Newyork Newyork

Newyork, herkes gibi benim de çok sevdiğim, giderken, gezerken, yaşarken, heyacan duyduğum,gidemediğim de özlediğim şehir. Newyork’a  defalarca gidebildiğim, uzun uzun kalabildiğim için  şanslı olduğumu düşünüyorum .İlk gittiğimde, neredeyse yirmi sene önce, ne kadar etkilenmiştim. Manhattan da  6. cadde üzerindeki, otelim Algonquin de kalırken, bitmeyen bir enerjiyle gece gündüz, Newyork’u gezmiştim.

Hiç uyumak istememiştim.Pera Palas’a benzettiğim bu Newyork’un tarihi  oteli 1902’de yapılmış, Newyork’un kalbinde, çok nostaljik ve yine Pera Palas gibi ünlü yazarların, gazetecilerin  buluşma yeri olmuş, bir otel.Aynı zamanda yeri çok merkezde bir nokta,Time Square‘a 5 dakika mesafede.

Ben erken saatlerde uyanıp, günlük programımız başlamadan,sürekli  caddenin, caddelerin altını üstüne getirmiştim. İlk gidişimde turizmci olan yol arkadaşım sevgili Fisun ile,bütün gün ve gece  full program yapıp, bir hafta çok güzel gezmiştikİlk Newyork seyahatimde  üç kafadar  Algonquin’deyiz.

Newyork’a ilk  geldiğim de tekne, ve otobüs şehir turları,ile, tüm önemli binalar, yapılar, restorantlar, kafeler, eğlence yerleri alışverişler her noktaya ulaşmaya çalışmıştık. Empire State Binası, İkiz Kuleler, Özgürlük Anıtı, Central Park, Chinatown ,Little Italy, Ellis Adası, Brooklyn Köprüsü, Times Square, World Trade Center,Wall Street, Seaport, Soho, Rockefeller Center, Harlem, gezdiğim dolaştığımız yerlerdi. Akşamları da sevgili Fisun’un Newyork’ta  yaşayan çok şeker doktor arkadaşı bizi çok özel restorantlara, klüplere yani Newyork gecelerine götürdü. Çok güzel deniz mahsulleri yapan İspanyol restoranta,   Japon restoranta suşi yemeğe, Seaport’da balık yemeğe, Hard&Rock kafeye, Zoo Bar‘a, Amerikan folk müziği ile toplu  danslar yapılan klübe hep onunla gittik.  Brodway ve Metropolitan‘a ise daha sonraki gidişlerim de gidebildim.Daha sonraki gidişlerimde her seferinde, Central Park, Brodway showlar’a, Soho’ya gider oldum. Vakit olursa Metropolitan’a da hep gitmeye çalıştım.

Sax Fifth Avenue bolca vakit geçirmek,alışveriş yapmak, hediyeler almak, kafesinde mola vermek, birşeyler yemek, Balthazar‘da rezarvasyon yapıp yemeğe gitmek, keyif seçimlerim oldu.

Ünlü Fransız restorantı Balthazar, Soho’da öğlen akşam hep kalabalık. Benim tercihim, akşam yemeği. Çok önceden rezervasyon yapmak gerekiyor, ama ben hep bir gün önceden arayarak yer bulabilen şanslılardanım.

Yine daha sonraki gidişlerimde o dönemde New Jersey‘de yaşayan çok sevdiğim arkadaşım ile o bölgeyi, keşfettim. Long Island, New Jersey’deki özel alışveriş noktaları,  mağaza zincirlerini bilir arar,her zaman  gider oldum.Onlarla Amerika’da ev yaşantısının,hem Manhattan, hem New Jersey de,özel farklı evlerin, davetlerin de için de olduk. Soho, gündüzü ile gecesi ile, her seferinde Central Park,olmazsa olmaz Broadway showlar, en çok uğrak noktalarım oldu. Son dönemlerde, hafta sonları  üç günlüğüne hatta ikibuçuk günlüğüne de Newyork’a gittim,neden iki gün diye herkesi şaşırttım, ama  çok  güzel tatlar, anılar hikayelerle döndüm.Neden iki güne gelince kızım Los Angeles’den ben İstanbul’dan gelip ancak hafta sonu iki gün buluşma şansımız oldu, onu da değerlendirmek istedik. Son NY maceramızı anlatarak, hem gençlerle Newyork anılarımı tazeleyip, son keşiflerimi, uğrak noktalarımı  sizlerle de paylaşmak istedim.Bütün programı Başak yaptı ben de koşulsuz,keyifle sevinçle uydum. Otelimiz yine en merkezi noktada ve 6. caddeye cepheli  idi. Hemen karşı sokağında tesadüfen  keşfettiğimiz, Central Havana Restaurant&Bar‘ı çok sevdik.

