhan  ile bu ikinci turum. İlk tur Fener Balat gezisiydi. O tur da da hem organizasyona hem rehberimizin tarih bilgisine ve gezdiğimiz yerleri  bizlere inanılmaz güzel anlatışına hayran olmuştum. Ayrıca o devirleri bu güne birleştiren yorumları da çok keyif vermişti.Yine çok şanslıydık, İlhan  anlattı, gösterdi biz hem onu izledik, hem de anlattıklarını, geçmiş günleri kafamızda canlandırarak dinledik.Eskişehir turumuz iki günlük bir turdu. Her anı çok dolu, keyifli, heyacanlı geçti.Yemek noktalarımız çok özenle seçilmişti. Eskişehir-Çibörek-Evi1-1024x768Klasik turistik restoranlar  değil,bölgeyi yansıtan yemekleri ile ünlü gerçekten lezzet ustası ellerden çıkmış yerlerdi. Öğle yemeğimizi Mehmet Yasin‘in de tercihi olan Eskişehir Çibörek Evi‘nde yedik. Yemek  de çibörek ile beraber ,diğer yöresel yemeklerin de olduğu  çok güzel bir menü hazırlanmıştı.Balaban‘ı (Eskişehir usulü köfteli pideli kebap) salataları, tatlıyı da ben çok beğendim.En sakıncalı tarafı tadımlık da yeseniz kaçırmamak elde değildi. Yemek sonrası yürüyerek şehri dolaşacak olmamız da bizim biraz daha bu güzel lezzetleri yememize neden oldu.11082669_10153405585719311_7208119739826313882_n

Yemek sonrası Eskişehir tarihini dinlerken, Osmanlı mimarisinin ahşap süslemeli, bitişik düzenli, cumbalı evlerini çıkmaz dar sokaklar içinde dolaşmak çok keyifliydi.Odunpazarı ilçesindeki Cam Sanatları Müzesini gezdik, ayrıca cam yapım çalışmalarını izleme şansımız oldu.Daha sonra Atlı Han ‘a geleneksel el sanatları ve özellikle Lületaşının en güzel örneklerinin sergilendiği çarşıya geldik.Kurşunlu Külliyesini gezdik, hatta burada odunpazari_semti_kursunlu_kulliyesibir ney ve flüt yapımcısının bizler için çaldığı mini konseri de izledik.Sonra da yeni açılan Mumya Müzesi’ne sıra geldi.Müzede çoğumuzun favorisi, Haldun Dormen‘in mumyası oldu. Gerçek gibiydi. Mumya müzesi çıkışı Abacı Konak Otel’de akşam üstü çaylarımızı da  içtik. Bu kadar güzel yer gördükten sonra otelde  dinlenme faslı geldi, akşam otelimizde yediğimiz çok keyifli yemek sonrası da Eskişehir gece hayatını görmek isteyenlere çok özel bir program daha konmuştu. Eski kereste fabrikasından, yemek, müzik, disko, kafe şekline dönüştürülen mekan Club 222 de gündüz gezdiğimiz yerler kadar ilgi çekici idi. Ayrıca çok da şık nezih bir yerdi.Uykusu olanlar, yorgun olanlar bile çok mutlu oldu, herkes için ilk gün süper geçmişti.beyzake_136856325779

Ertesi günün programı,  özellikle Yılmaz Büyükerşen’in yaptığı mucize yenilikleri, kentsel dönüşüm harikalarını  gezmekle geçti.Kahvaltı sonrası eski meyve sebze  Hal’i olan fakat bu gün gençlik merkezine dönüştürülen, Haller Gençlik Merkezi Sazova  Bilim ve KültürParkı, ve Kent Park ile devam etti.Hepsi gerçekten muhteşem yerler olmuş.11081319_10153405580474311_4518872746671821863_n

 

 

Haller Gençlik Merkezi, Eskişehir’de bulunan tarihi “Yaş Sebze ve Meyve Hali Binası”nın restore edilmesi ile oluşturulmuş bir kültür-sanat merkezi.

