Prens ile Tavla ve Bodrum

Prens’im Temmuz başı, biz de on gün sonra Bodrum’daydık.İstanbul’da başlayan hafta sonu, deniz sefaları Bodrum’da her gün yapılmaya başlandı.Eğlenceler, oyunlar, oyuncaklar, mekanlar, arkadaşlar, plajlar, klüpler, evler, her şey değişti.                           Her an onun için yepyeni öğretilerle geçmeye başladı.Yazın ona kazanırdığı yeni öğretilerden, biri de aile erkeklerinin geleneksel oyunu tavla oldu. Aslan tavlayı çok kısa sürede keşfetmek de, gecikmedi.

Tavlanın gözlüksüz keşfi

Pulları isteyince,

Hafif bir fırça sonrası ilgiyle oyunu seyretmeye devam.

Artık taktik veriyor.

Yeter artık ben oynuyacağım.

Aşkımla Bodrum’da buluşmak, denizde bahçede, onunla oynamak, sohbet etmek, müzik dinlemek,hamak da şezlongda uyumak, salıncak keyfi yapmak, yeni latin şarkılar keşfetmek keyiflerin, sevgilerin mutlulukların en güzeli.

O bize verilen en güzel armağan, hem de gözlüklü bir armağan

Prensim’le Haziran Ayı

Minik prensim’in Haziran ayı önemli değişikliklikler, ve ilkler ile dolu geçti. Ayın en güzel sürprizi,ilk sahne deneyimi oldu. Yuvasının yıl sonu etkinliğinde Arı Maya olarak sahneye çıktı. Okuldaki gösteri hazırlanırken öğretmenleri kimseye ne olacaksınız, ne yapacaksınız anlatmayın, onlara sürpriz yapalım demiş. Aslan da, tüm hazırlanmalar sırasında, hiç anlatmadı, gerçekten herkese tam bir sürpriz, yaptı.

Haziran sonuna kadar, hafta içi okul devam etti. Hafta içinde okul dışında, annesi, aninası,(anneannesi) Meral teyzesi, nanası ile hergün önceden yapılmış, programları var. Haziran ayında bir hafta arası Aslan’la aninada buluştuk. Hafta içi görüşmek için,  önceden randevu almak şart.Biz bir akşamüstü programı için bir ay önceden plan yaptık, ve büyük aile anina’da bir araya geldik. Anina çok güzel yemekler, tatlılar yapmıştı, Meral Teyzesi de harika börekler. Aslan da okul çıkışı Nana ile geldi, Aslan’ın aninada en sevdiği şey olan,evin terasında  hamakta bol bol sallandı, Meral teyzesiyle oynadı, ve de masada ki, harika lezzetli yemeklerden,iştahla yedi.Tabi  hepimizin ilgi odağı, neşesi oldu.

                                                                                                  Klasik pazar günkü buluşmalarımız da ise, haziran başından beri,   vaktimizin bir kısmını plajda geçiriyoruz, güneye inmeden denize girmeyi düşünmüyoruz, ama yemeğimizi deniz kenarında yiyoruz,yemek sonrası dondurmamızı da , biraz temiz havada şezlongta uyuyoruz, biraz duşun altında oynuyoruz.

Önce biraz ayaklarımızı sokuyoruz.

Sonra dizler

Sonra bir cesaret hepsi,sonra kaçış, sonra bir daha  bir daha, gerçekten çok keyifliyiz, hem o, hem biz.

Dondurmada tercihimiz külahla ve çukulatalı

Plajda çok tanıdıklarımız var, babasının arkadaşları, dedişkonun arkadaşları, henüz yaşıtımız arkadaşımız yok.Özellikle babanın arkadaşları ile çok güzel vakit geçiriyoruz, sohbet ediyoruz, oynuyoruz, gözlüklerini takıyoruz. Çünkü tüm yaşıtları prensim de dahil, henüz kendi başlarına çok özgür, olmuyorlar.Anne babaları ile olmayı tercih ediyorlar. Beni her gördüğümde   şaşırtıyor,  her hafta biraz daha büyümüş yeni şeyler öğrenmiş buluyorum onu.

Ama yine de minicik bir bebek. Onu çok seviyorum. Yanımdaki her anından çok keyif alıyorum. Bütün hafta da aklımda, gönlümde onunla yaşıyorum.Haftaya yeni sürprizlerle bir arada olacağımız günü sabırsızlıkla bekliyorum.