Tam bir Küba restorantı olan mekan da harika deniz mahsulleri ile paella,cevichi (karides, avakado ve kırmızı soğanlı aperatif),ve avakadolu bol yeşillikli, acı soslu salata yedik. Hepsi çok lezzetli idi, bayıldık. Akşamları müzik olduğunu görüp uğramayı çok arzu ettik ama, programımız yoğun, günümüz sınırlı olduğu için beceremedik.Akşam için Başak  Meatparking de ünlü Fransız restorant Pastis‘e yer ayırtmıştı. Meatparking eskiden et kesimhaneleri iken, şimdi çok ünlü, farklı restorantların kafelerin, olduğu çok popüler ve sıcak bir mekan haline gelmiş.Pastis’de çok filmlerde kullanılmış konu olmuş çok lezzetli tadlar olan çok şeker bir restorant.

Ertesi sabah, Cumartesi günü, Brunch için, Başak’ın arkadaşları ile West Willage’ de Sant Amberous‘ta buluştuk. Dört  Newyorker gençle olmak, biri İtalyan biri harika bir melez zenci delikanlı ve trendy,  giysileri, uzun topuklu ayakkabıları, hoş farklı tarzları olan kızlar ile kendimi Sex and City, ya da Gossip Girl film platosundaymış, gibi hissettim.Şeftalili şampanya ile somonlu sandiviç yedim, ayrıca yeşillikler içinde mercimekli salataya ve sosuna bayıldım.Sonra biraz Central Park’ta ve alışverişle vakit geçirdik. Akşam üstü bir iş görüşmesi için,  randevu yaptık. Buluşma yeri olarak en yakın ortak noktada, Nello’s u seçtik.

Madison Avenue üzerindeki Nello’s sıradan gibi duran ama çok ünlü bir mekan olduğunu biz de gidince öğrendik. Görüşmeye Başak ile beraber gittik.Randevu yaptığımız çok şeker, çok güzel Rus hanımla görüşürken birden yanımızda ki masaya oturabilmek için bizden izin isteyenlerin Beyonce ve kocası Jay z olması kısa Newyork seyahatimizin hoş bir raslantısı oldu. Beyonce o gün penbe Chanel ceketi,minicik şortu ve mavi lensleri ve en çok da sıcacık  gülümsemesi ile gönüllerimizi hemen fethetmeyi başardı.

Pazar günü öğle yemeğinde ise, yine Başak’ın arkadaşları ile bu sefer Madison Avenue Serafina‘ydık.

Bu güzel İtalyan restorantta, ben enginarlı, porcini mantarlı zeytinli pizza yedim ve içinde sadece elma parçaları olan hafif ama çok lezzetli sangaria içtim. Yine mekandan, gruptan ve yediklerimden müthiş keyif aldım. En güzeli de bu kısacık kaçamakta kızımla olmak süperdi.Günün programı, pazar olduğu için, gençler için çok güzel mekanlar ve partilerle devam etti.

Önce Extra Virgin’e gidildi, yine çok hoş tam Newyork yaşam stilini yansıtan, bu mekan çok kalabalıktı, Türk gençler, çoktu.Hoş bir ortamdı, bu sefer kendimi yirmili yaşlardaymışım gibi, hissettim , ama kısa bir tanışma ve sohbetten sonra gençleri arkadaşları ile bırakıp bölgede, ve Soho’da kaybolmayı alışveriş yapmayı tercih ettim.

Akşam ki program ise bir Türk restorantta buluşup yine hep beraber güzel sohbetlere dalma şansımız oldu. Newyork da evler, Newyork’ta alışveriş, showlar, müzeler,hepsini tekrar yazmam lazım, yoksa bu yazı hiç bitmeyecek.Newyork ne gezmekle biter, ne de anlatmakla, ama ben artık kesip, daha sonraki  yazılarıma bırakıyorum. Sevgiler, sevgiler

İşini Büyütmek İsteyen Kadın Girişimciler Aranıyor…

İşinizi Büyütmek mi İstiyorsunuz ?Harika bir fırsat hem de ücretsiz!!!!!!!

