Hayallerim Gerçek Olsaydı

Bu ara her hafta pazertesileri heyacanla bekliyorum.Yok Böyle Dansı seyretmek beni müthiş keyiflendiriyor, mutlu ediyor.Yarışmacıların çabaları, gayretleri, olağanüstü başarıları, harika performansları, güzellikleri, sevgili Burcunun, Azranın dayanılmaz hoşluğu, zarifliği, Sait Hoca, Acun,kıyafetler, müzikler hepsini çoşkuyla,sevgiyle heyacanla, sanki onların yerinde ben varmışım gibi hissederek seyrediyorum.

1995 -1996 lar da ben de böye bir dans şov yapayım istemiştim.Bunu da çok sevdiğim arkadaşım Uğurkan Erez‘e söyleyeyim, bana bir fırsat yaratsın diye arzu etmiştim. O dönem de Uğurkan’ın karografisini yaptığı defilelerde her gördüğüm şov beni şimdiki gibi heyacanlandırırdı. Şenol İpek de o zamanlar Uğurkan’ın asistanı, karografilerin düzenleyicisi, çok iyi dans eden ve bunu geliştirme gayreti içinde olan,  çok yetenekli, umut vaat eden, bu günlere göre çok zayıf, ince çok efendi, saygılı bir gençti. Defilelere geldiğimiz de bizimle özel olarak ilgilenir, karşılar, ağırlardı.Ben de bugüne kadar hiç dile getirmediğim bir hayal kurmuştum.Uğurkan bana da bir iki dans çalıştırsın, bende bir davette, partide, bunu sürpriz şovla yapayım.Partnerim de tek tanıdığım dansçı Şenol olsun.Ama bu sadece benim hayellerimde kaldı.

Geçen sene de seyrederken çok keyif aldım, heyacan duydum.Özellikle sevgili Nilgün Belgün‘ü yarışırken, herhalde yakın yaşlarda  olduğumuz  için daha da farklı duygularla  seyrettim.Bu sene de tüm yarışmacılarla heyacanlanıyorum, ama galiba Aşkın Nur Yengi de daha da heyacanlanıyorum.Pazertesi akşamları kendimi enerji içeceği içmiş yada Üniversite imtihanlarına çalışırken uyumayalım diye aldığımız hapı içmiş gibi, müthiş cin, enerjik seyrediyorum.Üstelik ,yüzümde geniş bir tebessümle.

Latin dansları ve müziği, beni daha da heyacanlandırıyor, Özge Ulusoy‘u da çok beğenerek izliyorum.

İvana Sert de, Alp Kırşan da  çok iyiler.

Müzikle, dansla yapılan şovlar gençlik yıllarımızın disko günlerine götürüyor.

Pazertesileri heyacanla bekliyorum, hiç program koymamaya gayret ediyorum.Her anını  yaşıyorum, hissediyorum, çok keyif alıyorum.Salı sabahları çok daha farklı bir hafta devam ediyor, sevgiler, sevgiler

Kagider- WWF “Yeşil Ofis Programı”

Kagider Üyeleri Yeşil Ofis Sertikası alacak. WWF – Kagider ortak çalışması ile Kagider Üyeleri Yeşil Ofis Pogramı başlattılar.Bugün yapılan basın lansmanında   Kagider ofisle birlikte 13 kagider üyesi firma ofislerinde  yeşil ofis programını  başlattı.Kagider, BIZ de yapılan toplantıda  katılımcı üyelere Kagider katılımcı sertikası verdi, üyeler programı başarıyla sonuçlandırdıklarında WWF den diplomalarını alacaklar.