Son An Gelişmeleri/Ayın Son sürpriz Haberi….                                                                   Hafta sonu olmadan bu ayın herhalde en önemli gelişmesi yaşandı. Aslan gözlük takmaya başladı, aynı babasının çocukluğunda yaşadığı gibi, hipermetrop tespit edildi, ve bir müddet prensim gözlük takacak.

Prens’in ilk gözlüklü resmi, aşkım aşkım aninası ile.Aslan için annesi, babası, arabaları,  çok önemli ama ya aşkım aşkım aninası, onun için haftanın 7 günü 24 saat nöbette sevgili İsmihan. Her anında, mutluluğunda, doktorunda, okulunda, eğitiminde, eğlencesinde her zaman gönüllü, bin gönüllü, güzel yürekli , sevgili aninası İsmihan.Haziran ayının sürprizlerinden biri de aninanın doğum günü olması.Nice güzel yıllara güzel dost,güzel arkadaş,güzel insan, harika anina, seni çok seviyoruz.

Sizlerle paylaşmaya da devam, sevgiler herkese…..

Prens’le Sahildeydik.

Prensimle her hafta buluştuğumuz da, beni yeni öğrendikleriyle çok şaşırtıyor. Yine müzik, yine latin tutkumuz ağır basıyor. Klüpte babasının arkadaşları ile karşılaşınca bambaşka bir çocuk oluyor, onlara ben burayı çok iyi bilirim, burası benden sorulur edasıyla gayet havalı davranıyor.Konuşmaları,her seferinde  çok daha detay içeriyor, sanki daha üç yaşında bile olmayan o değil, gibi, neler biliyor, neler anlatıyor.Her hafta kullandığı kelimeler süratle artıyor, ve hepsini çok doğru kullanıyor.Artık o benim en iyi arkadaşım, beraber müzik dinlemeye bayılıyoruz.Yeni tiyatrolara, showlara gitmek istiyoruz. Bu hafta sonu deniz kenarında, denize, güneşe alışmaya çalıştık.Henüz denize girmedi ama,parmak arası terliklerini giydi,öğle yemeğinden sonra   şemsiyenin altında şezlongda sohbet ederken uykum geldi, dedi.Denizden gelen tatlı esinti ile çok rahat ve keyifli uyudu. Ben de o yanımda  uyurken, hem onu, hem denizi tekneleri, yelkenlileri, etrafı  seyrettim.Hem kitabımı okudum. Bu haftanın en esprili anlarını da yemekten önce yaşadık.Aslan, öğle yemeği için  her zamankinden biraz daha önce acıktı,  deniz havası acıktırdı, herhalde.Masamıza oturduk, siparişlerimizi verdik, ama o çok acıkmıştı. Önce çatal bıçakla protesto yaptı. Fazla gürültü oluyor, deyince kağıt peçeteleri yiyecekmiş gibi tatlı bir tehdit show sundu. O da olmayınca biraz tuz ve karabiberlerle oynadık vakit geçirdik. Sonra biraz su içtik. Biraz haftanın şarkılarını  söyledik.

http://www.youtube.com/watch?v=_1VruwyuSsU&feature=relate

Mosa mosa asi voce me mata yı artık bayağı bayağı söylüyoruz.

Biraz yemekten sonra yapacaklarımızı konuştuk. Biraz da şakacıktan yer gibi yaptık, Sonunda bolonez soslu penne makarnamız geldi, soğumasını bekleyemedik, yoğurtla soğuttuk ve tabi her zaman baby baby yerken bu sefer biraz büyük büyük yemeye başladık.

