Davet Sahibi Tasarımcı Olunca

Geçen hafta sevgili Nilgün Gülen bizleri Hasköy’deki yeni yerine, ofis ve showroom olarak kullandığı, bir yıldır, restore ederek hayata geçirdiği tarihi mekana davet etti. Nilgün kocasıyla beraber kurdukları BNG markasının sahibi, ortağı ve tasarımcısı. Kagider üyesi olduğundan beri de aynı  komite de beraber çalışıyoruz.Nilgün’ün başarılar dolu markalaşma hikayesini önce oryantasyon sunumunda dinledim. Sonra çeşitli televizyon  haber programlarında izledim. Yazılan çok haberi röportajı okudum.Sonunda da bu çok özel tasarımcı, yaratıcı arkadaşımın  tüm komite arkadaşlarımla beraber konuğu oldum.

Hiç bir şeyin tesadüf olmadığını, onu tanıdıkça daha çok anlıyorsunuz. Çok tatlı, hep kibar, güler yüzlü özel kadının ofis ve showroomu da aynı kendisi gibi.Nilgün markayı anlatırken, BNG keşfetmeyi ve keşfedilmeyi seven kadının markası diye tanımlıyor.Kendisi de marka hayata geçtiği günden beri kendi markasını giyiyor,” Dolabımda BNG’den başka marka yok.”diyor.Showroom da da herşey koleksiyon, eşyalar, aksesuarlar, davet için hazırladığı her şey keşfedilmeyi bekler gibiydi. Ben hep soru soran oldum.Sizlere de bu güzellikleri fotoğraflarla biraz olsun anlatmaya çalışacağım.

1800 lü yıllardan kalma tarihi bina eski bir döküm atölyesi imiş. Binayı restore edip, orjinal haliyle kullanıma açmak için Nilgün ve eşi çok uğraşmışlar, ama netice harika olmuş. Tarih, sanat, tasarım, moda, her gün tarihi mekanlarıyla popülerleşen Hasköy’e de çok değer katmış.

Nilgün kendi giymeyeceğim ürünü tasarlamıyorum, diyor. Bu çok özel, farklı kadın, binaya da çok yakışıyor, markayı da çok iyi taşıyor. Nilgün;davette ikram ettikleri ile, sunumu ile,herşey de farklılığını ortaya koydu.Bu onun doğal hali duruşu zaten.

O gün Bülent Bey ile de tanışma şansımız oldu.Nilgün’ün bütün bu  farklılığından, yaratıcılığından o da oldukça etkilenmiş, görünüyordu. BNG markasının başarılı sahibi, iş adamı  Bülent Bey ortama çok uygun kıyafeti ve tarzıyla bizlere katıldı.                                                Her şeyi kendine özgü davette birkaç özellikten bahsetmek istiyorum. Salatalar büyük boy bardaklarla servis edildi,tulumba tatlısı da shot bardakları içinde çok şıktı.Tüm tabaklar fincanlar çok hoştu, onlarla ikram edilenler de çok lezzetli.Yemek menüsü, tatlı seçimi,  herşeyin servisi,kahvenin yanında ki tadımlıklar, hepsi özelliği olan farklı lezzetlerdi.Aynen BNG nin koleksiyonu ve mekanı gibi.Bize de kendimizi çok özel hissettirdi.

Bülent-Nilgün Gülen çifti yıllarca fason triko üretimi yapmış, 6 yıl önce markalaşmaya karar verip BNG adıyla ilk adımı atmışlar ve Japonlar’ın gözde markası olmuşlar. BNG’den aldığınız bir ürünü en az 4 en fazla 8 değişik şekilde giyebiliyorsunuz. Kemer ve kuşaklar yardımıyla hırkayı elbiseye, yeleği tuniğe çevirebiliyorsunuz. Bu yabancıların markaya olan ilgisini katlamış. Geçen seneye kadar üretimin yüzde 70’ini ihraç ettiklerini söyleyen Nilgün Gülen, “Bu sene üretimimizin yüzde 50 sini iç pazarda yüzde 50sini dış pazarda satıyoruz, diyor. Yurt içindeki mağaza sayıları şu anda 11, hedefleri ise 14.Yurt dışın da ise toplam 200 butikte satılıyor.

Nilgün en az 4 en fazla 8 farklı şekilde kullanılabilen giysilerinin tanıtımını yapıyor.