10.000 Kadın Girişimci Sertifika Programı

10.000 Kadın, küresel finansal hizmetler firması Goldman Sachs tarafından 2008 yılında başlatılan ve şu anda dünyada 43 ülkede yürütülen bir sosyal sorumluluk projesidir. Amaç dünya çapında işini kurmuş fakat yeterli imkanlardan yoksun 10.000 kadına girişimcilik ve işletme eğitimleri vererek kadınların işlerini büyütmelerine destek olmak, dolayısıyla paylaşımcı ekonomik büyümeyi güçlendirmektir.

10.000 Kadın Türkiye Programı, Özyeğin Üniversitesi ve Goldman Sachs Vakfı işbirliği ile 2009 yılında hayata geçmiştir. 4 yıl sürecek projenin temel hedefi, işlerini büyütme potansiyeline sahip 400 kadına işletme ve yöneticilik eğitimleri vererek işlerini büyütmelerine destek olmaktır.

Programın kapsamı ve getirileri:

  • Kadınlara işletme ve yöneticilik eğitimleri vererek paylaşımcı ekonomik büyümeyi desteklemek
  • Kadınların işlerini büyüterek yeni iş alanları yaratmasına ve ailelerine, toplumlarına ve uluslarına daha fazla zenginlik kazandırmalarına yardımcı olmak
  • Yüksek kaliteli işletme eğitimi almamış girişimci kadınların kapasitelerini arttırmak ve onları güçlendirmek
  • Mezunlara ağ oluşturma, mentörlük ve koçluk hizmetleri sunarak onları birer küresel oyuncu olma yolunda desteklemek

Eğitim Programındaki derslerin kapsamı:

  • Girişimciliğin Temel İlkeleri
  • Pazarlama ve Satış
  • Süreç Yönetimi ve Organizasyonel Planlama
  • Muhasebe ve Finans
  • Sermayeye Erişim
  • İş Planı Geliştirme ve Değerlendirme

Bu seneki başvurular 26/11/2012 tarihinde sona eriyor. İş fikrine güvenen girişimci kadınlar, var olan işlerini bir adım daha ileriye götürmek isteyenler, hayatta sorumluluktan kaçmayan hanımlar, kendilerine ve etrafına destek ve katkı sağlamak isteyenler mutlaka başvurmalı…  Bu program sizlere manevi güç almanızı ve şirket işleyişindeki bilinmesi gerekli tüm prosedürler hakkında donanım kazanmanızı sağlayacaktır. Başvuru  ve detaylı bilgi için:  www.10000kadin.org

Eğitimler Özyeğin Üniversitesi Altunizade kampüsünde verilmektedir.

Program dördüncü yılında da işini büyütmek isteyen kadın girişimcilere rehberlik etmeye devam ediyor. Türkiye’de 2013 yılı içinde toplam 160 kadının daha ücretsiz eğitim göreceği programdan yararlanmak isteyen kadın girişimcilerin, 26 Kasım 2012 tarihine kadar http://www.10000kadin.org adresinden başvurularını yapmaları gerekiyor.

Kadın girişimcilere rehberlik etmek amacıyla Goldman Sachs tarafından 43 ülkede yürütülen ve Türkiye’de Özyeğin Üniversitesi tarafından hayata geçirilen 10.000 Kadın Girişimci Sertifika Programı’ndan mezun olan kadınlar dikkat çeken başarılara imza atıyor. Programdan bugüne kadar ücretsiz olarak yararlanarak mezun olan kadın girişimcilerin yüzde 76’sı cirolarını ciddi oranlarda büyütmeyi başardı.