 

“Yaş Sebze ve Meyve Hali Binası” kullanılmadığı ve kötü bir görüntü yarattığı için yıkılması düşünülürken 2000 yılında çarşı, eğlence ve alışveriş merkezleri ile aslından uzaklaşmadan Prof.Dr.Yılmaz Büyükerşen desteği ile restore edilmiş. Binada ağırlıkla ahşap, ferforje ve doğal taş hakim. Londra’daki (İngiltere) ‘Covent Garden’ ile Hamburg’daki (Almanya) çiçek hali binasından esinlenilerek yapılmış.

fotoğraf (20)

images (2)

Seyahatlerin en güzel tarafı, sevdiklerinizle, dostlarınızla beraber, çokça keyifli  vakit geçirmek…

Biz bu çok güzel yerde hem çayımızı içtik, hem çok değişik alışverişler yaptık. Cam eşyalar, hediyelik çeşitler çok farklı ve güzeldi. Ayrıca hepimiz karşısındaki fırından, haşhaşlı ekmek ve haşhaşlı özel börekten aldık. Muhteşemdi….

Sazova Parkı olarak bilinen  Eskişehir’in en büyük parkının resmi adı Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı‘. Adından da anlaşılacağı üzere burası klasik anlamda inşa edilmiş bir park değil. Türkiye’nin en özgün parkları arasında sayılan parkta yapım çalışmaları halen devam etmekte.Aşağıda parkla ilgili biraz bilgi paylaştım, ama gezip görmekten iyisi olamaz. Ben korsan gemisini çok beğendim. Mini, mini arkadaşım Ela ise Masal Şatosuna bayıldı, annesi ile canlandırmalı masal anlatımını seyretmek  için tekrar geleceklermiş. Sazavo’da her yaşın, herkesin ilgileneceği çok yerler var. 2012-10-13e-012-9975-L

Sazova Parkı 400 bin metrekarelik bir alana sahip. Bu yanıyla Türkiye’nin bir çok parkından daha büyük olma özelliğine sahip. İçerisinde restoran ve kahve evleri, Masal Köşkü, Uzay Evi, Sualtı Dünyası, Amfi Tiyatro, Bilim Deney Merkezi, Korsan Gemisi, gezi ve oyun alanları barındıran bu park en az yarım gününüzü ayırarak gezmeniz gereken bir yer. Dilerseniz Sazova Parkı içinde yer alan ücretsiz gezi treni ile de parkı gezebilirsiniz.Sazova Parkı, Kütahya Yolu Sazova Mevkii’nde, yaklaşık 400.000 m2lik alanı ile Eskişehir’in en büyük parkı olma özelliğini taşıyor. Park alanı içinde çeşitli su sporları ve aktiviteleri de yapılacak olan büyük bir gölet, restoranlar, 2000 kişilik açık hava konser alanı anfi tiyatro, bire bir ölçülerde korsan gemisi, masal kahramanlarından oluşan oyun grupları, çocukların su ile ilgili çeşitli aktiviteleri yapabilecekleri oyun alanı, engelli çocuklar için oyun alanı, içinde büyük bir planetaryum (gözlemevi) de olan bilim deney merkezi, masal şatosu bulunuyor.DSC07310