Bülent Gülen aileden tekstilci, trikocu. Nilgün Gülen aslen İzmirli, ortaokuldan sonra İstanbul’a gelmiş. Bülent Gülen kendini bildiğinden beri babasının Mahmutpaşa’daki yerinde çalışıyor. Liseden sonra Boğaziçi Üniversitesi’nin açtığı İngilizce kursuna katılıyor. Çünkü amaçları trikolarını yurtdışına pazarlamak. Nilgün Gülen de aslında muhasebeci. Yolları kursta kesişiyor ve evleniyorlar. Nilgün Gülen de eşiyle birlikte çalışmaya başlıyor. Zaman içinde kendi tasarımlarını yapıyor. İtalya Polimoda’ya gidip tasarım dersleri de alıyor. Kendine güveni geldiğinde de kendi stilini yansıtan bir koleksiyon hazırlıyor. Karı koca markalaşmaya, fuarlara katılmaya karar veriyorlar. Ve Nilgün Hanım’ın anlatımıyla, “Paris’te ilk katıldığımız fuarda en kötü ve küçük stand bizimdi ama biz patladık, aldığımız siparişlere inanamadık” durumu yaşanıyor.

Japonya’da Takashimaya ve Isetan’da galeri konseptinde satılan 3 markadan biri.

Nilgün ile Bülent Gülen’in fotoğrafları koltuğun sırtına konmuş

Hikaye’yi Nilgün’ün kendi anlatımıyla da  aşağıda paylaştım.                                                       “Eşim Bülent’le birlikte kurduk. Aslında 17 yıllık bir geçmişi var. Marka 6 yıllık. Bülent tekstilci bir aileden geliyor. Biz hep tekstille uğraştık. Fason üretim yapıyorduk. Avrupa’dan birçok markaya üretim yapıyorduk. 6 yıl önce benim tasarımlarıma ağırlık vermeye başladık. O güne kadar çok klasik tasarımlarımız vardı. Bu marka tamamen benim giyim zevkim. Fuarlarda çok büyük ilgi gördük. Ve yolumuz açıldı. BNG yurtdışı ağırlıklı başladı. Şimdi senede 16-18 fuara katılıyoruz.                                                                                                       

BNG dünyanın en önemli moda haftalarından biri olan Milano Moda Haftası’ na kabul edilen ilk Türk markası oldu .

Yeni teknolojileri takip ediyorum. Kullandığım kumaşların teknik özellikleri benim için çok önemli. Kullandığım kumaşlar terletmiyor, vücut ısısını dengeliyor. Fonksiyonellik bizim için vazgeçilmez bir özellik. Tasarladığım bir kıyafet birden fazla şekilde ve stilde giyilebiliyor. Kullandığımız tüm kumaşlar doğa dostu. Deri triko karışımı da çok tercih ediliyor. Anne-kız trendini de takip ediyorum.

Pek çok Avrupalı giyim markasının başarısının sırrı şu aralar 18-45 yaş grubuna hitap etmesi. Yani hem kızları hem anneleri giydirebiliyoruz. Benim bir ürünümü farklı şekilde hem anne hem kızı giyebilir.

Ürünler de olaylık ve şıklık bir arada. Buna kim hayır der? 4 yıl önce Hong Konglu bir yakınıma bir Hong Konglu ile Japon’un farkını sormuştum. “Biz bir gömleği olduğu gibi, Japonlar ise ters çevirip giyer” demişti. O günden sonra fonksiyonel ürün tasarımlarına ağırlık verdim. Günümüzün ekonomik şartlarında bu bence herkes için harika bir seçenek. Benim en merak ettiğim ülke Japonya’ydı sanırım biraz da bu yüzden orada çok başarılı olduk. Japonya’ya sık sık gidiyorum. Orada mutlu oluyorum. İnsanlar çok saygılı ve çok çalışkan. Çat pat Japonca da öğrendim ama çok zor bir dil. Japon kültürünü ve yemeklerini de çok seviyorum.”

Nilgün’ün çok değer verdiği müşterileri arasında, her yaşdan farklı kadın var. Nebahat Çehre, Serra Yılmaz,Tuğçe Kazas bunlardan sadece üçü. Bu ara mağazalarında beş çayları düzenleyen davet eden Nilgün onlarla tanışmayı,onları anlamayı, dinlemeyi de çok önemsiyor.