Sevgiler

Kagider ve WWF Toplantıdan resimler

Katılımcı firmalar sertifikaları ile

Suzan Sabancı Dinçer’den başarılı olmanın sırları

Suzan Sabancı Dinçer’den başarılı olmanın sırları
Sevgili Suzan Sabancı’yla  Kagider de gerçekleştirilen bir arama konferansında beraber olma fırsatım olmuştu.Cana yakınlığından, şeffaf ve açık oluşundan, özgüveninden, özellikle de  enerjisinden  çok etkilenmiş ve takdir etmiştim. Daha sonra da katıldığı bazı toplantılarımızda,ve  konuşmacı olarak geldiğinde herkes gibi bende hayranlıkla dinledim.Çok net, çok faydalı, çok anlaşılır bir şekilde,  global krizi  Amerika da , dünyada ve bizde, nedenleri ve getirecekleri konusunda, bankalara etkileri konusunda  değerlendirmişti. O gün anlattıklarıyla olayı  çok güzel ve net özetlemişti.   Kagider üyesi olmasından hep çok gurur duydum, duyuyorum. Hepimiz kendisini,  çalışmalarını, başarılarılarını basından takip ediyoruz. Bu yazıyı hem özel, hem iş hayatının bir özeti gibi olduğu için daha da severek okudum, ve sizlerle de paylaşmak istedim. Sevgiler
Tarih : 2011.11.15  14:37:0
Akbank’ın Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, anne ve başarılı olmanın sırlarını anlattı.

Hem 7/24 Bankacıyım hem de 7/24 anne

-Kriz neden Türk bankalarını etkilemedi?

Ekonomik kriz sonrasında dünyada büyük bir çalkantı yaşanıyor. Türkiye’nin konumuysa çok güçlü. Bunun nedeni şu: 2001’de kendi finansal krizimizi yaşadık. Bu çok ağır bir krizdi ancak şansımıza, dünyanın geri kalanı iyi durumdaydı. Piyasalarda para ve likidite vardı. Kendi reformlarımızı yapıp güçlendik. Bugün Türk bankaları güçlü durumda. Kaliteli aktif yapıları, güçlü sermaye yapıları, fazla borçlu olmamaları ve geleneksel bankacılık yapmaları Türk bankalarını krizden korudu. Ancak tabii ki bundan sonraki dönemde “Durumumuz iyi” diyerek rehavete girmemeli ve bu durumu fırsata çevirmeliyiz. Önümüzdeki yıllar Türkiye için çok büyük potansiyel vaat ediyor.

Okumaya devam et

Sinem’ im ve Takıları

Her zaman gençlerle çalışmaktan, onların başarılarından, farklılıklarından çok daha fazla mutlu oluyorum, keyif alıyorum.Çalışanlarım özellikle gençler olsun istiyorum.Yeni genç girişimciler daha da heyacanlandırıyor, beni.Kendi gençlik yıllarımı hatırlıyorum.O günkü  çoşkumu heyacanımı, azmimi, gayretlerimi. Kagiderin oryantasyonların da genç üyelerimizin girişimcilik öyküleri başarıları beni çok daha farklı etkiliyor, heyacanlandırıyor.

Konunun bilirkişileri, 1970 – 2000 yılları arası doğmuş  ve farklı çalışma anlayışları olan gençleri Y kuşağı olarak adlandırıyor.

Y kuşağı sadece doğum yılları ile değil, aynı zamanda sosyal medya’yı aktif kullanan,  hiyerarşik çalışma anlayışı değil de işbirliğine dayalı bir çalışmayı tercih eden, fikirlere açık, bilgiyi paylaşmaktan korkmayan, online dünya ile offline dünyanın iyi bir sentezi olabilenlerden  oluşuyor.

Yeni iletişim teknolojilerinden pek anlamayan, hiyerarşik çalışma anlayışını destekleyen, kontrol odaklı, bilgiyi kısıtlı bir kesimden alıp  paylaşmayı pek tercih etmeyenler ve konumunu korumaya odaklananlar ise, X kuşağı , Baby Boomer olarak adlandırılan jenerasyonu oluşturuyor.

Geleceğin şirketleri, hiyerarşik yapılı değil, işbirliğine dayalı çalışan şirketler olacak, onun için gelecekte Y kuşağı insanının düşünme ve davranma anlayışına  fazlasıyla ihtiyacımız olacak.

Bu sayfalarda paylaşmak istediğim çok başarılı  Y kuşağı gençlerimiz var.Bugün ben, benim göz bebeğim, çok sevdiğim Sinem’i (Sinem Öztürk) anlatmaya çalışacağım.Sinem çok genç pırıl, pırıl, çok zarif, sade, kibar, yaşından çok olgun, saygılı,çok yetenekli, ailesinin en güzel taraflarını taşıyan bir genç kızımız.