Park alanı içinde ulaşım özel trenler ile sağlanıyor.Sazova;  Bilim Sanat ve Kültür Parkı yurt dışındaki büyük kentlerde rastlayabildiğimiz ölçeklerde ve imkanlara sahip önemli bir sosyal yaşam alanını.
IMG_4230
KORSAN GEMİSİ
Park alanındaki gölet içinde Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfettiği Santa Maria Gemisi’nin birebir kopyası yapılmış. Toplarından yatakhanelerine, kaptan köşkünden güvertesine her şeyi ile gerçek boyutlarında inşaa edilen gemi  çocukların da büyüklerin de  büyük ilgisini çekiyor.10349067_10153405581539311_3644980832192294094_n
BİLİM DENEY MERKEZİ
Eskişehir’de bir ilk olan Bilim Deney Merkezi Projesi Bilim Sanat ve Kültür Parkı’nın en önemli yapılarından birini oluşturuyor. Merkez, Eskişehir’deki ilköğretim ve lise çağındaki çocukların çeşitli bilimsel deneyleri gerçek ortamlarında yapabilmelerine olanak sağlayacak. Merkez bünyesinde inşaa edilen ve kaba inşaatı biten planetaryum (gözlemevi), Eskişehirli çocuklar kadar yetişkinlerin de uğrak yerlerinden biri . Planetaryum ile gökyüzü ve uzayın büyülü atmosferi izlenebiliyor.
 
OYUN ALANLARI
Park alanı içinde birçok bölgede çeşitli sevimli karakterler ve masal kahramanları ile bezenmiş oyun alanları yapılmış. Engelli çocukların da kullanabileceği oyun alanları da oluşturulan Bilim Sanat ve Kültür Parkı’nda ayrıca çocuklara yönelik suyun kaldırma kuvveti ve döngüsel hareketleri ile ilgili deneyler yapmalarına olanak tanıyan özel düzeneklerde oluşturulmuş.
MASAL ŞATOSU
İlk gördüğünüzde size dünyada yaşamayıp sanki bir masalın içindeymişsiniz hissini uyandıran, Eskişehir’in yeni gözde parklarından olan Bilim, Kültür ve Sanat Parkı sınırları içerisinde yer alan bu sevimli şato Eskişehir’in simgeleri arasına girmeye aday. Eskişehir Büyükşehir Belediye’sinin Eskişehirlilere hediyesi olan Eskişehir Masal Şatosu, Disneyland’a benzerliğiyle de dikkat çekiyor.
Şato içerisinde tıpkı yurt dışındaki örneklerinde olduğu gibi, masal kahramanlarının üç boyutlu animasyonları, optik ışık canlandırmaları, özel yaşam alanları gibi birçok farklı mekan bulunuyor.Masal Şatosu 50 m yüksekliğinde ve 26 farklı kuleden oluşmaktadır, bunlardan biri de Galata Kulesidir.
11081006_10153405577399311_6507873546162254995_n (1)
 Kent Park yeşilliği, plajı, havuzları ile muhteşem; girişte bir de hoş geldiniz diye çiçekle karşılayan Eskişehirli Kadın heykeli var. Dünya tatlısı Özlem Çam ile beraber fotoğraf çektirerek biz de hoş bulduk diyoruz.
Büyükşehir Belediyesi’nce yapılan diğer parklarla birlikte Eskişehir’in akciğeri olan Kent Park’ta yaz aylarında denize gidemeyen kent halkının deniz keyfini yaşabilecekleri yapay plaj, iki açık yüzme havuzu, bir yarı olimpik kapalı yüzme havuzu, oyun grupları, inşaatı süren kent evi, restoranlar, gölet, at binme alanları, büfeler bulunmaktadır. Porsuk Çayı’na kıyısı bulunan Kent Park’a, Porsuk’ta kullanılan teknelerle ulaşım imkanı da bulunmakta.

Gül bahçeleri, spor alanları, heykel ve anıtları, kültür sanat etkinlikleri için açık alanları, eğlence ve dinlenme mekanları ile Kent Park Eskişehir’in önemli bir sosyal yaşam alanlarından biri.