Sevgili Nilgün senin gibi çok özel bir kadını tanıdığım için,   çok şanslıyım. Başarıların, mutlulukların, daima seninle olsun. Harika davetin, çok özel ikramların,  için de tekrar, tekrar teşekkürler,Sevgiler, sevgiler

Meltem ile Keyifli Davetler

Canınız keyifli bir şeyler görmek istediğinde, Meltem Beyazıt Tepeler yazın, karşınıza çıkacak, her başlığa tıklayın. Bir güzellikten, diğerine, göz kamaştrıcı bir düğünden, hayaller ötesi bir davete dalın gidin. Her zaman çok çekici gülüşü,içinizi ısıtan bakışları, candan sohbeti, mütevazi hali tavrıyla, Meltem, olağanüstü, farklı, yaratıcılıkta sınır tanımaz davetler organizasyonu, yapan çok sevgili arkadaşımız.

                                                                              Evet düğün, dernek, davet ihtiyacınız olduğunda, en ihtişamlısını, farklısını, parmak ısırtacak cinsten olanını, her zaman anlatacağınız, çocuklarımıza, torunlarınıza güzel anılar bırakacağınız değerde, olanını yapmak istiyorsanız,Meltem’i arayın, ona danışın, yaptıklarını izleyin.Sonra, Meltem sakin, dingin, güleryüzlü,zarif yapısı ve tavrıyla, sizi alıp, bambaşka güzellikler, keyifler dünyasına, hayallerdeki masallardaki düğün davetlerin içine sokuverecek.

Meltem’i uzun zamandır tanıyorum, ikidir de tesadüf Pera Palas’da ortak davetlerde, organizasyonlarda   bir araya geliyoruz.Hem de bu çok sevdiğim otelde, tarihi yapıda,bakıyoruz, yanyana oturmuşuz. Bir çok arkadaşımı, değerli iş kadınını yazmakta geçiktiğim gibi, Meltem’i de  yazmakta çok geç kaldığımı düşünüyorum. Meltem sürekli, yaptığı muhteşem işler, organizasyonlar gibi, çok gurur duyacağımız başarı haberleriyle de bizi mutlu ediyor.

İlk biraraya geldiğimiz de Düğünler ve İstanbul kitabını yeni yazmıştı.Üzerinden hemen günler aylar geçiveriyor.

İstanbul’u en güzel düğünleri ile anlatan bu masalsı kitapda, tüm dünyada, her geçen gün daha da popülerleşen güzel şehrimiz ,İstanbul’un en seçkin düğün mekanlarında,birbirinden güzel düğünlerin hikayesiyle anlatılıyor ve  İstanbul’un ‘Düğün Destinasyonu’ olarak ne kadar önemli bir konumda olduğunu  kanıtlıyor. Evlenecek çiftler için de yeni trendler, şık düğün sofraları, muhteşem güzellikte nikah ve seremoni görselleri  içeriyor aynı zamanda…

‘Düğünler ve  Istanbul’ kitabı, geçtiğimiz 2011 Ocak ayında Paris’te ‘Maison Objet’ fuarında da satışa sunuldu. Uluslararası profesyonellerin katıldığı bu fuarda büyük ilgi gördü.

İstanbul’da her dini kucaklayan nikah seremonileri, eski İstanbul’un evlilik gelenekleri , sinagoglar, kiliseler, kına geceleri, kısacası  İstanbul’da evlilik tarihi ve kültürü de ilk defa bu özel kitapta.

Meltem’in benim  çok değer  verdiğim,çalışmalarından  biri de bir eğitimci olarak,  sektöre genç profesyoneller yetiştirme çabası.                                                                                    Tepeler, etkinlik sektöründe öncü derneklerinden Yaratıcı Etkinlikler Planlama ve Uygulama Derneği’nin (YEPUD) başkanı ve kurucularından.

Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) ve YEPUD işbirliğinde halen devam eden ‘Etkinlik Yönetimi Sertifika Programı’nın oluşmasının öncülerinden olan Tepeler, aynı eğitim programında mesleki tecrübeleri ile ilgili dersler veriyor. Tepeler, etkinlik sektörü ile ilgili çeşitli konferans ve seminerler düzenlemeye ve sektöre genç profesyoneller yetiştirmeye devam ediyor.