Deniz kenarında ki keyifli uykudan sonra biraz müzik dinledik, biraz çadır yapıp oynadık, plajı boydan boya gezdik, yeni tespitler yaptık. Sonra evimize doğru yola çıktık. Ev de ferrarilerimizle oynadık, çay saati keyfi yaptık, büyükanne ile sohbet ettik, biraz televizyon seyrettik. Yeni latin şarkılar keşfettik. Akşam beraber yemek hazırlığı  yaptık. Yemek sonrası,her zamanki gibi, annesini babasını özlediği için artık evine gitmenin heyacanını yaşamaya başladı. Akşam eve dönüş kısmı , günün en güzel geçen bölümü. Arabada en sevdiğimiz latin parçaları dinliyoruz. Ben bütün latin CD lerimi çıkardım,onları dinlerken biraz da hep beraber şarkıları söylemeye çalışıyoruz. Bana da latin müzik hep süper enerji kaynağı olduğu için müthiş bir uyum içindeyiz. Oturduğumuz yerden müziğin ritmine de uymaya çalışıyoruz, yol çok keyifli geçiyor.Bu arada yoldaki tüm arabaların markalarını da söylemeyi sürdürüyoruz.Eve yaklaştıkça da annesi, babası için yaptığımız şarkı uyarlamalarını tekrarlıyoruz.İner inmez onlara yeni öğrendiği şarkıları söyleyeceği için çok daha heyacanlı , mutlu ve  sonunda  bizi terkediyor. Onu evine bıraktıktan sonra biz hep aklımızdan çıkmayan görüntüler , seslerle bir hafta sonrasının hayalini kurmaya başlıyoruz…..

Prensle Konser Keyfi

Bu hafta sonu tontonum sabah bize geldiğinde hava henüz ısınmamıştı, önce biraz evde sohbet ettik. Haftanın türkülerini , şarkılarını söyledik, yeni öğrendiği şarkıları söylemeyi çok seviyor, biz de onunla beraber söylüyoruz. Bu hafta öyle güzel bir türkü söylüyordu ki inanamadık, sonra şarkılarımız, kurbağa ve kargayı yeni yorumlarıyla hep beraber söyledik. Biraz taşımacılık yaptık. Arabalarımızı taşıdık, teslim ettik, inirdik, bindirdik. Son derece ciddi ve bilinçli.Kitabımızdaki hayvanların ingilizce isimlerini tekrar ettik.

Hava açınca da deniz kenarına gitmeye karar verdik. O ara hafif müzik çalan radyomuzda bir latin parça çalmaya başladı. Aslan latin müzikten, ritminden çok hoşlanıyor, hemen bizi de uyardı, ve hep beraber dinlemeye, ve de müzikle dans etmeye başladık.Araba da da latin dinleyeceğimize söz verip koşa koşa arabaya bindik.Arabadan dinlediğimiz parça bitmeden inmedik tabi.Sahile geldiğimizde bizi bir sürpriz bekliyordu, Umut bebek baterisini getirmiş iskeleye kurmuştu.

Biz de hemen yanına gittik. Aslan çalmak için izin istedi. Umut bagetinin birini Aslan’a vermeyi onun iki arabasıyla oynama teklifiyle kabul etti.  İki minik baterinin başında olunca başka minikler de geldi ve orkestra kurulmuş oldu.

Sırayla sololar yapıldı, zaman zaman anlaşmazlıklar çıktığı da oldu, ama hepsi sırayla bazen hep beraber çoşkuyla sahil konseri verdiler.Tatlı tatlı ısıtan güneş, denizde renk, renk, yelkenliler, tekneler, iskelede ciddi ciddi müzik yapan minikler,daha büyük mutluluk ne olabilir. Konserler sona erdiğinde yemek vaktimiz de gelmişti. Artık yemek saatimiz gelince masaya oturup yemeğimizi yemenin önemini ve ciddiyetini bilen prensim masada yarini aldı, ve özenle yemeğini yemeğe başladı.Yemek yerken sohbetler edip, denizdeki tekneleri seyretmek de çok keyifliydi.Sonra    beraberce biraz deniz kenarında dolaştık, kedilerle oynamak istedik, onlar bizim oynama teklifimizi anlamayıp kaçtıkları için onların peşinden gittik. Şezlongların altından çıkmalarını bekledik. Bazen kaybettik, başka kedileri takip ettik. Biraz başka miniklerin bisikletleriyle gezmelerini seyrettik, sonra artık eve gidip dinlenelim, sonra da Aslanın istediği annesinin çok güzel pişirdiği çukulata parçalı muffin yapmak için yola çıktık. Yolda markette durup alışveriş yapmayı planlamışdık. Durduk market arabamızı aldık. Sarı kırmızı arabamızın şöförlüğünü Aslan çok dikkatli yaptı. Alışveriş bitincede yerine ustaca parketti.