Sinem, üç sene önce  abisi uzun dönem askere gittiğinde, ikisinin ortak olduğu gıda sektöründeki şirketleri Cemser de, yönetici ortak olarak tüm şirketi üstlendi ve başarıyla yönetti.Aynı zamanda o dönemde okulu bitirdi, projelerini teslim etti, sonra da yüksek lisans yapmaya başladı.Kendi tanımıyla Yıldız Teknik Üniversitesinde Bilgisayarlık Ortamında Mimarlık okudu.

Abisi döndükten sonra hem kendi şirketlerinde görevlerine devam etti,hem bizim gayrimenkul proje danışmanlık şirketimiz de çok önemli bir danışmanlık üstlendi.Değerli bir projemizin dairelerinin müşteriye teslim aşamasında, tüm müşteri taleplerini projede gerçekleştirilmesini sağladı.Çok zor, çok hassas bu işi iki sene boyunca hiç problemsiz götürdü.Bazen çok üzüldü, daraldı, ama sorumluluklarını hiç bırakmadı, başarıyla ve tüm müşterilerini mutlu ederek, projeyi bitirdi.Hatta kendisinden, çok memnun kalan müşterilerimizden  (çok güldüğümüz, şaşırdığımız) bahşiş almaya bile zorlandı.

İki sene önce Gayrimenkul Konseptin, tüm sosyal medya çalışmalarının blog, facebook, teknik  ve kreatif yapılarını oluşturdu.Sinemin zevkini çok beğeniyorum, ya da benim zevkimle çok örtüşüyor, ona nasıl birşey istediğimi anlatsam, o hemen en güzelini yapıp hazırlıyor. Sinem şu sıralar tüm katıımcıların gönüllü olarak destek verdiği ve bizim de parçası olduğumuz önemli bir çevre dostu ana okulu projesinde  Kadıköy Belediyesi ve yapımcı şirketler arasındaki organizasyonu bizim adımıza üstlendi ve tüm sorumluluğu aldı, proje başarıyla devam ediyor.

Bu sene de kişisel blogum yaz-gi yı  hazırlarken ona biraz kafamdakileri anlatmam, yeterli oldu, gerisini o yaptı.Ön sezgileri çok kuvvetli, benim bilmediğim, öğrenmem gereken tüm konuları hazırlayıp tam benim yutacağım hap gibi hazırlayıp koydu.Sonrasını da ben beceriyorum artık. Gençler bazı konularda bizden çok farklı şeffaf ve pratikler.Bizim gibi hiç bir şeyi döndürüp dolaştırıp uzatmıyorlar.Ne istediklerini, ne istemediklerini çok daha kolay anlatıyorlar.Bazen anlatmıyorlar bile, sadece yapıyorlar.Onları böyle oldukları için daha çok seviyorum.Daha yapmacıksız, daha net.Evet Sinem benim gözbebeğim, üç senedir, gurur kaynağım, mutluluğum, moral kaynağım enerjim.Onu tanımaktan, onunla çalışmaktan çok mutluyum.Ben de onun her işinde çok mutlu ve başarılı olmasını istiyorum.

Sinem çok başarılı, yüksek mimarlık eğitimini tamamladı.Şu anda kendi şirketinin yönetici ortağı, halasının şirketlerinin herzaman proje danışmanı jokeri; ve son çalışması, takı yapmaya başladı.Zevklerini, becerilerini takılar üzerinde uygulamaya başladı, yaptıklarını da bir internet sitesinde satmaya başladı.

Geçen hafta da yeni tasarımlar, malzemeler için Londra idi.Herkesin sevdiği işi yapması ruhunu koyması en büyük başarıyı getireceğine inancım sonsuz.Sinem’inde ruhunu, sevgisini koyarak yaptığı yeni girirşiminde çok başarılı olacağına inanıyorum.

Ona mutluluklar, başarılar sevgiler diliyorum.