Aşağıda basında çıkan yazılardan birkaç başlık koydum.Hepsi birbirinden çekici, iddialı, şaşırtıcı başarıların haberleri,

İslam Konferansı’na ve Nato Zirvesi’ne imza atan kadın

Papa’ya yemek ziyafeti çekti, işleri bir anda açıldı

Bu kez KM’nin damadı George Bush’tu.

KM Events’in 2023 hedefi 65 bin uluslararası düğün

“Düğünler ve İstanbul” İçin Muhteşem Lansman

Ben tıklayın, bu müthiş kadını tanıtım videoları ile, TV programları ile, blogu, webi, muhteşem görselleriyle tanıyın, hem siz de rüya gibi güzelliklerle dolu bir dünyada gezinin diyorum.

Ben de aşağıda KM Events’ın hakkında sayfasını ve harika bir tanıtım görselini, sizler için  paylaştım.Sevgili Meltem’i bu müthiş başarıları, çalışmaları, ülkemizi İstanbul’u tanıtan organizasyonları, eğitime gençlere katkıları için defalarca kutluyorum. Seninle gurur duyuyoruz, Meltemcim.

KM Events  Türkiye’yi pek çok uluslararası etkinlik, davet ve düğünde temsil ederek, Türkiye adına, en önemli misafirleri ağırladı. Papa XVI. Benedict, George Bush, Tony Blair, Chirac, Berlusconi, Schröder, Aliyev, Condelizza Rice ve daha pek çok devlet adamı KM Events’in konukları oldular…

KM Events , 2004 yılında  gerçekleşen  Nato Zirve Toplantısı Başbakanlık  Gala Yemeği düzenlemesi  olmak üzere, 2004 yılında İslam Konferansı etkinlikleri düzenlemeleri , 2006 yılında Bakü- Ceyhan – Tiflis Boru hattı açılışı Cumhurbaşkanlığı yemeği düzenlemesi,  yine 2006 yılında Papa XVI. Benedict ‘in ve 2007 yılında Condelizza Rice’ın  İstanbul’da ağırlanmasına imza attı. Okumaya devam et

Davet Favorilerim

Favorilerim sürekli birikiyor, kısa kısa yazmakta fayda var, diye düşündüm.

Son dönemlerde gittiğim davetlerdeki favorilerimi yazacağım bugün.

Önce Antakya mutfağının harika lezzetlerini yemek, ya da eviniz de ikram etmek isterseniz,Akdeniz Hatay Sofrası  çok doğru adres. Sevgili Fatoş Kayacan Hataylı’nın evindeki davette, hem lezzetler, hem servis ve sunumlarıyla ekip de yemekler de harikaydı.Ev deki davetler  için, çok farklı ve özel, hele Antakya’lı de iseniz.

Fatoş Hanımın çok lezzeli Antakya yemeklerinden seçtikleri,  Oruk, Yeşil Zeytin Salatası, Zahter Salatası, Muhammara, Babagannuş, Mutebbel, Kısır, Humus, Tuzlu Yoğurt, Kaytaz Böreği,Tuzda Kuzu ve Hatay Usulü Künefe, İncir Tatlısı, Kabak Tatlısı  idi. Deveci Tuzda  Kuzunun   servisi ,ve sunumu müthişdi.  

Akdeniz Hatay Sofrası, Hatay’ın unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerini ve Hatay’da evlerde yapılmış olan çeşitleri birleştirerek bir menü oluşturmuş.Hem Aksaray’da ki, 250 kişilik restaurantta hem çağrıldıkları davetlerde, tüm maheretlerini sergiliyorlar.                                                                        Mekanın menüsünde Akdeniz yöresi yemekleri olarak tuzda kuzu, deveci cerra kebap, yöresel çorba ve pilavlar, yöresel salatalar ve mezeler yer alıyor.

Fıstıklı kadayıf, kabak tatlısı, turunç tatlısı, kömbe, kerebiç ve köpük gibi yöreye ait tatlıların yanı sıra dut şerbeti, meyan şerbeti, menengiç kahvesi gibi alternatifler de sunuluyor.

Ayrıca hafta içi saat 08.00 ile 11.30 arası 51 çeşit, her pazar 08.00 ile 13.30 arası 151 çeşit, tamamı Hatay yöresel kahvaltı hizmeti de sunuyor.