11081319_10153405578154311_300200819390430421_n

İlklerin kenti Eskişehir’e Türkiye’nin ilk yapay plajı kent parkta bulunuyor. Kent Park’ın Porsuk Çayı’na bakan kısmında oluşturulan özel alanda Türkiye’nin ilk yapay plajı inşaa edilmiş. Plaj özellikle yaz aylarında denize gidemeyen kent halkının deniz keyfini yaşamalarına olanak tanıyor. 350 metre uzunluğunda olan yapay plaj biri çocuklara olmak üzere iki açık yüzme havuzunu da barındırmakta.

Daha fazla bilgi için http://www.eskisehirevler.com/eskisehir-kentpark.html

Eskişehir seyahati ile ilgili yazacak daha çok şey var, çok fotoğraf var. Ama ben yazarken yoruldum, sizde okurken yorulmayın, ilk fırsatta gidin derim.

Hatsail’e sevgili Fatoş Hataylı’ya, Özlem ve İlhan’a tekrar tekrar teşekkürler, yine beraber olmak dileğiyle…Sevgiler, sevgiler…

 

 

 

 

 

 

 

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çok Yemek Hastalığı, Az Yemek Sağlığı Getiriyor…

Çok sevdiğim dostlarımla beraberiz. Kadınlar bir arada olunca en çok konuşulan konulardan biri de, sağlıklı yaşam ve kilolar. Herkes bana nasıl gidiyor diye soruyor, ve benim gibi kilo vermeye uğraşanlar da kendi çözümlerini metodlarını anlatıyorlar.Çok tatlı incecik zarif, kendine özel bir stili olan arkadaşım ben de bir kaç kilo aldım uğraşıyorum, bu ara hiç yağlı yemiyorum, fazla yemiyorum, çok dikkat ediyorum, diyor. Görüntüsünden hiç belli değil. Hep 38 beden görünen arkadaşım, belki 38.5 mu? oldu acaba diye düşünüyorum. Hoşluğu, şıklığı, zerafeti, tarzı  bana  Jane Fonda‘yı anımsatıyor.fonda, janeSonra çocukluğunda ve genç kızlığına dair anılarını paylaşıyor. Köklü bir anadolu ailesinin kızı. Evde Türk Mutfağının en güzel çeşitleri pişiriliyor. Ama baba hep uyarıyor, kızını; sakın çok yeme, çok yemek hastalıkların davetçisi, az yemek ise sağlığın tedavinin başı diyor. Fazla kiloya hiç tavizi yok. 60 -70 li yıllarda  Avrupa’dan kızına korseler getiriyor. Daha ince ve kusursuz görünüm için.Arkadaşımın hiç aklından çıkmıyor, bu sözler. Hep dikkat etmiş. Neticesi de böyle zarif hoş, sağlıklı  bir hanım olması.10355805_10153216816283530_8039830409644026628_nGenlerimiz gibi çocuklukta uygulananlar, öğretilenler de çok önemli. Az yemek, çok yememek, kolay da değil. Az ne kadar az. Herkesin azı farklı. Ben de azimle devam ediyorum. Dikkatli olmaya, az yemeye.İlk ay 2 kilo verdim, ama bundan sonrası daha önemli. İlk atılan kilolar, son alınan fazlalar olduğu için daha kolay gidiyor. Sonrası daha zor. Ama devam…Sevgili Handan da yine 3 kilo daha verdim, yeni öğrendiklerimi paylaşacağım diyor. Son fotoğrafların da harika görünüyor, şimdilik bu kadar. Her gün çok keyifle okuduğum, Osman Müftüoğlu‘ndan bir yazıyı da aşağıda paylaştım sevgiler,sevgiler…