Evde hep beraber, hafif bir müzik açarak dinlenme pozisyonuna geçtik, prensim de yorgun ve mutlu uyudu.Kalkınca muffinlarımızı yapmayı teklif ettim, ama yüz vermedi,  oyunlar, şarkılar, daha enterasan geldi, armutlarımızı soyup yedik, değişik müzikler keşfettik, sonra hep beraber akşam yemeğimizi hazırladık ve yedik.Herzamanki gibi bana sofra kurmada yardım etti. Yemekden sonra biraz televizyon seyrettik, sonra da  Aslan’ların evine doğru  yola çıktık. Evlerine gelince, prensim bize gündüz söylediği türküsünü babasıyla beraber tekrarlayınca çok daha beğendik. Sonra baba oğul çok sevdikleri Latin parçayı dinlettiler,beraberce söylediler.Anlayacağınız prensim bize harika bir akşam konseri verdi. Artık banyo saati gelmişti, Aslan köpükler içindeki banyosunda da bayağı bir, oynayıp yatağına gitti, bizde, kanatlanmış gibi, nasıl döndüğümüzü anlamadan evimize geldik.Sanki evin her tarafında hala Aslan varmış gibiydi, sanki hiç gitmemiş gibi, üstümüzde kokusu, kulağımızda sesi, makinamızda resimleri, kendi dünyamıza döndük.

Prensle Tiyatroda

Bu hafta prensimle önce arabalarımızla oynadık, haftanın şarkılarını söyledik,” yağmur yağıyor,” ve “onun arabası var” yine favori şarkılarımızdı.Yeni resimli, oyunla öğrenme kitabımızı okuduk,birbirimize sorular sorduk. Gazeteden, çocuklar için  kültür, etkinlik, eğlence  haberlerine baktık. Gideceğimiz tiyatronun yerini öğrendik.

Yemek vakti beraber masamızı hazırladık, Aslan herzamanki gibi, bana yardım etti.

Sonra tiyatroya gitmek için yola çıktık. Tiyatroya geldiğimizde bize oyun başlamadan önce balondan kılçlar yapıp verdiler.Bizim renk seçimimiz mavi oldu.Çocukların yüzlerine değişik makyajlar yapılıyordu, ama Aslan istemedi.yerimize yerleştik, heyacanla oyunun başlamasını beklemeye başladık.

Oyunun adı Meraklı  Penguenler’di,Oyunun yönetmeni ve yazarı M.Tevfik Tunga, çocuklar için  müzikli eğlenceli ve öğretici bir oyun hazırlamış.

Oyun dört penguen ve iki (fok) ayı balığı arasında geçiyor. Arkadaşlarını kaybeden iki penguen tüm zorlukları yenerek, arkadaşlarını bulmayı başarıyorlar. Sevgilerinin karşılığında arkadaşlarına kavuşuyorlar, onların bu güzel davranışı sayesinde ayı balıkları da doğruyu, güzeli, sevgiyi  öğrenmiş oluyorlar.

Seyrederken çok güldük, alkışladık, ve  oyuncuların, oyun sırasında sahneden sordukları soruları,  tüm çocuklarla  beraber cevapladık.

Perde arasında da, sahneye çıkıp dekorları kontrol ettik, Aslan henüz üç yaşından küçük, oyunu tam anlayamadı, müziklerini, danslarını, komik yerlerini çok beğendi tabi. Ara sıra sıkıldığı anlar oldu ama hiç ayrılmak istemedi, sonuna kadar merakla izledi.

Oyunun sonunda hep beraber, tüm oyuncuları alkışladık,bir daha ki sefer başka bir oyuna gelmek dileğiyle,  evimize döndük.

Evde dinlenip biraz uyuduktan   sonra,  kulübe  gitmeğe karar verdik. Çünkü Aslan deniz kenarında olmayı, denizdeki gemileri,

oradaki minik kedileri görmek istiyordu.Hummer’ı mızı da yanımıza aldık.Gemileri ve gün batımını seyrettik, karanfilleri kokladık, kedilerle oynadık, ya da daha doğrusu kovaladık. Akşam yemeği için siparişlerimizi verdik. Sonra da hep beraber yemeğimizi yerken tiyatroyu, meraklı penguenleri konuştuk.Artık eve gitme vakti gelmişti,Aslan annesine, babasına bugün yaptıklarını anlatmak için sabırsızlanıyordu.Yolda, Aslan’ın da beğendiği  Latin müziği  dinleyerek keyifle döndük. Biz, tontonumuzu evine bırakınca,  onunla geçirdiğimiz harika gün için çok mutlu, ayrıldığımız  için buruk, gelecek haftayı şimdiden özlemeye başlamıştık bile.