Akdeniz yöresinden günlük gelen keçi sütünden yapılan peynir çeşitleri, özel mezeleri, ev yapımı tadında tencere yemekleri ile kireçte bekletilme usülü ile yapılan reçel ve tatlılarını (kabak tatlısı), fırında pişen özel kurabiye ve börek çeşitlerini, yöresel sini oruğu ve öcce gibi çeşitler de sunuluyor.

Kahvaltı davetleri her zaman çok keyifli ve  popüler. Yaz başı gittiğim çok anlatılan beğenilen,bahçede kahvaltı davetinde ise, çok başarılı bir organizasyonla, sürekli sıcak gözlemeler yaparak gelenleri çok mutlu ettiler.Daha sonraki bir davette ise Mardinli arkadaşım, ünlü Mardin mutfağı Cercisim Murat konağından gelen Mardin börekleri sembusek  ile çok sükse yaptı. Sembusekleri gönderen de yine çok sevgili arkadaşımız, Cercisim Murat Konağı’nın sahibi Ebru Baybara idi.

Cercicisim Murat’da hem kendi yerlerinde, hem davetlerde, Mardin Mutfağının yöresel zenginlikleri  çok lezzetli, çok çeşitli, çok zengin, benim için çok değişik, farklı ve çok başarılı da  sunuyorlar.Anlatmak zor illa deneyin diyorum. Ben de tüm misafirlerimi, dostlarımı mutlaka en az bir kere orada ağarlıyorum, ya da ev davetlerim de  birşeyler sipariş ediyorum.

Prensimin annesi Ezgi ise her davetinde harikalar yaratıyor. En son katıldığım doğum günü partisinde, karidesli sebzeli noodle, fesleğenli somon, kuzu ıspanak salatası, mantar , patates,peynir krakarlerle donattığı sofrası bana çok pratik ve sıcak geldi. Birde Bayram Usta’dan  ısmarladığı imambayıldı vardı ki inanılmaz lezzetli idi.Tatlı masasına da yine Bayram Usta’dan çok özel profiteroller ısmarlamıştı.Bayram Usta kırk seneye yakındır aynı yerde Topağacı’nda  aynı lezette yemekler yapıyor. Ben de  seneler, seneler önceTeşvikiye’de otururken, evimdeki davetlerde kendisine yemek siparişleri verirdim.O zaman da bir numaraydı, şimdi de müthiş. Ezgi’nin davetinde tüm yemekler çok güzeldi ama Bayram Usta’nın imambayıldısı parmak ısırtan cinstendi.

Yine hep favorim, yakın dostların, akrabaların bir arada olduğunda beraber oluşturduğu sofralar, herkesin en beğendiğini  iyi bildiğini yapıp getirdiği, beraberce kararlaştırılan menüler.Böyle sofralarda ben genelde, patlıcan salatası yapıyorum, galiba. Ezgim geçen hafta bize gelirken, siz salatayı yapmayın ben yapayım dedi. Sonra bir kavonoz suda mozeralla, haydari, balzamik sirke, bir kavonozda közlenmiş  kızrmızı biberle geldi. Yıkanmış salataların üzerine  balzamik sirke, zeytinyağı, haydari koydu, kırmızı biberler ve mozerallaları doğradı. Sonuç muhteşem oldu.Yazdıkça bir sürü başka favorilerim aklıma geliyor, ama burada kesip başka sefere diyorum. Sevgiyle, sevgilerle,