160 girişimci daha seçilecek

Kadın girişimcilere yol haritası çizerek hedeflerine ulaşmalarına destek olan program, 2013 yılında 160 kadına daha ücretsiz eğitim verecek. Yeni dönem eğitimlerine en az lise mezunu, işletme lisans veya yüksek lisans eğitimi almamış, işini büyütmeyi kendine hedef koyan, daha önce bu tür eğitimlerden maddi koşulları nedeniyle yararlanamamış, en az iki yıllık iş tecrübesine sahip, 3 aya yayılmış 6 haftalık programa katılabilecek durumda olan bütün girişimci kadınlar başvurabilecek. 10.000 Kadın Girişimci Sertifika Programı’ndan yararlanmak isteyen kadın girişimciler http://www.10000kadin.org adresinden başvurularını yapabilecekler. Bugüne kadar binlerce aday arasından büyük titizlikle seçilen 241 kadın girişimcinin yararlandığı proje tamamlandığında Türkiye’de 400 kadın girişimci eğitim almış olacak.

Nasıl Bir Eğitim ?

10.000 Kadın Girişimci Sertifika Programı kapsamında üç aya yayılmış bir süre içerisinde toplam altı haftada 175 saat eğitim veriliyor. Eğitimler; “girişimcilik ve sermayeye erişim”,  “pazarlama ve satış”, “organizasyonel planlama ve süreç yönetimi”, “muhasebe ve finans”,  “ticaret ve iş planı geliştirme” ve “iş planı değerlendirme” konularını içeriyor.

Programı tamamlayıp sertifikasını alan her kadın girişimci, mezun olduğu günden itibaren en az bir yıl süre ile izleniyor ve işini büyütebilmesi için mentörlük ve koçluk hizmetlerinden yararlanıyor.

Mezunlar ne diyor?

“Kendimi erkeklerin dünyasında tek kadın gibi hissediyordum. Programdan sonra, artık yalnız olmadığımı düşünüyorum, arkamda 10.000 Kadın var” ortak görüşünü dile getiren kadın girişimcilerin değerlendirmeleri, 10.000 Kadın Girişimci Sertifika Programı’nın başarısını da ortaya koyuyor:

Mana Akıneri (5. Dönem): Liseden sonra şartlarım nedeniyle okuyamadım. Program sayesinde üniversite eğitimini tamamlayamamış olmanın neden olduğu eksiklikleri giderme fırsatını yakaladım. Yaşıma rağmen beni seçip, eğiterek işlerimin daha iyi noktalara gelmesini sağlayan Özyeğin Üniversitesi’ne ne kadar teşekkür etsem azdır.

Refika Özoğlu (1. Dönem): Bu proje kendimi keşfetmenin ve geleceğe yeni bir vizyonla bakmanın en önemli adımı oldu. Kendimi tanımam, sahip olduğum değerleri ve eksiklikleri görmem için bana ayna tuttu. Yürüdüğüm bu uzun ve zorlu yolda artık yalnız olmadığımı gördüm. Bir misafir olarak karşılandığım Özyeğin Üniversitesi; artık benim için evim ve işimden sonra ‘Üçüncü Bir Ev’ oldu.

Prens’le Auto Show’da

Geçtiğimiz hafta sonu prensimle Auto Show Tüyap Fuarı1ndaydık.. Onun müthiş  araba tutkusunu bildiğimiz için ona hafta sonu böyle bir sürpriz program hazırladık.Olabilecek en erken saatte fuardaydık, ama yine de çok kalabalıktı.Fuarı gezmeye 12. Hall’den başladık.Çünkü Aslan’ın en sevdiği araba Bugatti oradaydı.

Hem de fuarın en pahalı en müthiş arabası olarak.Uzun bir yolculuk, kalabalık kapılardan koridorlardan geçip yine çok kalabalık ve  yüksek tavanlı ve onun için çok  kocaman bir alanda sarı müthiş bir Bugatti karşısındaydı.

Yanında Porshe’ler, Ferrari‘ler rengarenk pırıl pırl bir sürü araba. Önce kendini dev bir oyuncakçı dükkanında sandı.Sonra sırayla arabalara binip inmeye başladı.

Etrafında değişik, farklı bir sürü araba, ama hepsini tanıyor, bindikçe gözleri parlıyor, çok mutlu oluyordu.

Jaguar!da, benim çocukluğumda ya da gençliğimde en beğendiğim araba idi.Mavi renk de Aslan’ın en beğendiği renk

Arabaların birinden diğerine koştu. Hepsinin bir tarafından bindi , diğer tarafından indi.Üç yaşının  algılamasıyla müthiş heyacan ve keyifli anlar  yaşadı.

Enerjisi doruktaydı. Hiç yorulmak bilmedi.Hepsine dokunmak, binmek istedi, hem de koşarak.