Yılın İşkadını Arzuhan Doğan Yalçındağ

Sevgili Arzuhan Doğan Yalçındağ’ı kutluyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Kulübü’nün (ENSO) her yıl verdiği ‘Yılın İşkadını Ödülü’nü bu yıl Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı ArzuhanDoğan Yalçındağ aldı

Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Kulübü’nün (ENSO) geleneksel ‘Yılın İşkadını Ödülü’ bu yıl Doğan HoldingYönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ’a verildi. Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen törene katılan Arzuhan Doğan Yalçındağ, ödülünü Öğrenci Faaliyetler Koordinasyon Kurulu Kulüplerarası Kurul Başkanı İhsan İlter Özgür’den aldı. Yılın İşadamı Ödülü ise Hüsnü Özyeğin’in oldu.

Çok şanslısınız

Gençlerle iş deneyimlerini paylaşıp tavsiyelerde bulunan Arzuhan Doğan Yalçındağ, “Ben de bir Boğaziçiliyim ve bu yüzden çok heyecanlıyım. Boğaziçi Üniversitesi, yurtdışında da saygın görülen bir markadır. Sırf bu itibarlı üniversitedeokuduğunuz için çok şanslısınız” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi’nde sosyoloji okurken Prof. Demir Demirgil’in ekonomi derslerine girdiğini belirten Arzuhan Doğan Yalçındağ, Demirgil için, “Sadece ekonomi değil aynızamanda hayatı da anlatıp öğretirdi. Onun isminin verildiği salonda ödül alacağımı öğrendiğimde daha da heyecanlanmıştım” diye konuştu.

Mutlu aile hayatı

Arzuhan Doğan Yalçındağ, konuşmasında kendi hayatında örnekler vererek, şöyle devam etti: “Burada okurken mantığım ve kalbimin arasında kaldım ve kalbimin sesini dinleyerekLondra’ya aşkımın peşinden gittim. Ve ne doğru bir karar verdiğimi şimdi anlıyorum. Çünkü mutlu bir aile hayatı iş hayatını çok olumlu etkiler. İlk iş tecrübem strateji ve iş geliştirme biriminde çalışmak oldu. Fakat daha sonra bu iş kolundan memnun olmadım. Konforumdan ödün vererekMilpa’da Katalog ve Satış Biriminin başına geçtim. Burada öğrendiğim en önemli şey insanları idare etmek oldu. Tüm sorumluluğu almayı, kredileri doğru kullanmayı ve birim yönetmeyi de burada öğrendim.”

Kadının işi daha zor

İş hayatında kadınların çektiği zorluklara değinmek istediğini belirten Arzuhan Doğan Yalçındağ, “Üzgünüm ama belirtmem gerekiyor; iş hayatında kadınların işi daha zordur. Pek çok ülke bu sorunu daha önce aştı. Biz de aşmaya çalışıyoruz. Kadın yöneticiler artmaya başladı. Umarım ileride uluslararası şirketlerde de Türk kadınlarını yönetici olarak görürüz” dedi. Türkiye’yi yükselen bir yıldız olarak gördüğünü söyleyen Yalçındağ, üniversite öğrencilerine İş hayatında potansiyelle birlikte rekabetin de arttığını ve ülkece heyecanlı bir döneme girildiğini vurguladıktan sonra konuşmasını öğrencilere “Zeki, çalışkan ve çok şanslısınız” diyerek bitirdi.

Kanal D sektöre canlılık getirdi

ÜNİVERSİTELERDEKİ organizasyonların bir katmadeğer yarattığını, buralardan geçen öğrencilerin sektörlere başarı kazandıracağını ve sektörün başarısının ülkenin başarısı olduğunu belirten Arzuhan Doğan Yalçındağ, Kanal D’den bir örnek vererek şunları söyledi: “Kanal D kurulduktan sonra sektörde ciddi bir yükseliş yaşandı. Şu an özellikle televizyon dizileri çok ciddi bir istihdam yaratıyor. Artık binlerce insan gelişen dizi sektöründe çalışıyor ve bunun da ülke ekonomisine önemli ölçüde katkısı var. Pek çok yabancı ülkeye de bu diziler ihraç edilebiliyor.”