Emirgan’da Davette

Eylül de sosyal yaşam çok hareketli başladı. Hepsi birbirinden değerli, keyifli çok özel davetler arka arkaya geldi. Cuma akşamı Emirgan’da çok özel bir evde Fatoş Kayacan Hataylı‘nın davetindeydik.Hem de tüm Kagider grup birarada. Fatoş hanım, davet tarihinin herkese uyması için, bu çok özel  daveti iki kere tekrarladı. Ben de ilk davete katılamamıştım. Neyse ki ikinci davete gidebilen şanslılardan oldum. Fatoş hanım, şahane bahçeli evinin havuz başında Antakya mutfagından çok lezzetli seçimlerle harika bir davet organize etti. Çok güzel bir sonbahar akşamında çok büyük bir grup elli kişi kadar Kagider’li iş hanımı biraraya geldi.Saat 19.00 daki davete biz yine Kadıköy yakasından iki arkadaş, Şenda ile  buluşarak beraber gittik.Keyifli sohbetlerle, anlaşılamayacak şekilde trafik de açık olduğu için çok da erken davet yerindeydik. Biz de bu vakti yine aynı mahallede bir üst sokakta oturan Şenda’nın kuzenine uğryarak değerlendirdik.Bölgenin, mahallenin bütün evleri ağaçlar, havuzlu bahçeler, geniş alanlar içinde hepsi birbirinden güzel, şık  malikaneler. Bana kendimi sanki Beverly Hills’deymişim gibi hissettirdi.Fatoş hanımın evi de çok hoş büyük bir bahçe içinde çok şık beyaz sutünlarla girilen ihtişamlı olduğu kadar da  sade görüntüsü ile hemen dikkat çeken bir ev. Fatoş hanım bizi kapıda her zamanki zerafeti ve şıklığı ile karşıladı, bahçede herkesin göreceği yerlerdeki ekranlarda Antakya Mozaik müzesinin tanıtımları dönüyordu, çok keyifli müzik de bahçenin her tarafında bizi bu çok güzel Eylül akşamında,mutlu hayaller alemine götürüyordu.Davetliler 19.00 dan itibaren gelmeye başladılar.Saat sekizbuçukdan sonra hazırlanan uzun masada Antakya mutfağının en güzel yemekleri yerini aldı.

Fatoş hanım misafirlerini girişte ,karşılıyor, çok güzel bahçesinde mutlulukla ağarlıyor.Sohbetler de çok keyifli tabi. 

Kendimi Beverly Hills’de de gibi hissetmemin en önemli nedenlerinden biri de Hollwood artisleri kadar şık güzel ev sahibimiz Fatoş hanım, ve yine çok şık ve güzel konuklardı, bence.Fatoş Kayacan,Handan Ercengiz, Zuhal Mansfıeld.Hava yeni yeni kararmaya başlaıyor.Harika hafif bir müzik, Belma Satır, Fatoş Kayacan, Handan Ercengiz, Fisun Usta ve Ferda Boyar.Hoşgeldin içkileri ikram edilmiş. Benim tercihim karadutlu votka oldu.Tüm davetliler birbirinden şık, hoş, keyifli. Nurdan Tekelioğlu, Serpil Koyuncu, Ferda Boyar, Handan Ercengiz,Zeynep Rüstemoğlu,Münteha Adalı,Güzin İlker, Refiye Erişçi, Özlem Cansü,Dilara Koçak, Şenda TüfekçioğluAntakya mutfağının usta elleri, harika yemekleri hem anlatıyorlar, hem ikram ediyorlar,herşey çok lezzetli. Esra, Şenda,Handan,Ferda, Nuran, Emine ile. 

Çok lezzeli Antakya yemeklerinden seçilenler,  Oruk, Yeşil Zeytin Salatası, Zahter Salatası, Muhammara, Babagannuş, Mutebbel, Kısır, Humus, Tuzlu Yoğurt, Kaytaz Böreği,Tuzda Kuzu ve Hatay Usulü Künefe, İncir Tatlısı, Kabak Tatlısı  idi.                                       

Davet yazılarımdaki yemekleri,özelliklerini, organizasyon şirketlerini, sunumlarını favorilerim yazılarımda ayrıca sizlerle paylaşacağım. Hepsi denenmiş ve çok beğenilmiş, olduğu için faydalı olacağını düşünüyorum.

Şenda Tüfekçioğlu ve Ferda Boyar ile
Hiçkimse  bu güzel, keyifli  ortamda defalarca poz vermeye itiraz etmiyor. Her şey mutluluk veriyor. Belma Satır, Münteha Adalı, Fisun Usta ve Handan Ercengiz ileBen çok şanslıyım, Nilüfer Köylüoğlu , Tina Christa Sezer, Miyase Bülbül ve Dilek Sayan ile bir masadayım. Konuşacak o kadar güzel şeyler var ki. Nilüfer iş anılarını anlatırken, eğitim verdikleri çocuklarla ilgili yerlerde, ağlayacak kadar duygulanıyor.Sevgili Tina işi ve torununun başarılarını bizi kırmıyor, keyifle paylaşıyor. Miyase’den ise  her zaman öğreneceğimiz çok şey var. Dilek ile ben yanından ayrılamıyoruz.