Beyaz, kırmızı, siyah, yeşil, her renk, her model pırıl, pırıl kapıları açık onu bekler gibiydiler. Başı meraklıları ile dolu arabaların yanına geldiğimiz de, büyükler arabalara bakarken o herkesin arasına dalıp minicik vücuduna bir yer bulup, hemen arabaların ön ya da arka koltuğuna oturmayı başarıyla becerdi.

Dev ekranlardaki tanıtım showları izledi. Bizim ise,onu takip etmekten, başka, pek bir şey yapmak şansımız yoktu.Onun enerjisini iki kişi ancak takip edebildik. Ben ara sıra,  markaların  doğa dostu özellikleri ile, yaklaşımlarını , ve eletrikli arabaları yakalamaya, incelemeye çalıştım. Önceliği ve dikkatimi az da olsa, onlara verdim. Sevinerek ilginin çok olduğunu söyleyebilirim.

Renault Twizy’nin  çok ilgi gördüğünü ve satış yaptığını duymak, beni ayrıca  çok memnun etti.

 Auto Show da çok ilgi çeken bir bölüm de eski arabaların olduğu bölümdü. Her çeşit her renk nostaljik arabalar, hem de pırıl, pırıl.

Auto Show da Aslan’ın ilgisini çekenler, benim dikkatime takılanlar yine çok keyifli bir günü  beraberce yaşadık.

Fuardan çıkarken uğradığımız yer ise çocuklara trafikle ilgili bilgiler veren çok güzel bir oyun alanı idi. Aslan hem oynadı, hem trafik bilgilerini yeniledi. Her araba onu heyacanlandırdı, ama bazı ultra modeller karşısında çıkardığı hayranlık nidaları çok hoştu, aynı babası ve onun arkadaşları gibi.

Onun bu keyfini  görmek paylaşmak, hiç bir şeye değişilmez mutluluğumuz,

Prensimle yine güzel gezilerimizi, anlarımızı, anlatmak üzere,sevgiler, sevgiler

Meltem ile Keyifli Davetler

Canınız keyifli bir şeyler görmek istediğinde, Meltem Beyazıt Tepeler yazın, karşınıza çıkacak, her başlığa tıklayın. Bir güzellikten, diğerine, göz kamaştrıcı bir düğünden, hayaller ötesi bir davete dalın gidin. Her zaman çok çekici gülüşü,içinizi ısıtan bakışları, candan sohbeti, mütevazi hali tavrıyla, Meltem, olağanüstü, farklı, yaratıcılıkta sınır tanımaz davetler organizasyonu, yapan çok sevgili arkadaşımız.

                                                                              Evet düğün, dernek, davet ihtiyacınız olduğunda, en ihtişamlısını, farklısını, parmak ısırtacak cinsten olanını, her zaman anlatacağınız, çocuklarımıza, torunlarınıza güzel anılar bırakacağınız değerde, olanını yapmak istiyorsanız,Meltem’i arayın, ona danışın, yaptıklarını izleyin.Sonra, Meltem sakin, dingin, güleryüzlü,zarif yapısı ve tavrıyla, sizi alıp, bambaşka güzellikler, keyifler dünyasına, hayallerdeki masallardaki düğün davetlerin içine sokuverecek.

Meltem’i uzun zamandır tanıyorum, ikidir de tesadüf Pera Palas’da ortak davetlerde, organizasyonlarda   bir araya geliyoruz.Hem de bu çok sevdiğim otelde, tarihi yapıda,bakıyoruz, yanyana oturmuşuz. Bir çok arkadaşımı, değerli iş kadınını yazmakta geçiktiğim gibi, Meltem’i de  yazmakta çok geç kaldığımı düşünüyorum. Meltem sürekli, yaptığı muhteşem işler, organizasyonlar gibi, çok gurur duyacağımız başarı haberleriyle de bizi mutlu ediyor.

İlk biraraya geldiğimiz de Düğünler ve İstanbul kitabını yeni yazmıştı.Üzerinden hemen günler aylar geçiveriyor.