AZ YE, UZUN YAŞA

Daha uzun nasıl yaşanabilir? Bu tarihi soru binlerce yıldır olduğu gibi bugün de gündemde. Tıp bu konuda yüzlerce, binlerce araştırma yaptı. Eldeki en güçlü bilgi şu: Ne kadar az yerseniz kan insülin, şeker, kolesterol, trigliserid seviyeniz o kadar güvenli, kan basıncınız o kadar dengeli, bağışıklık sisteminiz o kadar güçlü kalıyor. Serbest radikal üretiminiz daha az, metabolizmanız daha düzenli çalışıyor. Tabiî ki burada kalori kısıtlamasını abartmamak da önemli bir konu, az yemeli ama öz yemeli, proteinden, faydalı yağlardan ve iyi karbonhidratlardan yiyeceklerdeki vitamini mineral ve antioksidan zenginliklerden faydalanmanın da bir yolunu bulmalı. Yaşlandıkça daha az besin tüketme, daha doğrusu daha doğru besin seçimleri yapma ve mümkün olduğu kadar daha az kalori kazanma düşüncesine ben de katılıyorum. Bana göre de yaş elliyi geçti mi “can boğazdan gelmez, gider!” Yaş ilerledikçe daha fazla sebze, baklagil ve tam taneli tahıl, kabuklu yemiş ve yağlı tohum tüketmeye çalışın.

Kagider’den Kadınlar’a Fırsat

th

TURİZM SEKTÖRÜNDE ÇALIŞMAK İSTEYEN, İŞ ARAYAN, İŞİNİ DEĞİŞTİRMEK İSTEYEN KADINLAR İÇİN EĞİTİME DAVET…Türkiye Kadın Girişimciler Derneği olarak 23-24 Şubat 2015 tarihlerinde turizm sektöründe çalışmak isteyen kadınlar için 2 günlük mesleki eğitim düzenliyoruz. Eğitime katılım 50 kişi ile sınırlı olup, 2 günlük eğitimi başarı ile tamamlayanlar arasından 10 kişiye 1 aylık işyerinde eğitim imkanı sağlanacaktır.Eğitim içerikleri: Kat hizmetleri, yiyecek & içecek ve mutfak
Katılımcılar: Eğitimler en az ilkokul, en fazla lise mezunu turizm sektöründe çalışmak isteyen tüm kadınlara açıktır. Eğitime katılım ücretsiz olup, 2 günlük eğitimi tamamlamak mecburidir.

İlgilenenlerin 20 Şubat Cuma gününe kadar ofis@kagider.org adresine mail atması veya 0212 266 82 61 numaralı telefondan bilgi vermesi rica olunur.

Eğitim Merkezi: USLA Uluslararası Servis ve Lezzet Akademisi
Avni Dilligil sok. No:12 PK. 34394 Mecidiyeköy, İstanbul

EĞİTİM PROGRAMI
23 Şubat 2015, Pazartesi
09:30-11:30 İş hayatı ile bilinçlendirme (İşin dinamikleri, disiplini, ekonomiye katkıları, aile bütçesine katkıları, yaşanmış başarılı örnekler, kişilerin gelişimine katkıları)
11:30-12:30 Yemek molası
12:30-13:30 Kat Hizmetleri tanıtımı
13:30-14:30 Yiyecek&İçecek tanıtımı
14:30-15:00 Mola
15:00-16:00 Mutfak tanıtımı
16:00-16:30 Soru- cevap
16:30-16:45 Tercih edilen bölümün seçilmesi ve bitiş
24 Şubat 2015, Salı
09:30-11:30 1. Sınıf: Kat Hizmetleri teori eğitimi
2. Sınıf: Yiyecek&İçecek teori eğitimi
3. Sınıf: Mutfak teori eğitimi
11:30-12:30 Yemek molası
12:30-14:30 1. Sınıf: Kat Hizmetleri teori eğitimi
2. Sınıf: Yiyecek&İçecek teori eğitimi
3. Sınıf: Mutfak teori eğitimi
14:30-15:00 Mola
15:00-16:30 1. Sınıf: Kat Hizmetleri teori eğitimi
2. Sınıf: Yiyecek&İçecek teori eğitimi
3. Sınıf: Mutfak teori eğitimi
16.30 Kapanış ve 10 kadının belirlenmesi