Yukarıda solda Miyase Bülbül ve Dilek SayanHer masada farklı sohbetler, farklı hikayeler var. Aylin Yalçın, Ayşegül Demirağ,Nilgün Keleş, Münteha Adalı, Sema Turaçoğlu,Handan Ercengiz, Dilara Koçak, Güzin İlkerDeveci Tuzda Kuzu Etinin kırılması müthiş bir görsel şölene dönüştü, arkadaşlar sıraya girip şanslarını denediler. Ferda bu işi  özel  maharet ve espri ile yaptı.Sevgili Nuran’ın bıçağı tutuşundan nasıl başarılı bir mimar olduğu hemen farkediliyor.Yemek sonrası sohbetleri ve son kare resimler, kimsenin gidesi yok.Çok keyifli başladı, çok keyifli bitiyor. Uğurlamalar da çok şık hediye paketleriyle yapıldı.Valeler arabalarımızı hazırlamış, Fatoş hanım kapıda uğurluyor….Harika bir gönül zengini davet daha bitmek üzere, defalarca teşekkürler sevgili Fatoş Kayacan, sizin gibi çok zarif çok şık bir davetti.Hepimizi biraraya getirdi, keyiflendirdi. Enerji, mutluluk depolattı. Sevgiler

Prens’imin Üçüncü Yaş Partisi

Evet o gün geldi. Dün  prens’imin üçüncü yaş günü partisindeydik. Aslan uzun zamandır, doğum günü partilerine katılıyor, ama neler oluyor, tam anlamıyordu.Kendi doğum gününde de  ilk defa bu sene bilinçli oldu. Katıldığı doğum günlerin de, doğum günü sahibine hediyeler geliyor,  mumlar söndürülüyor, pastalar kesiliyor, mutlu yıllar şarkıları çalınıyordu. Bütün bunların  onun doğum gününde de onun için yapılacağı anlatılıyordu.

                                   Sonunda o gün geldi. Her kapı çalındığında, her gelen Aslan’a bir hediye getirdi. Aslan heyacanla paketleri açtı, ve herkese doğum günüm için mi diye sordu.  Annesi ona bu doğum gününde Miki kıyafeti almış babası da yaş günü panosunu Miki ile yapmıştı. Birde Miki Abi vardı, Aslan ile oyunlar oynayan, danslar eden, Miki abi. Annesi çok hoş yemeklerle harika bir sofra hazırlamışdı.  Ferrari pastası, sarı kırmızı renklerde ve  34ASL1905 plakalı idi. Ayrıca çok lezzetli ve çekici şekerlemeler,  bir kovada sehpada minik  misafirleri bekliyordu. Her şey çok şık, çekici, iştah açıcı, keyifli ve neşeli idi.Konuklar Aslan’ın en sevdikleri ve Aslan’ı en çok sevenlerdi.Bu mükemmel günden aktarabildiklerimi resimlerle paylaşıyorum.

En güzel resim İrem ablası ile çıkmış, ikisine de bayıldım.

Miki abi aninası Meral teyzesi ve harika şekerlemeler ile

Merve kırmızı benekli Mini kulakları ile çok hoştu,Can abisi,Hande, Şayan hepsi partide idi.Cem bebek ve babası Mois,Tutu abisi, Alegra,Atilla dayısı,Zehra teyzesi tüm sevdikleri

Yemekler, Ezgi’nin seçimi, mahereti ve sunumuyla hem çok lezzetli hem çok iştah açıcı ve şık görüntülü idi. Favori sayfalarında detaylarını anlatacağım.

Meral teyze parti için Bodrum’dan dönmüştü, hem de Aslan’ı çok özlemiş tabi.

Daha parti başlamamış, birazdan Aslan kıyafetini giyecek. Dedişkosu, kaykayını monte ediyor.

Miki kıyafeti çok hoş, Aslan  pantalon askılarını takmamakta ısrarlı. Annesi ile  keyfi süper, ona çok beğendiği şekerlemelerden tattırıyor.

Üç erkek, bir arada,dedişko, babası ve minik prens 

Burada dedişko ve benim için poz veriyor, tam yemelik.

Burada baba oğul, karedeler…..

Herkes masaya sıra pastaya geldi.Müthiş Ferrari pasta, hem de sarı kırmızı tam Aslan’ın seveceği cinsten, sıra kesmeğe gelmiş. Numani dedesi, güzel kız arkadaşı Alegra, babası izliyorlar annesi de kesmeye başlamış.Nice mutlu senelere minik prens, sağlıkla neşeyle, mutlulukla…