İstanbul’u en güzel düğünleri ile anlatan bu masalsı kitapda, tüm dünyada, her geçen gün daha da popülerleşen güzel şehrimiz ,İstanbul’un en seçkin düğün mekanlarında,birbirinden güzel düğünlerin hikayesiyle anlatılıyor ve  İstanbul’un ‘Düğün Destinasyonu’ olarak ne kadar önemli bir konumda olduğunu  kanıtlıyor. Evlenecek çiftler için de yeni trendler, şık düğün sofraları, muhteşem güzellikte nikah ve seremoni görselleri  içeriyor aynı zamanda…

‘Düğünler ve  Istanbul’ kitabı, geçtiğimiz 2011 Ocak ayında Paris’te ‘Maison Objet’ fuarında da satışa sunuldu. Uluslararası profesyonellerin katıldığı bu fuarda büyük ilgi gördü.

İstanbul’da her dini kucaklayan nikah seremonileri, eski İstanbul’un evlilik gelenekleri , sinagoglar, kiliseler, kına geceleri, kısacası  İstanbul’da evlilik tarihi ve kültürü de ilk defa bu özel kitapta.

Meltem’in benim  çok değer  verdiğim,çalışmalarından  biri de bir eğitimci olarak,  sektöre genç profesyoneller yetiştirme çabası.                                                                                    Tepeler, etkinlik sektöründe öncü derneklerinden Yaratıcı Etkinlikler Planlama ve Uygulama Derneği’nin (YEPUD) başkanı ve kurucularından.

Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) ve YEPUD işbirliğinde halen devam eden ‘Etkinlik Yönetimi Sertifika Programı’nın oluşmasının öncülerinden olan Tepeler, aynı eğitim programında mesleki tecrübeleri ile ilgili dersler veriyor. Tepeler, etkinlik sektörü ile ilgili çeşitli konferans ve seminerler düzenlemeye ve sektöre genç profesyoneller yetiştirmeye devam ediyor.

Aşağıda basında çıkan yazılardan birkaç başlık koydum.Hepsi birbirinden çekici, iddialı, şaşırtıcı başarıların haberleri,

İslam Konferansı’na ve Nato Zirvesi’ne imza atan kadın

Papa’ya yemek ziyafeti çekti, işleri bir anda açıldı

Bu kez KM’nin damadı George Bush’tu.

KM Events’in 2023 hedefi 65 bin uluslararası düğün

“Düğünler ve İstanbul” İçin Muhteşem Lansman

Ben tıklayın, bu müthiş kadını tanıtım videoları ile, TV programları ile, blogu, webi, muhteşem görselleriyle tanıyın, hem siz de rüya gibi güzelliklerle dolu bir dünyada gezinin diyorum.

Ben de aşağıda KM Events’ın hakkında sayfasını ve harika bir tanıtım görselini, sizler için  paylaştım.Sevgili Meltem’i bu müthiş başarıları, çalışmaları, ülkemizi İstanbul’u tanıtan organizasyonları, eğitime gençlere katkıları için defalarca kutluyorum. Seninle gurur duyuyoruz, Meltemcim.

KM Events  Türkiye’yi pek çok uluslararası etkinlik, davet ve düğünde temsil ederek, Türkiye adına, en önemli misafirleri ağırladı. Papa XVI. Benedict, George Bush, Tony Blair, Chirac, Berlusconi, Schröder, Aliyev, Condelizza Rice ve daha pek çok devlet adamı KM Events’in konukları oldular…

KM Events , 2004 yılında  gerçekleşen  Nato Zirve Toplantısı Başbakanlık  Gala Yemeği düzenlemesi  olmak üzere, 2004 yılında İslam Konferansı etkinlikleri düzenlemeleri , 2006 yılında Bakü- Ceyhan – Tiflis Boru hattı açılışı Cumhurbaşkanlığı yemeği düzenlemesi,  yine 2006 yılında Papa XVI. Benedict ‘in ve 2007 yılında Condelizza Rice’ın  İstanbul’da ağırlanmasına imza attı. Okumaya devam et

Ata’mızla Pera Palas’da

“Atatürk’ü Anmak ve Atatürk’le Yaşamak” temalı davette çok güzel bir grup Pera Palas’da bir arada olduk. Ata’mızın odasını gezmek fırsatını bulduk. Hıfzı Topuz ve Erol Mütercimler‘i dinledik. Atatürk’lü dönemlere yolculuk yaptık, onunla düşündük, onunla soluduk. Sevgili Fatoş Kayacan Hataylı‘nın, bu çok güzel  davetinde Ata’mızı böyle andık. 

Odası, özel eşyaları,kitapları, gazeteleri, giysileri, ona hediye edilen muhteşem halı ve hikayesi ile, yaşadıklarımız, hissettiklerimiz ve sonra iki değerli yazarla sohbet çok anlamlı ve değerli oldu. Hem eskilere gitmek, hem günümüzü değerlendirmek, bir arada aynıı duyguları paylaşmak, güçlenmek bana da, arkadaşlarıma da katılan herkese çok iyi geldi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Pera Palace Hotel’in gelmiş geçmiş en değerli misafiri olan Mustafa Kemal Atatürk, ismini Pera Palace Hotel’in konuk defterine ilk kez yazdığında, yıl 1917 imiş.

O yıldan sonra, savaş ve barış dönemlerinde defalarca Pera Palace Hotel’de kalmış. Atatürk. Cephe dönüşlerinde adeta evi gibi kullandığı, ülke için önemli kararlar aldığı ve üst düzey misafirlerini ağırladığı 101 numaralı odası, doğumunun 100. yılı olan 1981’de, Atatatürk’ün şahsi eşyalarının da sergilendiği bir müze oda haline getirilmiş.

101 no’lu odanın koridoru ve odanın kapısında görülen Ata’ya hediye edilen         Hint  Seccadesi.Bu ipek seccadenin  hikayesi ise  çok ilginç. 1938 yılına kadar sıradan bir ipek seccade olan mihracenin armağanı, Atatürk’ün vefatından sonra gizemli bir hal alır. Araştırmacılar seccadenin üzerinde çok ilginç motifler olduğunu fark ederler. Seccadedeki 20 santimetre çapındaki saat motifi Atatürk’ün beyin ölümünün gerçekleştiği zaman olan 9:07’yi göstermektedir. Şaşkınlık yaratan gizem araştırmacılara göre bununla da sınırlı değildir. Seccadede yanyana sıralanmış on kasımpatı çiçeği ise, Atatürk’ün ölüm tarihi olan 10 Kasım’ı çağrıştırır.

Atatürk’ün en sevdiği renk olan, diğer tüm evlerinde ve adına açılmış müze-evlerde de kullanılan gündoğumu rengi, “şafak” pembesiyle yenilenen 101 numaralı müze oda, müzayedelerden temin edilen yerli ve yabancı nadide Atatürk kitapları, dönemin dergileri, imzalı fotoğraf ve kartpostallar, madalyalarla daha da zenginleştirilmiş.

Ata’mızın odasında herşey sade ve çok zevkli, mutlaka görmelisiniz.

Erol Mütercimler ,konuşmasında, Kadınlar Kemalist Devrimler’e sarılmalı, Cumhuriyet’e sahip çıkmalı, Cumhuriyet’in yaşatılabilmesi kadınlarımıza bağlı , buraya kadar erkeklerle geldik,  şimdi sıra sizler de dedi ve Cumhuriyetler, Demokrasilerle ilgili  dünyada ki örnekleriyle  tarihi bir yolculuk yaptırdı. Kadınlar cesur, özverili ve çalışkan olmalı diye de noktaladı.

Hıfzı Topuz ise hem Cumhuriyet’ten ne anlamalı,hem Ata’mızla olan anılardan derlediği çok güzel bir sohbetle hepimizi mutlu etti.Ümran Palabıyık ise çay ikramı ve servisi sırasında bize müziği ile eşlik etti.

9’u 5 geçe Ata’ya Saygı buluşmasında 6.5 km lik sahil vakit yaklaştıkça,  çok daha yoğunlaştı, sıralar denizden karaya doğru da çoğaldı, sıklaştı.Benim olduğum noktada  bitişik beş sıra olduk.   

Duygu yüklü anlam yüklü bu anma daveti hepimize çok şey düşündürdü, hissettirdi. Bu ülke  için hepimiz, gençler kadınlar, erkekler çok çalışmalıyız, cesurca, özveriyle bize düşeni yapmalıyız. Birbirimizden beklemeliyim. Birbirimize el verelim, destek verelim. Bu Cumartesi sabahı  Fenerbaçe sahilden katıldığım,tüm sahili boydan boya  kaplayan,saygı duruşunda hepimiz birbirimizin elini tutarken o gücü fazlasıyla, hissettik.